Gündem

Hiçbişey

Bugün ile, bu an ile, düşüncelerle, fikirlerle, olmak ile, sormak, anlamaya çalışmak ile yaşayabilen, herşeye rağmen yaşamaya çalışan  kafadarların  yeni, uzun bi serüvene koyuluşu HİÇBİŞEY. Ruhlarına sinsice korku ve dehşet salınmış, ne yapacağı, ne olacağı kaygısı içinde yaşayan, zalimlerin doğurduğu bu acımasız yaşama şeklinin baskıladığı, ortaya çıkardığı küçüklük, kölelik duygusu ve kopkoyu bi umutsuzluk ile yaşamayı içlerine sindiremeyen insanlardan söz ediyorum.

Hergün bişeylerin infilak ettiği bu dünyada, kalplerimizin patlayışı ile gelme zamanı olmadığını biz de biliyoruz. Bunun için vakit çok geç veya çok erken. Ebedi ve mutlak gerçeklik iddialarıyla gelmiyoruz. Bilincimizin mucizevi ışımalarla aydınlandığını ve toplumu aydınlatma gibi bi görevimiz olduğunu da düşünmüyoruz. Biz sadece HİÇBİŞEY’iz.

Hiçbirşey olduğunun farkında olan, sadece bu an ile, düşüncelerle, sorularla, elinde kandil cevap arayışlarına vurgunlarız biz. Bunları söylerken öyle haykırmayacak, barış/savaş nutukları atmayacak, birilerine tehditler savurmayacağız. Bağırmanın, hep konuşmanın, kimseyi dinlememenin, hep ben biliyorum havalarına girmenin psikolojik/hedonik bi problem olduğunu ve çok yaygınlaştığını biliyoruz.

HİÇBİŞEY bi derdi olan, bi sorusu, kendiyle, hayatla bi kavgası olanların, yani kara adamların dert ortağı. Hayatın bi imkânlar yumağı, bi özüne, insan olmaya dönüş yolculuğu olduğunu biliyoruz. Bu yolun sonuçlarını değil, yolun kendisini seviyoruz biz. Bi yerlere, bi şeylere ulaşmak için, birilerine bi şeyler anlatmak, öğretmek, irşad etmek için değil; yolun kendisi için buradayız.

Yeni duyuşlar, yeni düşünceler, yeni anlam arayışları için yola çıktık. Kendimize HİÇBİŞEY dedik. HİÇBİŞEY yolda düşünülmüş bi site. Üç kafadarın İstanbul Haliç’de bir minibüs yolculuğundaki ilhamı.

Biz bu minibüs yolculuğuna devam etmek, yolla öğrenmek, yolla düşünmek, yolla okumak ve okuduklarımızı paylaşmak istiyoruz. Açık bi zihin, açık bi düşünce ve açık bi kalple yürümek istiyoruz bu yolda. Yüreğimize muska takmadan konuşmak istiyoruz. Anlaşılma, anlaşılamama, büyüklük, küçüklük, şu kadar veya bu kadar takip edilme gibi bi dertlerimiz yok. Bi yerlere, bi şeylere yetişme telaşı olmadan, sadece yürümek istiyoruz. HİÇBİŞEY’ e öyle herkesi de davet etmiyoruz. Sadece bi derdi olanlar, sadece paylaşmak, anlamak, sormak, sorgulamak isteyenler için bu yoldayız. Yolun sonuna varma veya Nirvana’ya ulaşma, başarı, hayatınızı değiştirme hikayeleriyle kimseyi ve kendimizi kandırmayacağız.

Biz uzun uzun kendimize, kendi içimize, varlığa ve hayata, insan olmaya, edebiyata, fikre, sanata, şiire bakmak istiyoruz. Bizimle aynı duyguları paylaşan, aynı arayışlar içinde olan bi arkadaşa, bi gence, “biz burdayız, bak senin gibi düşünen, senin gibi hisseden, senin gibi var olmayı, insan olmayı dertlenen, önemsiyen birileri var” diyebilirsek çok şey yapmış olacağımıza inanıyoruz.

Zafer değil, sefere başlıyoruz. Bir seyyah, bir hakikatler avcısı olmaya talibiz. Bizce asıl yolculuk insanın kendi içine doğru yürümesidir. Bu yolda vaktin oyuncaklarının, düzenin, sistemlerin, devletlerin, üstün ırkların, büyük büyük adamların, kravatlı beylerin, sınırların, kanla sulanmış bayrakların, savaşların, modern tapınak AVM’lerin, büyük büyük lafların, ülkeler kurtaran sloganların çok dışındayız.

Kendi varlığından koparılan, kovalanan, robotlaşmaya, köleleşmeye, sürüleşmeye zorlanan, yokuşa sürülen ve kendi varoluşsal sorunları içinde kıvranan, inandığı, kendisine inandırılan  gerçeklerin! birbiri ardına yok olup gittiğini, aslında avuntu yalanlar olduğunu görmeye çalışan insanın önünde bi zıtlık, bi karmaşa, bi çelişki, bi aykırılık olmak istiyoruz.

Biz insanları, gençleri değiştirmek, onlara bişeyler empoze etmek, öğretmek, onları ıslah etmek, istemiyoruz. Sadece paylaşmak, sadece beraber düşünmek ve özgürleşmek istiyoruz.

Bu yolda birilerine mesaj verme, birilerinden övgüler alma, sırtımızı birilerine dayama veya birilerine savaş açma gibi bi derdimiz yok. Birilerini ve bişeyleri sahiplenmenin bu kadar abartıldığı bi dünyada, sahiplenmemek için  editör yazılarını bile farklı farklı arkadaşlarla yazacağız. Yani bu site biraz hiçkimse, biraz da hiçbişey.

Yolculuk insanın kendi içine doğru yürümesidir. Yolcu yolu ruhuna nakşeden kişidir. Sonuçların değil, yolda olmanın, döne döne yürüyor olmanın, yürüyerek zenginleşmenin, iç âlemimizi keşfetmenin macerasını yaşamaktır. Dış dünyada söylediğimiz sözler, düşüncelerimiz içimizde yankılanmıyorsa yürümek neye yarar ki?

Yolculuk daima bir gurbet üzere yaşadığımızın bilincidir. İnsan yürümekle, anlamla, yeniden yeniden hep kendine dönmekle zenginleşen bi varlıktır. Sonuçlarla değil, yolda kazandıklarıyla zengin.

Bu dünyada HİÇBİŞEY, hiçkimse ve hiçbiyer bize yurt değil. Biz sadece yolun ve seferin sarhoşu. Çünkü uzakların ve hakikatin fısıltısı başımızı döndürüyor.

Levent Bilgi

Yazar hakkında

Editör

Editör

Yorum yaz

1 yorum

  • mezun olmak (yolun sonu) için okur insanların çoğusu fakat mezun olduktan sonra anlar geriye kalanın diplomadan fazlası olduğunu. ömrü boyunca diplomayı değil, diplomayı alana kadar yaşadığı şeyleri (yolun kendisini) anlatır. yol, kendisini sevmeden bile böylesine pelesenk oluyorsa dilimize bir de sevdiğimizi düşünsenize? yolun kendisini sevmeyi öğreneceğiz yavaş yavaş biz de…