Editörün Seçtikleri Sinema

Muhammed’in filmleri

Cemil Meriç, Kırkambar’da şöyle diyor: Politika ve aksiyon adamlarının en zayıf yanı, düşünce adamını küçümseyişleridir.  Beyinle kol, nazariye ile aksiyon el ele vermedikçe, toplum sıhhate kavuşamaz.

Elbette düşünce adamı sanat adamıdır.  Bir fikrin olması demek, estetiğin bulunması ve güzelliğin peşinde bir duygu ve algılayış çabası demektir.  Bediüzzaman: Ecnebiler fünun ve sanayi silahıyla bizi istibdad-ı manevileri altında eziyorlar, derken buna karşı yine fen ve sanatla karşı çıkılabilineceğini vurguluyor.

Ömer Lekesiz, bir süre önce roman için yazmıştı: Yapmasak da yapabileceğimizi göstermek durumundayız.  Yani, Müslümanın bazı sanat uygulamaları ile ilgili bazı çekinceleri olabilir; ancak o gücü olduğu halde yapmamak da bir güçtür.  Minyatür sanatı örneğin, Batı’nın portresinin çok önündedir.  Bu resme karşı da değildir, çünkü portrede olmayan çok boyutluluk, soyut yaklaşım ve derinlik ve de zaman üstülük minyatür bakışında vardır.  Aynı şey hat için de geçerlidir.  Hat sanatının heykele karşı olduğunu söylemek de yersizdir,  çünkü kimi hattın verdiği heykel duygusu heykelin çok ötesindedir.

Elbette,  İslam’ın anlam estetiği, Bediüzzaman’ın şekil dizininden değil anlamların estetik ardıllığında beklediği ruhani bir haldir.

Sinema sanatı da bu anlatılanlardan farklı olarak, yeni bir uzayı adlandırıyor.

Bediüzzaman’ın sinemaya ilgisi malum çerçevede sanatın içinde aradığı ibreti bulabilmek için bir güzel yol açmasındandır. Muhtemelen izlediği sessiz sinemanın kendisi için döneminin sanat algısına da bir açılışı idi. Şarlo ile sinema perdesinde karşılaşmaları da muhtemeldir.  Chaplin’in sinemasının doğrusu Bediüzzaman’ın  sinema algısı ile birleşen çok noktaları olacağını düşünüyorum.

Bu noktada Muhammed Benek’in zihin açıklığı bize buradaki bağlantıları açığa çıkarma fırsatı vereceğini düşünüyorum.

Muhammed bir süredir sinemanın hem fikir hem de aksiyon alanlarında dolaşıyor.  Bu kendisine hem büyük bir imkan hem de büyük sorumluluklar yüklüyor.  Sanat zaten dışarıdan bakılınca böyle birşeydir.  Doğrusu içeriden pek öyle değildir,  sanatçı sorumluluk ve imkan değil de daha çok acılarını yüklenir.

Muhammed Benek, sanırım ilk Elma ile ortamıza düştü.  Kısa ve etkileyici bir merhaba idi.  İnternetten, birkaç edebiyatçının olduğu bir ortamda, seyrettikten sonra fikirlerini almak istedim.  En güzel yorumu orada bulunan genç bir lise talebesi verdi.  O zaman anladım ki, Muhammed geleceğe bakıyor.  Sinema geçmişin değil hep geleceğin, yeni nesillerin, genç beyinlerin sanatı olmuştur.

Sanat kişiseldir.  Akımlar biçimseldir, içerik insanların kendi benliklerine aittir.  İyi insan olmadan iyi san’atçı olunamaz. Muhammed’in iyi bir san’atçı olması için zaten olanı, güzel insanlığını ortaya koyması yeterli… Bu onun en büyük avantajı… Güzellikleri içinde dolandığı sürece sanatında büyür.

Bu sadece Muhammed için de geçerli değil..  Etrafında Onun kadar güzel arkadaşları, güzelliklerini zihnindeki akıştaki incelikle canlandırabiliyorlar. Konuşma imkanı bulduklarımda bu var. Aldıkları ödüller de şimdiden bir hakedişi gösteriyor.

Küçük bir dokunuş bile büyük bir insanlık gerektirir.  Muhammed Benek ve ekibi küçük işler, büyük anlamlar peşinde emin adımlarla ilerliyorlar.  Minyatür gibi, içine daldıkça daha da açılacaklar, derinleşecekler, geleceği yakalayacaklar.. inşâllah… Bunlar basit teknik gelişmelerle etrafı örülecek şeyler…

Büyük laf etmektense, küçük iş yapmayı tercih etmek lazım.  Büyük adamları beklemektense “küçük” adamların işlerini alkışlamalı.  Çünkü bu işte küçük büyüktür, küçük adam gördükleriniz büyük adam dediklerinizdir…. Sanatın büyüklüğü buradadır. Aksiyon adamlarının sanat adamlarından etkilenecekleri alan da burada olabilir.

Salıncak, Vahdet… İşte Muhammed’in son kısa filmi “Beyaz”. Gerçek bir hikâyeden uyarlanan gerçek üstü bir güzellik.. Güzelin gerçek üstü âla boyutunu gösteren.. doğrusu, güzelliğin gerçeküstüne de ihtiyaç bırakmayan sadeliğini ortaya koyan bir “küçük” insanlardan “büyük” insanlık boyutu…

Muhammed’in insana bakışındaki zenginlik, ifadede çeşitlilik olarak yansıyacaktır. Belli bir yöre, ağız, töre, usûl takıntılarında azalmadan sürekli çoğalan bir insan zenginliği… İnsan toplamak, Muhammed’in güzel yüreğinin evrensel bir ifade alanını da oluşturuyor. İşte budur bizi kurtaracak… Derviş Zaim: “Felsefenin yapmaya çalıştığı şeyi şu an sinemanın yapması gerektiğini düşünüyorum.” diyordu. En son ifadelerinde ise, sinemada bütün cevaplarını veremediğini itiraf ediyor. Muhammed’den beklediğimiz de hem aksiyon hem de düşünce olarak çalışmaya devam etmesi; yani hem sinema yapması hem de sinema düşünmesi ve yazması… Tek taraflı kalma şansı yok, çünkü şimdilik aramızdaki tek sinemacı kendisi…

Bir yeteneğin emin adımlarla küçük “hu” larla yürüyüşüdür izleyeceğimiz… İnşallah.. dervişan “hu”  “hu” larla yürürken biz de arkalarından “ibretle yüklü” izliyor olacağız…

Bir de not: Bu sene “hadis filmleri” dizisi yeni yapımlarla devam edecek inşallah…

Yazar hakkında

Caner Kutlu

Caner Kutlu

Yorum yaz