Deneme Editörün Seçtikleri

SEVDADAN VURULMAK

 

Yunus’un ‘Bu yol uzundur’ dizeleriyle örtüşen bir Yakın Zaman Hikâyesi vardır ki, bu yolun encamını ifade eder.

Kalem ve kelam erbabı bir dostun gönderdiği, bir hak sevdalısı insanın sevdalı dizeleriyle bezenmiş, inanan insanın bam teline dokunan, “Bizi Sevdamızdan Vurdular” video görselini izledim.

“Bir kara sevdaydı bizimkisi,

Öylesine.

Gözümde ne cennet sevdası, ne cehennem korkusu.

Var mıydıki daha ötesi?

Kalmış mıydı uğrunda verilesi?

Kalmış mıydı dünyada yer gidilesi?

Mal ise mal, ömür ise ömür, can ise ölesi.

Acıtmazdı, çekilirdi de dünyanın çilesi,

Gel gör ki, bizi sevdamızdan vurdular.

Bizimkisi bir Aişe meselesi,

Göklerden teyittir isteyesi.

Beklerken erim erim eriyesi.

Güzeller güzelinden bir işaret bekleyesi.

Gözlerde yaş kuruyana dek ağlayası.

‘Siz de mi’ deyip, Allah’a havale edilesi.

Kalbimizden değil, bizi sevdamızdan vurdular.

Bizimkisi bir Yusuf hikâyesi,

Yakup ki dizde fer kalmadı, gün gün bekleyesi.

Öz kardeşleri ki planlar kurup onu bitiresi.

Götürüp kuyuya atıp yalanlar uydurası.

Pazarlardır satılası, zindanlardır çilesi.

Bir ihanet, bir yalan, bir iftira, kolay mı sindirmesi?

Sırtımızdan değil, bizi sevdamızdan vurdular.

Bizimkisi bir Hüseyin ağıtnamesi.

Nedir Yezidlere boyun eğmesi?

Baş ise baş, hakikat yolunda veresi.

Zalime ve zulme Allah için direnesi.

O ki yürü demiş, haddine mi bitirmesi?

Biz değildi, asıl memleket millet meselesi.

Başımızdan değil, bizi sevdamızdan vurdular.

Bizimkisi Muhammet Mustafa vasiyetnamesi.

Şehbal açsın nam-ı celili Muhammedi,

Girsin gönüllere, bilsin bir kez de nur-u Ahmedi,

Dünyalar sizin olsun devletler sizin,

Ne darbesi?

Hala anlaşılmadı mı?

Bu ordu muhabbet fedaisi.

Davranın,

Davranın ki insanlığın son çaresi diyorken,

Bizi sevdamızdan vurdular.

Ama bitmedi, bitmeyecek bir muhabbet bestesi.

Kışlara inat, saracak her yeri bahar esintisi.

Efendiler Efendisinin müjdesi.

Kuran-ı Azimüşşan’ın ayeti kerimesi,

Resullerin Nebilerin izdüşümü neticesi,

‘Yolun kaderi’ diyor hakkın sesi.

Hikmet O ki,

Bizi sevdamızdan vurdular.”  (Erhan Bozkurt)

Birkaç kere can kulağıyla dinledim.

Hem hüzünlendim hem ümitlendim.

Hüzünlendim, zalim ve şiddetli muhalif bir rüzgâr nice emekleri zir ü zeber etmişti.

Ümitlendim, sevdanın sahibi görünürde insan ama gerçek anlamda Sevdayı Veren’di.

Tamam.

Bizi sevdamızdan vurmuşlar.

Vurmuşlar da ne almışlar?

Madalya mı takmışlar?

Berat vesikası mı vermişler?

Ayaklarını yerden mi kesmişler?

Başlarını göğe mi erdirmişler?

Yoksa vebal mi yüklenmişler?

Ah şu, sahte alkışlar, sinsi gülüşler, mürai görünüşler.

Kısacası, Yezidler!

***

Bu bir,

Hz. Aişe (r.anha) meselesi. Yalan ve iftiranın zirvesi. Dünkülerin buydu zihniyeti. Bugün çok mu değişti? Hayır. Değişik libas, kılık, kıyafet ve versiyonuyla aynen devam. Mantık herkesin bildiği, çamur at, (tutmazsa) izi kalsın. Ne uğruna? Geçici, fani, ölümlü, zevale mahkûm, dünyevi saltanat.

Bu bir,

Hz. Yusuf (as) hikâyesi, hikâyelerin en güzeli. Tıpkı Yusuf’un kendisi gibi. Hastalık derecesinde çekememezlik, hasetlik, kıskançlık, kör kuyu, köle, esir pazarı, zindanlar. Sonrası sultanlık. Bunlar, Yusufiye medresesine giden yolun töresi. Direkt medreseye gidilmiyor. Hemen sultan olunmuyor. Aşama aşama.

Bu bir,

Hüseyin ağıtnamesi, bir başka Yezit zulmü hikâyesi. O günden bugüne hiç Yezit eksik olmamış ki.Yetmişe karşı binlercesi. Bir musibet bir beladır Kerbela. “Seni koruruz, gel’ dediler. Sonra,Yezid’i görünce etrafından dağılıverdiler. Su bile vermediler. Sevgili Hüseyin’i canavara yem ettiler.Döneklik, güce tapanların töresidir. Her yerde her zamanda mebzul miktarda bulunur.

Bir de,

Efendiler Efendisinin (s) vasiyetnamesi. Namının, isminin, adının dünyanın her yerinde duyulacağının müjdesi. Yarasa gözlüler, ışıktan, nurdan hoşlanmazlar. Hele nuru Ahmedi’den hiç ama hiç hazzetmezler. Sırf onlar mı? En dehşetlileri ikinci Avrupa’nın inkârcı zalimleri, Asya’nın çok yüzlü münafıkları. İnanmayan ile inanmış gibi yapanikiyüzlü yalancılar.

Fakat,

Ah şu safderun kalabalıklar! Allah diyen herkese hemencecik kalbini verenler. Aklını ve iradesini ipotek edenler. Yalan ve iftirada hikmet arayanlar. Kutsalı yüz üstü bırakıp, boş işlere kutsilik, boş adamlara mehdilik izafe edenler. Teşneciler…

Cerbeze, yalanı allayıp pullayarak takdim etmek.Cerbezeli insan, aldatmakta mahir laf cambazıdır. Yalancıların, ustası ve üstadı, Hitler’in sadık bendesi, halkı aydınlatma(!) ve propaganda bakanı, yalancıların pîri Goebbles. Akıldâne, akıl hocaları Makyavel efendi! Önceki yalancı, beriki İbahi…

“Aldatan bizden değildir.” HŞ.,

Yalanla aldatmak: Çok kötü.

Din ile aldatmak: Tam bir fecaat.

Osmanlı sadrazamlarından Koca Mehmet Ragıp Paşa, Mısır Beylerbeyliği sırasındaki tecrübelerini anlattığı gazelinde şöyle dermiş:

“Şecaat arz ederken merd-i kıpti, sirkatin söyler.”

Türkçesi meraka değmez mi?

19.yy’da İngiltere’de Başbakanlık yapmış Benjamin Disraeli’nin de şöyle bir sözünü naklederler: “Üç çeşit yalan vardır; basit yalan, kuyruklu yalan ve istatistik.”

***

Aklın üç mertebesi: 1.Tefrit, 2.Vasat, 3.İfrat.

Ahmaklık, Hikmet,Cerbeze.

1.Tefrit mertebesi: Ahmaklık, akılsızlık hali. Hiçbir şeye ermeyen, çalışmayan, devre dışı bırakılan akıl. Umarsız insanların aklı. Ne nezahet var ne nezaket.

2.Vasat mertebesi: Akıllılık hâlidir. Olması gerektiği gibi düzgün çalışır, her şeyde hikmet arar. Gerektiğinde sorar, sorgular.

3.İfrat mertebesi: Cerbeze hâli. Aklın yalan ile aldatması. Yalanını, lâf ebeliği, laf cambazlığı, abartı ve demagoji ile gizler. Tereyağından kıl çeker gibi işler.

İnsanın üç kuvvesine had, sınır konulmamış.

Kuvve: İnsanın doğasına, mahiyetine, fıtratına konulmuş potansiyel, duygu, düşünce, tasarı, niyet, yeti, güç…

Bunlar: Akıl, Öfke, Şehvet.

Şehvet ise, cinselliğin çok ötesinde, şiddetli arzu, istek ve insanı tahrik eden güç olarak ifade edilir.

Bütün zulümlerin temelinde bu üç duygunun ifrat ve tefrit hallerinde kullanım şekli, uygulamaları vardır.

Keza, adaletin temelinde de bu üç duygunun vasat şekilde çalıştırılması vardır.

Adalet; mülkün temeli ve devletin dini.

Zulüm; mülkün de dinin de temellerini dinamitlemek…

Yazar hakkında

raşid duran

raşid duran

Yorum yaz