Editörün Seçtikleri Gündem

Üç Aylık Macera: Herşeye Karşı Hiçbi’şey

Biz Hiçbişey’iz. Aslında sadece üç aylık bir siteyiz.  Üç aylık bir macera. Ama keyifli, ama tatlı bir macera. Beş kişi ile kurduğumuz bu sitenin bu kadar serpilip gelişeceğini hiç mi hiç düşünmemiştik. On yazarla başladığımız bu macera üç ayın sonunda seksenden fazla yazarla devam ediyor. Bir tarafta yılların profesyonel yazarları, kitapları olan, kamuoyuna mal olan isimler. Onların hemen yanında yazmaya hemen yeni başlayan, belki korkak satırlar karalayan gençler, öğrenciler, yeni öğretmenler. Bir tarafta ellisini geçmiş abilerimiz, diğer tarafta henüz on altısında, yirmisinde liseli, üniversiteli gençlerimiz.  Yan yana, omuz omuza, kol kola. Hep istediğimiz gibi, Caner’in ısrarla vurguladığı gibi. Ve üç ayda beş yüze yaklaşan yazı…

Şükürler olsun ki belki bir yıl sonra ulaşmayı düşündüğümüz bi yerdeyiz bugün. Bir grup Sonbahar günleri, bir grup Senai Demirci günleri hazırladı.  Bir grup Sadık Yalsızuçanlar, Suat Alkan, Mustafa Ulusoy, Murat Çiftkaya…,  bir grup Kış günleri hazırlayacak.

İşte hiçbişeyi  her şey yapan da bu. Hiçbişey hem hiç kimsenin tekelinde değil, hem de herkesin. Songül  Sivas’dan, Mehmet İnan  Kocaeli’nden, Gülüşan  Gemlik’den, Nihayet  Bursa’dan, Tülay, Maşide  Van’dan, Mehmet Solmaz Konya’dan, Rüzgar, Selda Diyarbakır’dan, Muhammet, Zehra, Mustafa Ankara’dan, Emine, Faruk İskenderun’dan, Mehmet Nişancı, Ayşegül Urfa’dan,  Ahmet, Neslihan İstanbul’dan. Ve daha niceleri… Hadi öğretmenler günleri, videolar, günlükler, şehir yazıları, mektup yazıları, sinema yazıları, Kur’an günlükleri, röportajlar yapalım diyorlar ve bir aşk ve şevk ile başlıyoruz…

Güzel bir nokta da sitemizin artık tek bir elden değil, tek bir kişi ile değil, farklı şehirlerden birçok arkadaşımızın düzenlemeleri, yazı girişleri ile hazırlanıyor olması. İlk üç ay boyunca yazı girişlerini Mert arkadaşımız yürüttü. Ancak bir noktadan sonra o kadar çok yazı ve dosya gelmeye başladı ki, bir kişinin bu girişleri yapabilmesi imkânsız hale geldi. Sağ olsunlar Van’dan Tülay, Denizli’den Mustafa, Urfa’dan Emre, Hasan bu konuda da taşın altına ellerini koyarak yazı girişlerine başladılar. Şimdi yine Mert’in koordinatörlüğünde dört koldan yazılar girebiliyoruz.  Ne güzel ki, benim veya bir başka arkadaşın siteden ayrılması, artık siteyi hiçbir şekilde etkilemeyecek. Artık hiçbişey fiilen hiç kimsenin tekelinde veya yönetiminde değil. Gitgide sitemizde gençlerin yazılarının, aktivitelerinin de artışı ayrı bir güzellik.

İşte bizi biz yapan, bizi hiçbişey ve her şey yapan bu muhteşem birliktelik. Ben GYY olarak yazarlarımızın yarısına yakınını hiç tanımadığımı itiraf edeyim. Sadece yazılarını, şiirlerini, denemelerini okuyoruz arkadaşlarımızın. Bir insanı tanımak demek onun adını, soyadını, yaşadığı şehri bilmek mi demektir? Biz yazarlarımızı, ortaya koydukları o engin yüreklerinden, engin düşüncelerinden, sular gibi akan kelimelerinden tanıyoruz. Biz yazılarımızdaki duygularımızla, fikirlerimizle, birbirimizin fikirlerine duyduğumuz saygıyla bugün kocaman bir aileyiz.

Ne güzel ki Hiçbişey bu kısa sürede pek çok farklı düşünceyi sevgiyle, saygıyla barındıran bir siteye dönüştü. Bu farklı renklerin birlikteliği ve aktif yazı girişleri, yazı paylaşımları, her düşünceye açık oluşu, belli bir gruba veya tekele ait olmayışı, her gün 5/8 yazı girişli bir site olmasıyla, üç ay içinde bu ülkede bir ilk ve örnek oldu.

Biz sürekli bişeyleri tenkit etmek, başımızı alıp gitmek yerine, kendi yolumuzda yürümeyi, buradayım demeyi tercih edenleriz. Varlığımızı, bir şeyleri ve birilerini tenkit ederek değil, “ben buradayım” diyerek ortaya koyma niyetindeyiz. İnsan olmanın gerektiği soruları hiç sormaya cesaret edemeyenlerle, hayat boyu perspektifini hiç değiştirmeden, sadece şartlanmışlıklarıyla bakan, tek tipleşme ve tek tipleştirme derdi olanlarla işimiz yok.  Yaşadığımız hayatın, soruyu sorma gücünü kendinde bulanlar için hazırlanmış tuzaklarla dolu olduğunu biliyoruz. Her toplumsal ve ferdi bunalımlarımızda, bizleri, o soruyu hiç sormayanların, kendilerini içinde rahat hissettikleri masalların beklediğinin farkındayız. Masalların en kötüsü de kendimiz hakkında uydurduğumuz masallardır.

Her zaman bizi sürüleştirmek, mankurtlaştırmak için uydurulmuş masallar, isimler, hazır cevaplar, sıfatlar, suçlamalar vardır.  Biz Hiçbişey ailesi olarak kimseyi tek bir fikre, tek bir anlayışa, bir ideolojiye çağırmıyoruz. Biz hepimiz bir düşünceyi savunmak için değil; düşünmeyi, özgürlükleri, onurlu yaşamayı savunmak için buradayız. İnsan olmayı, katılsak veya katılmasak fikirlere saygı duymayı önemsiyoruz. Her yolun yürünebilir olduğunu düşünmeden, kendi yollarımızda,  ayaklarımız sağlam basa basa yürümeyi tercih ediyoruz. Farklı kültürlerin insanları olmayı değerli biliyoruz. Bizler ayrı, hatta zıt fikirleri de savunabiliriz. Farklılıklarımızın zenginliklerimiz olduğunun bilincindeyiz. Dinlemeyi, kimseyi ötekileştirmeden anlamaya çalışmayı önemsiyoruz. Yaşamak maceramızın insanca, kardeşçe, muhabbetle devam etmesini, her türlü düşmanlığı yenmenin ancak sevgiden, insana sadece insan olduğu için saygı duymaktan geçtiğini biliyoruz. Bizim parolamız düşmana değil, düşmanlığa düşmanlık etmek ve muhabbetin kendisine muhabbet etmektir.

Bizce elden düşme kültürler, uyduruk, medyatik, güncel bilgiler hiçbir iyi şeyi anlamak için yeterli değil, hiçbir köklü tercih yapmak için elverişli değildir.

Biz insanların sorgulamadan, anlamadan, bağnazlıkla kabul edip bağlandıkları her şeye karşı, sadece Hiçbişey diyoruz.

2016’nın önce kendimizi, köleleşmelerimizi; sonra kurduğumuz bu salak hayatları, saçma sistemleri, hepimize işkence haline getirdiğimiz koşuşmalarımızı, savaşları, ölümleri, zulümleri sorgulamaya vesile olması dileğiyle…

Levent Bilgi

Yazar hakkında

Editör

Editör

Yorum yaz

Yorum ekle...

  • Üç ayda çooook güzel işler yaptınız. hiçbişeyde kendimizi, özgür ruhumuzu buluyoruz. bize bir kültür, sanat, mucizeler sergisi açtığınız için teşekürler.