Hikaye

Ahir Zaman Don Kişot’u(1)

 

Gözyaşları ona değişmesini söyledi. Her zincire vurulmuş ümitlenen insan gibi debelenip zincirlerini kırmak istedi. Şevk atının üzerinde buldu kendini. Kılıcını gökdelenlere benzeyen kitap yığınlarına doğru uzattı. Saldırdı, yel değirmenleriyle cebelleşen Don Kişot gibi. Kendisi bir hakikat avcısı, karton kapaklarıyla giriş yaptığı kitap saraylarının şövalyesi.

İstediği eğlenmek olsaydı eğer, aradığı yer tam olarak burası olabilirdi, Don Kişot’un zamanında yaşasaydı eğer. Ancak şimdi; filmler, diziler, programlar, ne dediği belirsiz oyalayıcı siteler ve girilmesi çok daha rahat, dışı cafcaflı içi boş saraylar vardı.

Ancak onun istediği, tohumları çatlatacak su dolu bulut yığınlarıydı. Toplayıp durduklarını bir eliyle sıktı. O kadar savaşlardan ve sabır gerektiren arayışlardan sonra, cebine koyduğu koca bulutlardan alabileceğinin, üç beş damla olduğunu görünce, durumun şaşkınlığıyla onları da elinden kaçırdı.

Bu sarhoşluktan ayıldığında bir meclisteydi. Duyup da dinlemedikleri canlandı zihninde. Bu kitaplar, dedikleri; dünyaya hâkim olacak dedikleri… Dünyanın değişmesine gerek yok. O değişti, dünyası değişti. Gözlerindeki kara noktalar gittikçe her yer güzelleşti.

Kâinat neymiş, dünya neymiş, rüzgâr neymiş, bulutlar neymiş, yağmur neymiş… İşte aradığı yağmur bulutları ve işte üzerine gelen rahmet…

Eskiden okurken dünyadan uzaklaşmasına bedel, işte şimdi okuduğu kadar dünyası değişiyor. Güzel yüzü şimdi ona arz-ı didar ediyor. Her bir madde manaları için var. Ve her bir varlığın içinde bulunduğu, yıldızlardan zerrelere uzanan bir tesbihatın, umumi bir orkestranın ortasında buluyor kendini.

Arayıp da bulamadığı cevapları ve aramayıp da temeşasına hayran kaldığı hakikatleri buluyor. Ve Kur’an’dan bir katre olan bu hakikat denizini bulmuşken ve bunlardan haberdar iken, geriye bakıyor. Dönmek mi? Eğer orada kalsaydı ‘’Don Kişot’’luğa devam edebilirdi, ancak şimdi burayı bulmuş ve bilmiş ve bir parça tatmış iken geriye dönerse Don Kişot dahi olamaz. Gülüyor buna, ‘’saçmalama’’ diyor. Böylesine hafif ve kısa ve zevkli ve alternatifsiz(bu kadar geniş) bir yol önümde görünmüş iken, ben sadece kanunsuz ve nizamsız olduğu için başka yollara gider miyim, diyor. Lütfen, diyor.

Yazar hakkında

Ömer Faruk Kaya

Ömer Faruk Kaya

Yorum yaz