Röportaj

GÜLHAN TUBA ÇELİK İLE SÖYLEŞİ

Burak: Merhaba Gülhan hocam, öncelikle kendinizi tanıtır mısınız bize, kimdir Gülhan Tuba Çelik?

Gülhan: Her şeyden önce ve en çok dört kardeşin ablası olarak tarif edebilirim kendimi. Sonrasında azıcık evlat, biraz öğretmen, şu aralar müdür yardımcısı. Roman okumayı öykü yazmaktan daha çok seviyorum ama roman yazmayı roman okumaktan daha çok istiyorum. Bir de şiir okumayı özlüyorum. Bunun dışında pek bir şey yok hayatımda.

 Burak: Twitter’da en çok beklenen kitap 🙂 Evsizler Şarkı Söyler” hayırlı olsun öncelikle. Kitabınıza adını veren öykünün bir hikâyesi var mı? Neden evsizler şarkı söyler? 

Gülhan: 2016 kışında bir adam apartmanın önündeki parkta kış boyunca yattı. Soğuk ve açlık bu dünyadaki en çok korktuğum şeydir. Onun orada soğuk ve açlığa karşı verdiği mücadele beni dehşete düşürdü. Onurlu bir duruşu vardı tüm kimsesizliğine rağmen. Bağımlı ya da sakat değildi. Sokakları tercih etmiş gibiydi. Çok etkilendim. Evsiz olmanın özgürleştirici bir etkisi var. Şarkı söylemenin de.

Burak: Öykülerde geçmişe ve toplumda yerleşmiş kalıp inançlara bir sorgulama/ eleştiri sezdim. Bu eleştirinin sebebinden bahseder misiniz biraz? 

Gülhan: Anadolu’da çocuk olmak zor. Sadece kız çocuğu olmak değil erkek çocuğu olmak zor. Aslında sonradan öğrendim ki anne baba olmak zor. İnsan olmak da zor. Çocukluk deyince, gençlik deyince herkesin yaşadığı sorunları yaşadım ben de. Kızdım, üzüldüm, kırıldım. Babamın, devletin ve Allahın her konuda uzlaşabilmiş olmasına biraz geç alıştım. Kendimce bir orta yol buldum şimdi. Geçmişe göre çok daha az suçlayıcıyım.

Burak: Öykülerin bir diğer ortak noktası; “gitmek”. Gitmek sizin için ne ifade ediyor. 

Gülhan: Gitmek muazzam bir şey. Okuldaki odamdan bahçeye gitmeyi, bahçeden kaldırıma gitmeyi, kaldırımdan köşedeki pastaneye gitmeyi, oradan parka gitmeyi, dönüp yine odama gitmeyi, okuldan eve gitmeyi, evden Taksim’e gitmeyi, Taksim’den Eyüp’e gitmeyi, Pervari’ye- Şırnak’a, Hakkari’ye gitmeyi, bir kitaptan diğerine/ bir yazıdan diğerine gitmeyi, başka ülkelere gitmeyi, en çok da sevdiğime gitmeyi seviyorum. Ailevi ve toplumsal şartlar kalmak üzerine kuruluydu. Hem de büyük bir baskıyla. Tepkiselliğimin sebebi en çok bu galiba. Sadece kaçmak yaşadığımı hissettiriyor.

 

Burak: Öykülerde baskın bir kurgu yok. Güçlü bir mekânsal tasvir var. Öykülerinizi yazarken kurgu, kurmacahikâye unsurlarını kullanırken öncelediğiniz bir unsur var mı? 

Gülhan: Kurmaca üzerinde çalıştığım ama tam anlamıyla çözemediğim bir şey. Kurguyu önemsiyor ve göz ardı etmemeye çalışıyorum. Kahramanı bir bütünün parçası olarak göstermeyi seviyorum. Tarihsel arka plan ya da mekân anlamında. Ama olmazsa olmazım ruh. İnsan ruhunu deşmek ve hareketlerinin altında yatan karanlığa doğru yürümek beni tahrik ediyor.

Burak: Son öykünüz olan Beklemekten bahsetmek isterim, beklemek size ne ifade ediyor? 

Gülhan: Beklemek çok vaktimi aldı ama beklemek bir yandan da Allah ve Kader demek. Ben ikisine de inanıyorum. Kaderimi ve kederimi sevmeyi öğrendiğimi, bundan sonra daha neşeli bir şekilde bekleyeceğimi umut ediyorum.

 Burak: Peki yazmak size neyi ifade ediyoryazmasaydınız çıldırır mıydınız? 

Gülhan: Günümüzde o kadar çok oyuncağımız var ki çıldırmayız bence. İçimde bir yazma tutkusu var çocukluğumdan beri. Ben başka bir şey düşünmeden onun peşinden gidiyorum.

Burak: Öykü yazmak meşakkatli bir iş midir? Sonuçta hayattan bir şeyler anlatıyorsunuz, bunun bir bedeli var mı? 

Gülhan: Elimden gelse karanlık ve çamurlu o şeylerin içine daha çok girmek isterdim. Bedelini de seve seve öderdim. Sadece yazmak için değil yaşayabilmek için de hayatın arka sokaklarına girmeyi seviyorum.

Burak: Vakit ayırdığınız için teşekkür ederim, son söz söyleme hakkınız vardır. 

Gülhan:Teşekkür ederim.

  11.06.2018

 

Yazar hakkında

burak

burak

Yorum yaz