Deneme Editörün Seçtikleri

Yokluk Girdabı

Yokluk girdabında, varlığı bulmaya çalışıyoruz belki de! Ne günler yaşandı ne de dünler ve bugünler. Sevgisizliğimize, kimsesizliğimize ve yüce bir aşka sahip olamayışımıza bakmadan, kör ve puslu yollarda yalpalayarak ilerliyoruz. Varlığımız ve varoluş hikmetimizin esrarını görmeden, durmaksızın etrafa saldırıyoruz. Bu saldırganlıklar ki gittikçe bizde yerini alışkanlıklara bırakıyor. Hayatı o kadar kendimize çekilmez hale getiriyoruz ki geriye dönüp baktığımızda yolun yarısını geçmişiz.

Ömür ilerliyor adım adım, yavaş yavaş… Yıllar yılları kovalıyor benden aldıklarını bana vermeden. Bir hoşça kal demeden, bir veda etmeden. Uzun sandığımız bu yolculuk aslında ne kadar da kısaymış!

Göz açıp kapayıncaya kadar geçen yıllarım. Günahıyla, sevabıyla bana bir defterin son yaprağını kapattıran yıllarım. Artık geriye dönüş yok. Yaşadıklarımız, yaşanmışlıklarıyla kalıyor. Bir sehpa üzerinde, vazonun içinde solmaya bırakılan güller gibi…Yağmurun aniden bastırması gibi ömrümdeki yıllarım ve yollarım da bu yokluk girdabındaki yolculuğun sonuna geldiğimizi söylüyor. Haydi bir dilek tut, bir hayal kur, diyor.

Bense bu hayallerin ve gönlümdeki dileklerin, arzuların çok uzağındayım. Her şey bir sis bulutundan ibaretken, hayaller bunun çok uzağına düşüyor. Düşlerde ve gülüşlerde, anılarda kalıyor. Hazan mevsiminde bir kuru yaprak gibi rüzgarın önünde savruluyoruz. Nereye gideceğini bilmeyen, vurulmuş yaralı bir ceylan gibi sekerek ve ürkek bir şekilde yol alıyoruz ıssız çam ormanlarında.

Zaman, süzgecinden öğüterek öyle bir geçiyor ki bembeyaz saçlarımız değirmende öğütülen un misali avucumuza geliyor. Sende ne umutlarım ne hayallerim kaldı ama bilemedin! Bu kalp, ismini her aklıma getirdiğinde ne ince sızılar çekmişti de kavuşmak bizden hep uzağa düşmüştü. Geçip giden yılların ardından sevgim katmerleşerek büyüyordu da sen bundan habersiz, yorgun gözlerin yollarda gelmeyen sevgiliyi bekliyordu.

Yazar hakkında

duru kurugül

duru kurugül

Yorum yaz