Editörün Seçtikleri Genel

AŞK LÂHİKALARI – SEVGİLİYE MEKTUPLAR

Velud, verimli, üretken kalem Mustafa Oral’ın kitabı, bir Sevgi ve Sevgili güzellemesi. Sevgiliye duyulan hasretin katreleri. Sevgiyi ilhak, sevgiliye iltihak. Korku, ümit, reca gel-gitleri. Hayal ile gerçeğin içiçe geçtiği, karışıp kaynaştığı haller. Hicran; ayrılık acısı. “Ölüm Allah’ın emri, ayrılık olmasaydı” der bir Anadolu ezgisi. Ölüm bir kez, ayrılık binlerce kez yaralar. İkisinin de tek ilacı; vuslat, sevgiliye kavuşmak. Ne var ki, sevgili, dünya ötesi diyarlarda. Seni sevgiliye götürecek iki binek kalıyor geriye. Berk ve Burak misali hayal ile rüya.

“Aşk Lâhikaları”, “Sevgiliye Mektuplar” ya da “Esrar kapıları.” “Kişi sevdiğiyle beraberdir” Nebevi (as) beyanının bir şerhi gibi.

Hayal ile gerçek arasında Leylâ’sını arayan bir Mecnun. Fakat adı Kays değil. Sevgililer Sevgili ile adaş: Mustafa.

Gönül sultanlarının kabri -ya da mezarı her ne ise- yer küresinin herhangi bir yerinde değil, âriflerin gönüllerindedir. Öyle bilir öyle inanırız. Bir başka gönül sultanı, çağlar ötesinden şöyle ses verir: “Canlar ölesi değil!” Ruhun derece-i hayatında yaşayanlar için.

“Cinneti cennete” çevirmek. Her kişinin değil er kişinin kârı. Egoizmin altın çağında cinneti, kendine cehennem yapan o kadar çok talihsiz var ki… Krizi fırsata çevirmek! Vizyonu, ufku, öngörüsü yüksek insanların becerisi.

Mekânı şerefli kılan, orayı mesken tutan şerefli insanların şerefidir. Adı ister Barla ister Emirdağı olsun. Dünya dedikleri, “bir kargı sepetçikten ibaret” değil mi? Yaşamak, “şol yel esip geçmiş” gibi. Ne kadar değil, nasıl yaşadığımızdır bizi değerli ya da değersiz kılan…

Emirdağı ile Emirgân, bir elmanın iki yarısı.Biri tefekkür diğeri tenezzüh menzili.Gezdiğin menzillerde hep Sevgiliyi arıyorsun. “Arayan bulurmuş.” Zaten bulanlar da arayanlar değil mi? Fakat unutma ki, bir de “Ara ki bulasın” gerçeği vardır. Kaf Dağı ile Zümrüd-ü Anka gibi.

Yaşlılık; artan pişmanlıklar, azalan ümitler, alınganlıklar kuşağı. Gözyaşları ve yaşlı gözler. Hoş bunlar da güzel. Asıl, “yaşarmayan gözden” korkmalı, değil mi?

Kiminin gözünde büyür dünya, kiminin küçülür gözünde. Kimi der: “Benim dünya ile ne işim var?” Ötekisi der: “Daha yok mu?” Kimisi der: “Dane-i hardal gördüm.” Yani hem küçük hem de değersiz. Ah şu dünyalılar ve ah şu temellük dâvâsı!

Kimi ser olur bir dâvâda kimi sır. Kimi hafız olur kimi muhafız. “Ser verip sır vermeyen” serdengeçti olmak kolay mı? Bu zaman, “o zaman” değil. Yolunda olsak yeter. Karınca misali.

Gurbet ve gariplik. Birbirine yapışık ikizler. “Bir yiğit gurbete gitse / Gör başına neler gelir? / Garip sılayı andıkça yaş gözüne dolar gelir.” Sıla dediğin, sevgili ve onun özlemidir.

Şöhret âfettir, derler. Büyüklü küçüklü nice Paşa’lar gelmiş geçmiş şu âlemden. Gerçi âlemde Paşa iken “Maşa” olan da olmuş. Eskiden ana babalar, “Benim oğlum okuyunca Paşa olacak!” dermiş. Paşa demek; güç, kuvvet, kudret, servet, itibar demekmiş. Herkes kendi dünyasının paşasıdır. Zaten şimdilerde herkes, “Gelen ağam giden paşam” demeye başladı. Belli ki, eski popülerliği kalmamış!

Üç şey insana huzur ve mutluluk verirmiş: Birisi tilâvet-i Kur’an, diğeri münacat-ı Rahmân, üçüncüsü de sohbet-i ihvan. Dostlar Meclisi. Haliller ve Habibler. Biri Halil İbrahim diğeri Habib Mustafa. Bu sana yetmez mi?Yine de paşa gönlün bilir!

“Bu âdem dedikleri,

El ayakla baş değil,

Âdem mânâya derler,

Suret ile kaş değil.” (Kaygusuz Abdal)

Yana yakıla sevgilisini arayan âşık! Bulursan aşk –belki- biter. Bulma ki aşk da, aramak da, rüya da, hülya da, dua da sürüp gitsin. Bir merhaba de sevgiliye, bir elveda…

AŞK LÂHİKALARI – SEVGİLİYE MEKTUPLAR / KDY, 2021

mustafaoral-kitap

Yazar hakkında

raşid duran

raşid duran

Yorum yaz