Hikaye Mektup

Yalpalama(Ahir Zaman Don Kişot’u-2)

Efendi, yel değirmenlerine saldırıp, ipe sapa gelmez savaşlar çevirdiğini fark edince, bu tutumundan vaz geçtiğini duyduk. Tebrik ediyoruz. Gerçekten enerjini boş yere harcaman bizi gayet üzüyordu. Ancak iş burada bitmedi. Hatta olaylar biraz daha karıştı. Sen hakikatini arayan bir kahraman, şevkli ve gayretli bir dostumuz iken, bu güzel özelliklerini ileride pişman olacağın yerlere sarf ediyordun ve bu bizi üzüyordu. Evet, ziyade tekrar ettiğimi düşüneceksin ancak altını tekrar çiziyorum, bizi üzen bu güzel özelliklerini bad-ı heva sarf etmendi. Ancak o özelliklerini pek severdik. Yani çalışkanlığını, azmini, şevkini, yüksek gördüğün gayeler uğruna çarpışmanı, hakikat bildiğin değerlerden taviz vermemeni…

Evet, Allah senden razı olsun, kendine yapılan uyarıları dikkate aldın. İçinde bulunduğun duruma dikkat ederek seyri dikkatle okudun. Elhamdülillah, bulunduğun durumdan kurtuldun. Evet, sen de bilirsin ki, büyük çabalar sarf edip, insanlara bir uğurda ilanatlar yaptıktan ve bütün şerefini bu yolda ilerlemek bildikten sonra insan, velev ki hakikati görse bile, insanın geriye dönmesi pek zordur.(Geri dönemez ve kendini kandırmakla kurtulduğunu zanneder.) Her baba yiğidin harcı değildir. Eski halden memnun olanların ısrarları, bazı ahmakların acımaları ve bir kısım çakalların alaycı bakışları arasında, “İnsanlar ne der, onlar, şunlar, bunlar ne der?” soruları kulağına fısıldanırken bunu yapmak gerçekten çok zordur. Bu vesile ile tekrar tebrik ederiz. Elbette bu durumdan kendi gücünle kurtulmadın. Gittiğin memleketlerde çok babayiğit hakikat kahramanları ve çok bilge yüksek insanlar ve gerçekleri ayna gibi gösteren sevimli masumlar vardı. Elbette bunlara minnet ve teşekkür borçlu olduğunun farkındasın ve onların da birer sebep olduğunu ve Rahmet-i İlahiyenin seni bu durumdan ve âleme müdhike olmaktan kurtardığını bir parça(inşallah) biliyorsun. Yani bildiğini ümit edip bu konu üzerinde çok durmadan geçiyoruz.

Ancak hayalperestliği ve hevaperestane yaşamı bırakırken, ne yazık ki, onlara ulaşmak için kullandığın yüksek hasletleri de sanki onların malıymış gibi terk ettin. Eski şevkin kalmadı! O yüzden biz de bu mektubu yazma ihtiyacı hissettik. (Şimdi seni biraz sertçe tenkid edeceğiz. Kendini sana yakın hissedenler isterlerse alınabilirler.)

Kardeş, sana donkişotluğu bırak dedik, savaşmayı bırak demedik! Bir yalan ülkeden bir hayali memlekete(sana hiçbir faydası olmadığı halde) atını koşturmanın sakıncalarını saydık da, atından in mi dedik sana! At sana emanet, kardeşim, senin malın değil ki ahırda öyle boş boş bekleterek hayvanı paslandırasın. Ve zırhın ve kılıç ve kalkanın da, madem senin eline verilmişler ve madem onları heveslerin uğruna yıllarca kullanmışsın, elbette pişmanlığını göstermek için onları doğru yerlerinde kullanarak, daha bir şevkle atına bineceksin. Eğer yapmazsan samimiyetinden şüphe duymaya başlayacağım. Yani madem pişmansın, gerçekten hatanı anlamışsın ve gerçek yüksek değerler peşinde koşuyordun ve madem onları bulduğunu iddia ediyorsun, öyleyse şimdi gerçek savaş, asıl şimdi başlıyor.

Ancak ne yazık ki, duyuyorum ki eski şevkini ararken, zırhınla beraber bir parça maskaralığını da üzerine gafletle giymiş, kıymettar vaktini kıymetsiz işlerde sarf etmişsin. Kardeşim, dikkat et, sen artık bir hayal uğruna savaşmıyorsun. Gerçek savaş meydanındasın ve düşmanlarımız da yıkmanın kolaylığından faydalanıyor. Sen eskisinden de daha ziyade şevkli olarak, azami dikkatle hareket etmekle mes’ulsün. Lütfen bir daha öyle gereksiz işlerle uğraşma. Gerçek dostlarını, sıkıştığında sığınman gereken yeri, hepsini, derinliğiyle olmasa da icmalen biliyorsun. Bildiklerini uygula ki derinliğini de öğrenesin. Eğer düşman topraklarına girecek olursan, dikkatli ol. İşini derhal halledip çık ve her zaman –en azından- bir dostunu koluna tak da öyle gez. Kendine güvenme, mağrur olma.

Gururunu ziyade incitmiş olabilirim. Kusuruma bakma, senin hakikate her koşulda kulak vereceğini düşünerek ve sözlerimin benim aciz şahsımın kusurlarından kaynaklanan kısımlarını değil, hakikattar yönlerine kulak vereceğini bilerek bunları yazıyorum. Allah’a manet ol.

Yazar hakkında

Ömer Faruk Kaya

Ömer Faruk Kaya

Yorum yaz