Gündem

HEPİMİZ DOLAYLI BİRER SUÇLUYUZ BELKİ DE!

indir

Psikolojimizi, birbirimizi anlamak için uyguladığımız anketler, ölçekler yerine hayatımızın ne kadarının Kur’an-ı Kerim’le ve Peygamberimizin sünnetleriyle uyuştuğunu anlayabilsek/ test edebilsek, daha edepli, daha tevazu içerisinde bir hayat inşa edebiliriz. Bu, bizden sonra gelecek neslimizin genine işleyecektir. Ancak ne yazık ki biz toplum olarak insanlığın fıtratından uzak bir oluşu ima eden evrensel bir kimliğe doğru eğilim içerisindeyiz. Bu, bireyden topluma bir virüs gibi geçmiş ve geçmeye devam ediyor.

Okuyoruz, değerlendirmeler yapıp çıkarımlarda bulunuyoruz. Toplum olarak yol kattettiğimizi ileri sürerek daha da iyi olacak inşallah diyoruz. Ne yazık ki yaşananlar farklı kimi zaman. Denilebilir ki bunlar yetmiyor. Yaşananları duyup gündemi analiz ettiğimizde 15 gün içerisinde 4-5 çocuğun vahşice öldürüldüğüne şahit oluyoruz.  Demek ki bir sorun var, yanlış yapılan bazı hatalar var. Demek ki yetiştirdiğimiz gençlere iyi eğitim veremiyor ve dolayısıyla bu da doğal olarak topluma yansıyor, değil mi? Bu yüzden, kendimizi ve çevremizi iyice bir yoklamalıyız.

Bugün, Türkiye’de yaşanan çocuk öldürme olayları, yeri geldiğinde eleştirdiğimiz Avrupa’nın birçok ülkesinde belki de yaşanmıyor veya yaşanmamıştır.  Yaşansa bile onların sahip olduğu değer yargıları ile bizim dini anlayışımız farklıdır. Burada önemli olan durum anlamak/ idrak etmek ve kavramaktır. Bu da idrak etmenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir. Kur’an’da geçen ayetlerle hadislerde rivayet edilenleri yaşadığımız hayatla bir karşılaştırırsak belki bir nebze de olsa idrak etmede yol almış oluruz. Çünkü biz sosyal medyanın dinini, imanını yaşıyoruz. Hatta dualarımızı bile sosyal medyada etmiyor muyuz?  İslâm coğrafyasında yetişen Prof.Dr. Fuad SEZGİN gibi âlimlere, bilim adamlarına ve İslâm düşüncesinin Avrupa’daki son temsilcisi Aliya İZZETBEGOBİÇ gibi fikir insanlarına ihtiyacımız var.  Bir kişi ben Müslüman’ım deyip İslâm düşüncesiyle yaşadığını savunup her vakit ilim, bilim ve iman derdiyle yaşamıyorsa ben, ondan şüphe duyarım ve Müslüman diyen herkesin de bundan şüphe etmesi gerekir.

Peygamber (s.a.s) Efendimiz buyuruyor: “Kimin ilmi varsa (Men kâne lehû ilmün) bilgisi varsa, (felyetesaddak min ilmihî), ilminden sadaka versin.” Hakk’tan yana olup hakkı gözeterek ilim, bilim yapmak ve öğretmek bir Müslüman’ın zekâ farzıdır. Çünkü ilim ve bilim zekâyla olur. Dolayısıyla zekâyı doğru ilimlerle, doğru zamanda kullanmak gerekir. Zekâmızı edebimizle, ahlakımızla,  imanımızla ve yaptığımız/ yapacağımız ilimle/ bilimle süslediğimizde daha güzel neticeler ortaya çıkacaktır. Bu yüzden bireyden kaynaklı edep ve ahlakla ilgili toplumsal sorunlar olmayacaktır.

Toplum olarak neden çocuklarımızı öldürmeye başladık biliyor musunuz? Önce kalbimizi öldürdük, düşüncelerimizi öldürdük, içimizdeki Kur’an ayetlerinin anlamını  öldürdük, kaybettik sonra ise öldüreceğimiz hiçbir şeyimiz kalmadığı için kalbimizin bir parçası olan çocuklarımızı öldürmeye başladık.

Kur’an’dan habersiz ölüyoruz birer birer ve Kur’an’dan habersiz olduğumuz için çocuklarımızı öldürmeye başladık vahşice. Oysa çocuk, cennetin bir parçasıydı, çocuğun kokusu cennetin kokusuydu.

 

Yazar hakkında

İbrahim DOYUMĞAÇ

İbrahim DOYUMĞAÇ

Yorum yaz