Genel

‘İYİ İNSAN OLMADAN İYİ MÜSLÜMAN OLAMAYIZ’

 

Pandemiden Önce, Pandemiden Sonra

Eskiden tarihten söz ederken M.Ö. milattan önce ve M.S. milattan sonra diye söze girerlerdi. Artık tarihi söylemde yeni trend, P.Ö. ve P.S.olacağa benziyor.

Zor oyunu bozarmış.

Kuşaklar gibi söylem ve eylem tarzımız zorunlu olarak değişti.

İlcaatı zaman diyorlar. Zamanın zorlaması.

Suya ve sabuna dokunmamak olan yaşam düsturumuzu, hayat felsefemizi, suya da sabuna da dokunmak şart, olarak değiştirdik.

Sağlıkta, suya ve sabuna dokunmak, muktezayı hale mutabık eylem.

Su ve sabun: kirleri temizleyen iki madde.

Üçüncüsü toprak. O da saîd/temiz. Aslımız. Halk ozanının sadık yâri. Çoklarının gözünü doyuran, bedenini paklayan element. Son durağımız.

Bir dördüncü temizleyici var ki,  o da, -Allah korusun- ateş.

Maddi kirleri anladık.

Duygu ve düşüncede, söylem ve eylemdeki lekeleri, kirleri, pasları sökme ve temizleme ameliyesinde muktezayı hale mutabık hareket nasıl olacak? Orada, suya ve sabuna nasıl dokunacağız? Maddesi, merhemi, losyonu, spreyi, kremi, sabunu var mı?

Mesela, hukukun çiğnenmesine engel olacak bir dil, zulmü dile getirecek bir lisan, zulmü ortadan kaldıracak, zorbalığa dur diyebilecek güçlü bir el, haksızlığı görecek bir göz, işitecek bir kulak, sevgi ve muhabbete vesile olacak bir gönül, yalana razı olmayacak bir vicdan olabilmek. Hakeza.

Ezcümle, insan ismine layık bir insan olabilmek.

Serlevhadaki hakikatli söz:“İyi insan olmadan iyi Müslüman olamayız.”

Saraybosna’nın ve Balkanların bilge insanı merhum Aliyaİzzetbegoviç’e ait.

İslamiyet, insaniyet-i kübrâdır” (Bediüzzaman) önermesinin şerhi gibi. Enyüksek, en mükemmel insanlık hali. Model insan, sembol isim:Hz. Peygamber (as). Ötesi yok. Zirvedeki son nokta, son sınır.

“Büyük İnsanlık” Nazım Hikmet’in bir şiiri, O da büyük insanlığı,farklı bir bakış açısıyla, emek, ekmek, umut üzerinden tanımlıyor.Yabana atılır şeyler değil. İnsanlık için üçü de değerli, üçü de önemli.

Usûl esasa mukaddemdir. Usûl, izlenen yol, yöntem. Esastan önce gelir.

Önce iyi insan olmak ardından iyi Müslüman.

Amacımız kaş yapmaktır, göz çıkarmak değil.

Niyetimiz üzüm yemektir, bağcıyı dövmek değil.

“Bizim vazifemiz müsbet hareket etmektir. Menfî hareket değildir.” (E.Lahikası)

Mesleğin yolu, “nezihane, nazikane, kavl-i leyyindir.” (Lemalar)

Medeniyetin mehasini, harikaları, güzellikleri, iyilikleri: Fiilî duanın neticeleri ve semereleridir.

Medeniyetin güzellikleri, iyilikleri insaniyet-i suğra.

İslâmiyetinki insaniyet-i kübra.

Pandemiye aşı, evimizi köşe bucak süpüren robotlar, istenmeyen tüyleri söküp atan kremler, daha ne harikalar.

Havada, karada, denizde hâkimiyetimizi kurduk. Hatta atmosferin ötesinde, uzayın derinliklerinde, toprağın altında, denizlerin dibinde. Kızıl Gezegen Mars’ta bile koloni kuruyoruz.

Ne ki,

“Kuşlar gibi uçmayı, balıklar gibi yüzmeyi öğrendik, ancak kardeşçe yaşamayı unuttuk” diyor Amerikan yurttaş hakları hareketinin lideri Martin Luther King.

Doğru söze ne denir?

Bizim için yitiktir. Nerede ve kimde bulursak alırız.

Kimin söylediğinin ne önemi var?

Her faninin ağzından çıkabilir.

Bülbülün çektiği dili belasıymış

Bizim çektiğimiz, kötü söylemler ile kötü eylemler.

Kemâlât ile kemâlât olmaz, demişler.

Mesela, elin ayarı kaçınca, gücü yeteni döver.

Mesela, dilin ayarı kaçınca, yalan ve iftirayla söver.

Mesela, adalet terazisinin ayarı kaçınca, sonuç zulümdür, adalet değil.

Saadet-i beşeriye, dünyada adalet ile olabilir.” (Bediüzzaman)

Mesela, vicdan mekanizmasının ayarı kaçınca, sonuç, vicdansız bir insanlıktır.

Vicdansızlık, insanın doğasına, fıtratına aykırı, zıt bir durum.

Zira vicdan, “insanın şuurlu fıtratı.” (M. Nuriye)

Fıtrat, yalan söyler mi?

Vicdanın şuurlu, insanın şuursuz olması. Ne büyük tezat!

Eldeki eğri cetvel ile doğru çizgi de çizemeyiz.

Çünkü âlât kötü, cetvel eğri. Nasıl olacak?

Çare: Eğriyi doğru, kötüyü iyi ile değiştirmek.

İslâmiyetin kendisine tanıtılmasını isteyen bir kişiye Nebevi (as) cevap; apaçık, çok kısa, çok net,her seviyeden insanın anlayacağı şekilde:

Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol!” (HŞ)

Sözün de özünde sıdk/doğruluk üzere olmasının peygamberane izahı.

Aksi halde kelâmı israf, kalemi boşuna oynatmış ve zamanı heder etmiş olmaz mıyız?

Yunusça dememiz gerekirse, “Ha bir kuru emektir.”

Ne düne ne yarına geçer sözümüz.

Zaman her şeyi eskitir, yetmez gücümüz.

İçindeki gündür hakiki ömrümüz.

“Elhasıl: Ey nefis! Bil ki, dünkü gün senin elinden çıktı. Yarın ise, senin elinde senet yok ki ona maliksin. Öyle ise, hakikî ömrünü, bulunduğun gün bil”(Sözler)

Dünya yalan.

İnsan fani.

Hayat kısa.

Ömür sermayesi az.

Geriye tek gerçek kalıyor: Kapatılamayan kabir kapısı ile öldürülemeyen ölüm.

İnsan der: “Sonsuzluk!”Sonsuzluğa açılan kapı der: “Öleceksin!”

Madem, sonsuzluğu istiyoruz, ebede namzediz, sonsuzluğa ayarlı yaşamak en akıllıca hareket olmaz mı?

Tercihimiz, münzevi bir hayat değil, dengeli bir yaşamdır.

Doğal ayarlarımızı bozmadan, dozunu kaçırmadan.

Dengeli bir hayat dileğiyle.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazar hakkında

raşid duran

raşid duran

Yorum yaz