Mektup

Mektupçuk

Ettahıyyatülillah !
Sana verilecek en güzel selamın bu olduğunu düşündüm Allah’ım.  Kim olduğumu da düşünüyorum aynı anda. Sırtındaki kamburları yüzünü yere eğmiş aczi fakr nihayetsiz Nihayet’im ben. Sana yönelmekten başka çaresi olmayan, sonsuz merhametine güvenen… En sevdiğin , en sevgili de  la-mekanda böyle selamlaşmıştı seninle.
“Okuduğumuz metini defterimize  özetleyelim.” diyen öğretmenimin sesi yürüyor kulaklarıma Allah’ım. Bir cümle aklımda kalanı yazıyor bir cümle kitaba , aslına bakıyor yazıyorum. Hatıram dirilip kulağıma yürüdüğü yerden aklımı basamak yaparak koşuyor . Uzaklaşıyor seninle konuşmamız daha fazla bölünmesin diye . Aklıma değmişken bu minik hatıra , selam için güzel nebiden, aslından  kopya çekmenin haklı gururu ile tekrar etmek istiyorum selamımı Allah’ım:
Ettahıyyatülillah !
Dil ile olsun istemiyorum selamım Allah’ım. Bütün zihayatın hali ,kavli dahil olsun istiyorum bu selama. Yaptığım güzel amellerin azlığıyla tedirgin oluyorum evet ama güzel şeylerin tamamı en güzeli yaratana mahsustur madem benim selamımın içinde de bu güzel ameller olsun diyorum Allah’ım.
Pencereden kımıldayan yapraklar gözüme ilişiyor Allah’ım. Daha sana nasılsın demeye kalmadan rüzgar: O çok güçlüdür, her şeye gücü yeter , KADİRDİR diyor. Sonra birkaç sözün  geliyor aklıma: “Yaratan rabbinin adıyla oku!” Seni sana sormanın kulluğun üslubu olmadığını anlıyorum Allah’ım Yaratanı yarattıklarından  okumak diye fısıldıyor içimin sesi . Yeri sabitlediğin hem bunu kolaylıkla yaptığın dağlardan alacağım cevap ürkütse de beni işte uzaklarda görünen bir dağ konuşmaya hazır:Dünya dönüş hızıyla sarsardı sizi . Haşmetli bizi yarattı Allah , O misalsiz acayip alemler yaratır , BEDİ’DİR.
Ayrılıyorum pencerenin önünden. Gözüme bir saniyede saniyenin , yirmi katı nesne dokunuyor. İşte yuvarlak masa, son damlasına dokunulmamış bir su bardağı, boynu bükük  çekyat örtüsü ,birbirine karışmış halı püskülü, hangi ceketten koptuğu belli olmayan bir düğme  – işte orada yerde -, kapıyı aşıp gelen ışık …çok şey geliyor dilime sözlenmek , ete kemiğe bürünmek için ; susuyorum :
BASİR  konuşuyor benimle .
Her bir basamağı bir sonrakiyle kanka yapayım istiyorum  . Ayrılmasın birbirinden . İkişerli iniyorum merdivenden. Bedava havadan çekiyorum içime açığa gelince . Ya paralı olsaydın diyorum ,dile geliyor,  havasını atıyor hava : O KERİM’dir ikram etmeyi sever diyor .
İnce bir ses yakınlaştırıyor beni sana “bi liranız var mı ? ” diye anlıyorum belli belirsiz . Sonra yüzüne bakıyorum kadının .  İstediği karşılığı alabilecek mi alamayacak mının tedirginliğini  var , görüyorum . Sonra senden istediklerim geliyor aklıma . Nasıl da eminim , endişesiz istiyorum . Karşılığı ama bu alemde ama gerçek alemde var biliyorum . MUCİB sevindiriyor , ümitlendiriyor beni.
Seni kainattan sormak , seni kainatta görmek güzel ve özel Allah’ım. Yaprağa , havaya , dağınık odaya hatta ince sesli kadına iyi duygular besliyorum şimdi . Senin uzakta olmadığını  bildirdiler bilmek isteyen gönlüme . Şah damarından da yakınsın , anladım.Mükemmelsin , kusurlardan ,noksanlıklardan münezzehsin .
Yaşamak için muayyen zamanlarımız yoktur bizim . Ama öylesine aciziz ki Allah’ım vedalaşırken “görüşürüz” demeyi ihmal etmeyiz her defasında . Evet bi ihtimal vardır tekrar görüşmek adına ama diğer ihtimal ise ebeden görüşememektir. O ne iyi niyetli bir temennidir o : “Görüşürüz.” Bir mektubun altına yazılacak en kıymetli görüşürüz temennisinde bulunmak üzereyim Allah’ım. Yüzüm el vermez ama içimden gelen budur . Ben Rıdvan’a talibim . Buna layık bir yaşam ve bir ölüm nasip et Allah’ım . Neticede hayatın ve ölümün sahibi de sensin ve hayat da ölüm de senin içindir .
Bütün kalbi duygularla
Görüşmek üzere  Allah’ım

Yazar hakkında

Nihayet Deniz

Yorum yaz

1 yorum

  • Allah’a mektup yazmak ne güzelmiş. postaneye, postacıya, zamana gerek kalmadan hemen ulaşıveriyor. güzel olmuş.