Editörün Seçtikleri Kitaplık

Gezgin Şair: Mahmut Kaplan

 

1953 Urfa /Suruç doğumlu şair Mahmut Kaplan klasik Türk edebiyatı denilince ilk akla gelenlerden. Bu alandaki yıllara yayılan çalışmalarının sonucunda Profesör unvanına ulaştı. Ama benim elime ulaşan ilk önce Öksüz Kubbe şiirleriydi. 1995 yılında bir kitapçıda karşılaşmıştım Öksüz Kubbe ile. İlerleyen yıllarda Nabi’nin Hayriye’si, Şiirin Sultanı Fuzuli, Neşati Divanı, Divan Şiirinin Kıyısında, Divandan Seslenen Bilge Şair, Divan Şairinin Penceresinden, Klasik Türk Şiirinde Hz. Muhammed (sav),  Necip Fazıl’ın Hayatı ve Eserleri gibi şiir merkezli yirmiye yakın kitaba imza attı. Bunları hikâye ve deneme kitapları takip etti. Son olarak Palet Yayınlarından yayımlanan Semt-i Bela ve Endülüsten Özbekistan’a isimli iki şiir kitabıyla çıkageldi.

Mahmut Kaplan akademisyen olmanın getirdiği birikimi şiir diliyle harmanlayarak kendi dilini kurdu. Klasik şiirimizin birikimini modern kalıplarla söylemeyi başarabildi. Sürekli kendini yenilemeye çalıştı. Özsüz Kubbe şiirlerinde daha çok Bediüzzaman’ın nurlu dünyasında uzun bir yolculuğa çıkan şair zamanla başka değerleri de şiirine kattı. Dağdan kopan kartopunun yuvarlana yuvarlana çığa dönüşmesi gibi sesine sürekli sesler kattı.

Semt-i Bela

Semt-i Bela 90 sayfa ve 63 şiirden oluşuyor. Mısralar hayatından içinden akıp gelen gizli bir ırmak gibi birçok noktaya dokunuyor. Tasavvufi dil ve duyarlılık şiirlerin harcı oluyor. Dervişin şairane hayata bakışı olarak da değerlendirilebilir.  Mistik dünyaya göndermelerde yalnızlık, geçmişe özlem, çile, yakarış ve huzur yanyana duruyor. Sağaltılmış ince ve narin bir dil kol geziyor. Şiir dilin duaya alıştırılmasıdır. Kaplan’ın şiirlerinde de sık sık dua havası hissediliyor. İnsan yaşı ilerledikçe kalbi Rabbine ve dili duaya daha yakın duruyor. Necip Fazıl, Cahit Zarifoğlu ve İsmet Özel’in son yıllarında yayımladıkları şiirlerde de böyle bir izlek vardır. Kaplan’da da böyle bir izlek söz konusu. Dili duaya karışmış şiirlerle süslü. Kaplan kâinatı ilahi bir sahne olarak görüyor. Kuşları, ağaçları, tohumu, toprağı, cümle vardığı ilahi söyleyen varlıklar olarak sesine katarak şiirler söylüyor.

“Bu pencereden öte bir yer

Ağaçların patlamak üzere

Tomurcukları

Dağınık çimlere eğilmiş kuzular

Soğuk dağ rüzgârının önünde

Üşüyor serçe yavrucakları

Kuşlar vurgundur yapraklara

Minik gagaları

Akşamı arza yayan rüzgâr

Taşır enginlere duaları”

 

Kaplan kitabını kızı Betül Hande’ye atfetmiş. Bundan olacak kitabın ikinci bölümü Çocuk Gülücükleri başlığını taşıyor. Kaplan kızının yüzünde kendi çocukluğuna yolculuğa çıkıyor. Annesinin kalbinde soluklanıyor. Çocuksu bir gönül ile dünyaya bakıyor. Çiçeklere selam veriyor. Evcilik oynayan çocukların sofrasında dinleniyor. Çocukların dünyanın bir oyun ve oyalanma olduğunu bilmeden oynadıkları oyunların içinde hayatın geçiciliğini, faniliğini ve yalanlığını fark ediyor.

İnsan bitkisel ve hayvansal gıdaların bileşimidir. Bitkiler kız, hayvanlar erkeksi duyguları bütünler. Çiçek deyince kızlar, kuş deyince erkekler akla gelir. Kaplan’ın da belirttiği gibi küçük kız kendi çiçektir.

“Küçük kız kendi çiçek

Çok sever çiçekleri

Elleri süsleyecek

Bütün gelecekleri”

0001703913001-1

Endülüs’ten Özbekistan’a

Mahmut Kaplan’ın diğer şiir kitabı Endülüs’ten Özbekistan’a modern bir seyahatname özelliğini taşıyor. Şair Suriye, Macaristan, Avusturya, Çek Cumhuriyeti, Endülüs, İtalya ve Özbekistan’a yaptığı gezilerdeki izlenimlerini mısralara dökmüş. Şiirlerin en dikkat çeken özelliği divan edebiyatı tarzında yazılmış olmaları. Üslup klasik olsa da içerik elbette güncel. Bu ülkelere seyahat etmeden önce Kaplan’ın Endülüs’ten Özbekistan’a kitabını okumakta fayda var. Klasik sanat ve düşünce dünyasına hâkim bir şair ve akademisyenin dünyaya bakışını görmek açısından bu kitap çok önemli…

0001703917001-1

 

 

Yazar hakkında

Mustafa Oral

Mustafa Oral

Yorum yaz

1 yorum

  • Sevgili Mustafa çok teşekkür ederim.Bir şeyler yazmaya çalıştım.Hepsi bu.Selam ve dua ile.