Editörün Seçtikleri Röportaj

CÜNEYD SUAVİ-Gitarını Kesen Adam-

Okulumuzu ziyarete gelen Cünyet SUAVi ile Yazar-Okur Buluşması öncesi bir röportaj gerçekleştirdik. Sağ olsun bizi kırmadı. Sorulara verdiği cevapları değiştirmeden aktarıyoruz. Konuşma havası içindeki cümleleri bu gözle değerlendirmenizi temenni ederiz. Öğrencilerim Rahmet Rümeysa BOŞNAK ve Zeynep SARICA’ya  bu röportajda görev aldıkları için teşekkür ederimIMG_4410 (1)

Öncelikle  hoş geldiniz. Bize biraz kendinizden bahseder misiniz? Kimdir Cüneyd Suavi?

Cüneyd Suavi garip bir mimar. Hiçbir zaman yazarlığı düşünmemiş , hiç aklına bile gelmemiş, gelse bile zaten kıymeti yok hükmünde bir adam; çünkü lise son sınıfta kompozisyondan ikmale kalmış. Benim 5 tane mesleğim var : Bir mimarlık , iki yazarlık, üç bahçıvanlık mesleğim var , dört harika köfteciyim bir de harika bir temizlikçiyim.   Ama ben bunu iftiharla yapıyorum. Çünkü Allah Resul’ünün bir hadisi var “Eğer ev işlerinde eşinize yardım ederseniz ve bundan şikayet etmezseniz,  Cenab-ı Hak sizin isminizi şehitler  ve gaziler defterine yazar. Attığınız her adımda bir Hacc ve Umre sevabı yazar. Size vücudunuzdaki tüyler adedince Cennet’te şehirler verir. “ Nedir karşılığı? Eşinize ev işlerinde yardım etmek ama bundan şikayet etmemek şartıyla.

IMG_4410Yani Cüneyd Suavi’nin kim olduğunu tarif ettim size. 4-5 tane mesleği olan ama asıl mesleğini yazarlık kabul eden biriyim.

Peki yazarlık serüveniniz nasıl başladı ?

Biraz önce de söyledim, kompozisyondan ikmale kalmış biriydim. Yani böyle bir kişinin yazar olması mümkün mü? Değil.  Ama Cenab-ı Hak isterse yapıyor. Tabi ben bunu dualarımla talep ettim Cenab-ı Hak ‘tan. Nasıl talep ettim? Sizin yaşlarınızdayken bir ara Hekimoğlu İsmail`in sohbetine gittim. Sohbette yaklaşık  200 tane genç vardı. Hepsi lise öğrencisi ve erkekti. Hekimoğlu girdi içeri baktı ve “ Aranızda evliya olan var mı? “ dedi. Biz sonra hemen kafalarımızı yere eğdik.  “Peki aranızda namaz kılan var mı? “ deyince herkes kaldırdı elini tabi. Sonra “İşte evliya işte evliya … “ dedi ve çok güzel bir sahneydi o. Sonra sohbet sırasında dedi ki “ Eğer isterseniz Cenab-ı Hak‘tan , dua ederseniz , istemesini bilirseniz ,Allah sizi yazar yapar “. Ben de içimden “Hekimoğlu iyi attın he “ dedim. Biz yazarlığı nasıl düşünüyoruz? Cenab-ı Hakkın doğuştan insana verdiği bir kabiliyet şeklinde düşünüyoruz değil mi.  Halbuki yanlış düşünce . Yani onu doğuştan veren kudret daha sonra veremez mi ? Dedim ki Ya Rabbi sen kardeşlerime yazı yoluyla hizmet etmemi nasip et. Ve bunu Cenab-ı Hak nasip etti..  Sakarya Üniversitesi`nde asistanlık yaptığım zamanlarda orada mimar olduğum duyulmuş bir noktadan sonra. Zafer dergisinden arkadaşlar dediler ki “Hocam dergi çıkartıyoruz bize yardım edeceksiniz mimarlıkla alakalı.” Ben tabi kabul ettim. Dergiye yardım için parmağımı uzattım ne parmak kaldı ne el ne de kol. Beni çekti içine 15 yıl boyunca orada editörlük yaptık. Bütün işleriyle ilgilendik. O zamanlar fazla yazar yok. O yüzden birkaç isimle yazı yazıyorduk.  Dolayısıyla o dergide bir sayfa boş kaldı.  Ben de o sayfayı bir hikayeyle doldurayım dedim. Davulcu diye bir hikaye yazdım. İkinci hikayem yeşil elbiseydi. O Türkiye de çok ses getirdi ve o beni yazarlığa itti. Yazarlık serüvenim böyle başladı. Yani her şey bütün güzellikler Allah’tandır.

IMG_4415 (1)

 

Ben şu konuda yazmalıyım diye bir şey düşündünüz mü o yıllarda ?

Allah biliyor benim şu an 14 kitabım var hiç birini isteyerek ve planlayarak yazmadım. Yani şöyle bir kitap yazayım demedim, mümkün değil. Allah Resulü ile ilgili bir kitap yazayım mümkün değil. Ama nasip olmuş hepsinin zamanı gelmiş. Mesela bana daha evvel  Allah Resulü ile ilgili kitap yaz dediler. Ben haddimi bilirim ben yazmam dedim. Fakat boş bir zamanım vardı bir kitap yazayım dedim.  Bir liseye davete gitmiştim. Sohbetten sonra müdüre benim kitap yazmak için  boş vaktim var sence ne yazayım demiştim. Bana hocam Allah Resulü ile ilgili kitap yaz çok ihtiyaç var, dedi. Dedim bir dakika yani yüzlerce kitap var. Bana yok hocam şu an en büyük ihtiyaç bu. Yazılan kitaplar ya çok ağır ya çok hafif dedi. 15 gün sonra başka bir yere daha gittim ve orada da sordum. Hocam dediler Allah Resulü’nün kitabı. Dedim 15 gün önce de aynı şey söylendi. Eve geldim bu sefer Zafer yayınevinden atayıp “Hocam dediler Allah Resulü ile ilgili kitaba çok ihtiyaç var.” Tamam dedim üç oldu.3 yıl sürdü o kitap. O kitabı yazarkenki süreç hayatımın en güzel zamanlarıydı. Özellikle son zamanlarında 10-11 saat deliksiz bilgisayar başında kaldığım oldu. O kitabı sıksanız iki maşrapa göz yaşı akar. O kitap öyle bir kitap yani.

Yazarken belirli bir teknik gözetiyor musunuz ?

Cenab-ı Hak eğer ilham etmezse hiçbir şey olmaz. İlhamı da tabi gözümüzde büyütmememiz lazım.  Cenab-ı Hak arılara da kelebeklere de ilham veriyor. Fakat Cenab-ı Hakka dua halinde olacaksın. Yazarın dua halinde olması lazım. Cenab-ı Hak bir şeyi ihsan ediyor. İçime bir kıpırtı veriyor. Hemen koşuyorum bilgisayar başına. Hani yumurtlayacak tavuk folluğa koşar ya onun gibi. O sırada kafamda bir konu belirleniyor. Ve onu yazmaya başlıyorum. Fakat yazmaya başlayınca Allah biliyor o noktadan sonra artık hiç  kelimeler beni dinlemiyor ve yazıyorum , yazıyorum artık otomatikman yazılıyor. Ve sonunda öyle bir hikaye çıkıyor ki benim düşündüğümden kafamda tasarladığımdan çok daha güzel. Bitirdikten sonra diyorum ki “ Ya Rab bu hikaye benim mi? “  Ben böyle bir şey düşünmemiştim ki. Benimki çok daha basitti. Cenab-ı Hak seni oraya sevk ediyor. Sen yeter ki iste yazdırırlar diyor. İlhamını döktürür satırlara. Yeter ki yazmak iste yazdırırlar. Yeter ki yazmak iste ve bunu dualarla talep et. Ya Rabbi acizim. Ben kardeşlerime kitaplarla ulaşmak istiyorum. Sen önümü aç. Karşılığında bir şey olmaması lazım. Maddi karşılık olmaması lazım. Maddi bir karşılık beklersen Cenab-ı Hak yazsan da onun tesirini  göstermez.

Bir hikayede karakterleri oluşturmak için çok insan tanımamız gerekir mi ?

IMG_4425Cenab-ı Hak bir noktada insanı hazırlıyor. Yani bir mesleği Cenab-ı Hak kader planında koyduğu zaman seni daha küçüklüğünden beri o yolda hep yetiştiriyor ve oraya sevk ediyor. Kesilen Gitar kitabımda hayatımı göreceksiniz. Çocukluğumdan beri öyle şeyler yaşamışım ki. Diyolar ki “ Hocam bunların hepsini gerçekten yaşadın mı?“ Yaşadım. Elektriği olmayan bir köyde çocukluğumuz geçmiş. İyi ki elektrik yokmuş. Elektriğin olmaması bize neler kazandırmış. İyi ki televizyon yokmuş. İyi ki şu cep telefonları yokmuş. İnsanları gözlemleme fırsatı bulduk, bu da bize karakter hazırlama noktasında yeterince bilgi vermiş oldu.

Hala gitar çalıyor musunuz?

Yeni gitar çalmaya başlayan biri tellere basamaz önce. Basınca parmakları çok acır. Ve parmakların sertleşmesi için bir ay geçmesi lazım. O dönemlerde parmaklarındaki sinirler çıkar. Ve değince beyninde şimşekler çakar. Yani benim öyle olurdu. Belki de tellerin eskiliğindendir. Ben tabi gitarımı kestikten sonra bir daha gitar çalmadım. Sadece bir kere elime aldım. Bir yeğenim vardı ve o istedi. Onda da basamadım parmaklarım acıdı. Ona alıştırmak lazım. Zaten o hatıranın üzerine de çalmamak gerekliydi.

 

 

Hikayelerinizin konularını belirlerken nereden besleniyorsunuz ?

Benim üç tane kaynağım var. Sakarya Üniversitesi’nde ben en yoğun hocaydım. O zaman mimar çok azdı. Tek bir mimar ben vardım. En yoğun hoca bendim ve müthiş bir yoğunluğum vardı ders yoğunluğum vardı  ve orada tabi kitap okuyamıyorsun. Günde bir saatimi kitaba ayırmaya söz verdim kendi kendime .Bir saat kitap okuyacağım. Ee şimdi bir saatini ayırdığın zaman ne olur kitapların en iyisini okuman lazım. Onun için de okuduğum kitapların başında Cenab-ı Hak’ın kitabı geliyor “KURAN” , Allah Rasulü’nün has duası Cevşen, bir de imani eserler başta Risale-i Nur olmak üzere onlara ayırdım. Benim bütün kaynağım budur. Ben size öyle hikayeler gösteririm ki mesela Risale-i Nur’daki bir konunun tamamen izahıdır. Mesela süt ırmağı diye bir hikaye vardır çok sevdiğim bir hikayedir. O tamamen orada tevhit sırrını ortaya koyan bir hikayedir. Yani çok beslendim oradan. Hayatımda ben, hocalık hayatımdaki esprilerde bile Risale-i Nur’u kullandım.

Bazı kitaplarınızın sonunda şiirleriniz var ve gerçekten çok güzel peki bir şiir kitabı yayınlamayı düşündünüz mü?IMG_4429

Yok onu düşünmüyorum o geldiği zaman geliyor. Fıtri olması lazım. Yani fıtri karagözlülük, yapma karagözlülüğe benzemez diyor Veysel. Yani fıtri olan bir şey  güzeldir. Onu sen zorladığın zaman olmaz. Çiçeğin fıtri bir şekilde çıkması güzeldir. Sen çıksın bir an evvel diye çekersen ya  kopartırsın ya da dibinden sökersin. O fıtrilik güzeldir . Geldiği zaman şiir bırakacaksın kelimeler akacak.

 

Yazdıklarınıza yapılan yorumları okuyunca ne hissediyorsunuz ?

Ben hep dua aldım elhamdülillah. Yani kitaplarımda hep dua aldım. Fuarlara gidiyorum mesela imza fuarlarında Allah biliyor on okuyucu gelse  en azından iki üç okuyucu “Hocam biz bu kitaplarla büyüdük.” diyor . Geçen isyan ettim hatta on kişiden beşi altıyı buldu. Dedim”Bir dakika ya  siz dışarıda böyle sözleşiyor musunuz ? Cüneyd Suavi ‘nin yanına gidelim de hocam biz sizin kitaplarınızla büyüdük demeye sözleşiyor musunuz?” falan. Yok hocam dedi vallahi böyle biz büyüdük şimdi çocuklarımız büyüyor. Cenab-ı Hak ihsan etmiş. Bunun sırrı ne biliyor musunuz ?Sırrı ihlastır. Mesela Bediüzzaman’ın bir ifadesi var :”Bütün kuvvetinizi Hak’ta ve ihlasta görmelisiniz.”diyor. Bütün kuvvetimiz o Hak ve ihlasın dışında hiçbir şey beklememek. Ben otuz beş yıldır seminerlere konferanslara gidiyorum. Gittiğim yerlerin hiçbirinden beş kuruş para almadım. Yurtdışına gidiyorum mesela orada da para almadım ama bazen uçak biletimi almışlardır. Ona ses çıkartmıyorum. Oradan gelen hiçbir parayı almamışımdır ve  almak da nasip olmasın. Hepsini ne yapıyorum alıyorum kitapları  hediye ediyorum . Hediye getirdim bak bugün 35 tane kitap getirdim size. Bunlar sohbetlerden gelen paralardır. Şimdi önümüzde bir Adapazarı’nda var 1000 lira para vereceklermiş hemen 1000 liralık kitap alacağım onları okullara gidip hediye edeceğim. Başka türlü olmaz yani bu iş böyle. İmani hizmetler para karşılığında yapılmaz. Eğer imani hizmetleri para karşılığında yaparsan cennet meyvelerini dünyada kopartmış olursun. Onun için ben bazı yazarlara çok dargınım. Diyor ki :”Arkadaş ben gelirim ama 3000 lira  isterim üstelik de 300 tane ,500 tane kitabım satılacak. Hiç kıymeti yok onun. Onun için  çok dargınım bazılarına yani.

Hayatın İçinden kitaplarınız Korece, Almanca, Arapça ve Felemenkçe gibi dillere çevrilmiş peki yabancılardan nasıl tepkiler alıyorsunuz?

Bilmeceler kitabım var benim ufacık bir bilmeceler kitabı benim için en kıymetli şey “Allah’ı Bildiren Bilmeceler” adı. Bu bilmeceler kitabını Güney Kore’de bir kız okumuş 33 yaşında ve bana bir gün mektup geldi. Türkçe öğreniyormuş o, orada İstanbul Kültür Merkezi varmış orada Türkçe öğreniyormuş. ”Hocam ben Türkçe öğrendim ve ilk okuduğum Türkçe kitap bu oldu. Ben bu kitapla Allah’ın ne kadar büyük olduğunu ve bize ne kadar büyük hediyeler verdiğini öğrendim. Çok teşekkür ederim .”Mektupları hala duruyor. Sonradan öğrendim ki kız ateist bir kızmış. Ondan sonra ben bir hafta sonra hemen bir mektup yazdım o zaman mailler daha yeni yeni başlıyor. ”Var mısın büyük bir ülke çapında hizmete? Var mısın Hayatın İçinden’i Korece’ye çevirmeye?” dedim. O bana yazdığı için ben de ona mektup yazdım. Allah biliyor mektubu vermeye dışarıya gidiyorum , giderken hemen  daha  ayakkabılıkta bir mektup geldi hiç unutmuyorum. Diyor ki : “Hocam ben Hayatın İçinden’i okudum müsaade eder misiniz onu Korece ‘ye çevirebilir miyim? “. Yani hep böyle tevafuklar. Elimde mektup bağırıyorum Allahu ekber diye eşim geldi ne oldu diyor. Mektup elimde onun mektubu geldi müthiş bir şeydi .Hiç kainatta tesadüf yok. O kızcağız Minmedya diye bir kuruluşta çalışıyormuş. O orada kitabı harika bir şekilde Korece’ye bastı. Hatta sonradan ikinci baskıda resimlediler. Daha sonradan o kız ne oldu bilmiyorum mailine ulaşamadım bilmiyorum neden öyle oldu çözemedim ne olduğunu. Evet arkadaşlar böyle işte. Hocam hepsini sen mi yaşadın diyorlar .Ne yapayım Cenab-ı Hak yaşatıyor anlat diye herhalde.

 

İçinde bulunduğumuz zamanda bir gencin en büyük ideali sizce ne olmalı ve sizin gençken idealiniz neydi?

Onu son yazdığım kitabın arkasında yazdım. O kitabı yazarken gençlik yıllarımı hatırlamadan edemedim .”Gençler İçin Peygamber Efendimiz” kitabın adı .Orada o ifade var şöyle geçiyor: ”Bu kitabı yazarken gençlik yıllarımı hatırlamadan edemedim. ”Gençliğimde kendime hep şöyle bir soru sorardım:” Gençliğe adım attığım zaman kime benzemeliyim ki hayatım ziynetlensin?” Bu örnek kim Allah Rasulü tabi ki yani bizim tek örneğimiz Allah Rasulü’dür. Biz Allah Rasulü’nün hayatını bilsek var ya iş bitiyor tamamen bitiyor. Ben bugün size sohbette de  anlatacağım mesela Allah Rasulü’nün hayatından ben daha yeni kavrıyorum daha 10 gün evvel kavradım mesela yıllar boyu bildiğimiz bir mucize efendimizin  sırtına deve  işkembesi konması oradaki şeyin sırrını sohbette anlatacağım. Allah Rasulü’nün hayatını bilmek ve O’nu o kitaplarla evimize misafir etmek o sırrı o yani. O’nu örnek aldığı zaman iş biter.

 

Yazar olmak isteyen arkadaşlarımız var onlara ne tavsiye edersiniz?

Yazarlık insanlara bir şey verebilme nimetidir. Bir şey vermek için okuyuculara, baştan cebinizi doldurmanız gerekiyor. Cebinizden bir şey çıkartıp verecekseniz evvela cebinize bir şey koymanız lazım cebinizi doldurmanız lazım. O zaman nedir? Bol bol okumak kitap okumak ve zaten yazarlığın özelliği o yazarın özelliği herkesin normal gördüğü olaylar içindeki harikaları görmek. Kimsenin görmediğini görebilme özelliğidir. Bunun için de gözünüze bir gözlük takacaksınız  İman gözlüğü. İman ve tefekkür. İman gözlüğü taktığın zaman herkesin göremediği şeyleri görürsün. Yani herkes ağaç diye geçer sen o ağaçtaki harikayı ve ağacın sanatkarını görürsün. Herkes bir çiçek der ama sen çiçekte kainatı görürsün veya kainatın sahibini görürsün. Onun için dediğim gibi kendimizi yetiştirmek artı Türkçeyi çok iyi bilmek ve dua. Dua dua dua. Bir yazarın bir elinde kitap diğer elinde dua olması lazım.

 

 

Değerli hocamın röportajımıza katıldığınız için size çok teşekkür ederiz.

Allah sizden razı olsun, hep okuyun ve hayatı iyi gözlemleyin.

 

 

Mehmet İNAN

Yazar hakkında

Mehmet İnan

Mehmet İnan

Yorum yaz

1 yorum