Editörün Seçtikleri Hikaye

Uçağı Kaçıran Derviş

 

– Hanımefendi, hazırsanız sizi canlı yayına alacağız spikere bağlanacaksınız birazdan.

– Tamam.

– Evet, Cemile Hanım. Şu an uçağın içindesiniz. Sanırım teröristten gizli konuşuyorsunuz.  Neler söylüyeceksiniz?

– Öncelikle terörist dediğiniz gençten gizli konuşmuyorum. Uçağı kaçıran genç karşımda pilot ile çaylarını yudumluyorlar.

– Bir dakika,  anlamadım. Yani siz terörist tehditi altında değil misiniz?

– Hayır. Şu an terörist dediğiniz insanla ayak ayaküstüne atmış sohbet ediyoruz.

– Peki, niye dışarı çıkmıyorsunuz?

– Problem de burada. Biz dışarıya çıkmak istiyoruz, ancak görüştüğümüz yetkililer kapıyı açmamamızı, dışarıya çıkmaya çalışanın vurulacağını söylüyorlar.

-Olamaz! Serbestçe çıkabilecekken sizi niye orada tutsunlar?

– Az önce başbakanla görüştüm. İlle de operasyon düzenleyeceğiz, deyip duruyorlar.

– Ama niye?

Güçlerini göstermek için. Biz, bize başkaldırana böyle yaparız, demek için. Devletin büyüklüğünü ve eziciliğini ispatlamak için.

– Peki bir çatışma çıkarsa siz boşu boşuna…

– Bizi düşünen yok. Uçakta bomba ihtimali var, bombanın kumandası gençte diyoruz, aldıran yok. Elinde silah var, diyoruz, biz hallederiz, diyorlar. Bunların derdi kan.  Kanla sulayacaklar büyüklüklerini.

-Uçağı kaçıran genç teslim olmaya razı mı?

-Tercihi bize bırakıyor. Siz isterseniz teslim olurum, diyor.

– Peki, siz ne diyorsunuz?

-Hayır. Böyle bir şeye gerek yok. Biz yolcular olarak ondan şikâyetçi değiliz. Hatta gözümüzün açılmasına sebep olduğu için teşekür ediyoruz. Yol açtığı bütün maddi zararları karşılamaya hazırız. Bütün bunlara rağmen büyük irade ille kan, ille silah, ille intikam diyor. Bu kısa, ama ömrümüzün en uzun gününde anladık ki, derdiyle dertlendiğimiz, büyümesi için gayret ettiğimiz, o kadar önemsediğimiz devletimizin idarecileri bizi hiç mi hiç anlamıyor, düşünmüyor ve sevmiyor. Devleti idare edenler halkıyla barışık değiller. Artık kurumsal hiç bir makamdan hiç bir şey istemiyoruz. Buradan yüksek memurlara veya siyaset adamlarına değil, sadece halkımıza sesleniyorum. Onurlu bir hayat için konuşuyorum. Etrafımız kanlı bir operasyon için hazırlanan silahlı güçlerle çevrili. Biz, kaçırılan insanlar olarak, uçağımızı kaçıran bu gençten razıyız. Onu seviyoruz. Ve sonuna kadar onun yanındayız. Hayata ve ferde değer veren bütün insanlara sesleniyorum. Gelin etten bir duvar oluşturalım. Şu kara postallara, silahlara karşı sevginin, kardeşliğin şarkılarını, özgürlüğün çağrısını söyleyelim.

Telefon âniden kesildi. Büyük patron böyle bir konuşmaya tahammül edememişti.  Televizyon sahibi sert ve tok bir ses tarafından azarlandı. Adam birden hayatının hatasını yaptığını farketti. Pis bir terörist yüzünden herşeyini kaybedebilirdi. Tepedekilerle ters düşmek tüm memleketin kâbusuydu. Hayatı dalkavuklukla geçmiş, hep eğilerek paralanmıştı. Şu aptal müdür neredeyse herşeyi berbat edecekti. Neyse ki çabuk müdahale etmişti. Şimdi birilerini arayıp özür dilemeliydi. Sonra da müdürü çağırıp iyice bir fırçalamalı.

Cemile Hanım yorulmuştu. Bu konuşmanın hakikaten yayınlanıp yayınlanmadığını bile bilmiyordu. Oturduğu yerde geriye yaslandı. Bir yolcu sordu:

– Ne olacak şimdi?

– Hiç, dedi Cemile Hanım. Bekleyeceğiz. Ya bu ülkenin varsa, hâlâ kalmışsa açık yürekli insanları gelecek veya silahlar…

– Kaptan,  dedi genç adam. Bu işin buralara kadar geleceğini tahmin etmemiştim. Şu kapıyı aç ben çıkayım.

– Hayır, dedi kaptan. Bu işe bizi soktun bir defa. Öyle çıkıp gitmek yok. Yüreğimize dokundun. Şimdi de susturun diyorsun. Olmaz öyle şey. Yürek bu. Sustu mu istediğin zaman konuşmaz. Konuştu mu da istemekle susturamazsın.

Ask ve Mavi

Yazar hakkında

Levent Bilgi

Levent Bilgi

Yorum yaz