Son / Acil Haberler

Son/Acil Haberler #3

Çocuk, Ayşe teyzeye uğradığında onu telaşla koşuşurken gördü. Ayşe teyze yemek yapmalı, akşama yemekleri yetiştirmeliydi. Eşi Bayram abi her akşam üç çeşit yemek isterdi. Pilavı, çorbası, salatası eksik olmamalıydı. Ha bir de Bayram abinin sofrasındaki yemeğin biri mutlaka etli olmalıydı. Ayşe teyzenin gününün iki üç saati hep yemek koşuşmalarıyla geçiyordu. Çocuk, Ayşe teyzenin ömrünün kaçta kaçının yemek peşinde geçtiğini hesaplayamadı. O kadar büyük değildi.

Çocuk akşama doğru çarşıya çıkmıştı. Önce her yere asılı döner, köfte, tavuk, hamburger, İskender, pide, lahmacun, çiğköfte, çorba vs. ilanları arasından geçti. Sonra sokakları ağır bir yemek, et kokusu ve dumanların kapladığını gördü. Ayaküstü atıştırılacak yerlerin yanında, lüks pahalı yerleri de gördü. Bi yerde 5/10 tl’ye karnını doyurmak mümkündü, başka bi yerde 50/60 tl’ye.

Çocuk iki takım elbiselinin konuşmalarına şahit oldu yürürken. Biri, “bak, işini hallederim ama, iyi bi yerde mükellef bi sofra kurdurcan bana” diyordu. Diğeri, “tamam abi dedi, sen iste yeter ki, nerde istersen. Çatlayıncaya, patlayıncaya kadar yeriz.”

Çocuk bir telefon konuşması duydu gezerken. Banka memuresi telefonda arkadaşıyla konuşuyordu. “kız bugün biliyosun, belediyenin açılışı var. Yok yok, öğlen hiçbişey yemediğimiz iyi oldu canım. Vallaha açılışları biliyosun, on çeşit yemek olur şimdi. Ne bulursak götürürüz. Bakan filan da gelecekmiş. Nasıl olsa devletten, bütün gece yemek çıkar, yamyamlar gibi yeriz.”

Çocuk şehri tepeden gören bir yamaca çıktı. Şehri hala kebap dumanları sarmıştı. Çocuk “yemek tanrısı” diye bişey olmalı diye düşündü. İnsanlar böylesine bir ibadet aşkıyla başka bir şeye sarılamazlardı. Şehrin insanları “yemek tanrısını” ne kadar da çok seviyorlar dedi kendi kendine. Şehrin insanları başka hiçbir şeye böylesine içten ve aşk ile ibadet etmiyorlardı…

Yazar hakkında

Editör

Editör

Yorum yaz