Editörün Seçtikleri Şiir

Sevda Üstüne

Dr. Levent Bilgi

 

 

Ben seni bir ilkbahar akşamında, ılgız ılgız esen meltemin ardında sevdim.

Ben seni sevginin zaferlerini ve acılarını tatmak için sevdim.

Kendime bakıyorum, kendi içime eğiliyorum,

Orada sen varsın.

 

Ne zaman geldin, ne zaman oturdun gönül tahtıma bilemiyorum.

Ben seni bir ilkbahar akşamında sevdim.

 

İnsan acıyla olgunlaşıyor derler,

Acıyı sevmek ezeli bir miras mıdır insana?

 

Yüreğimizin türlü halleri varmış, aklın bilemeyeceği halleri varmış.

Kitapların yazmadıkları, bilgelerin söylemedikleri varmış.

 

“Bütün kitapları yakmalı

Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır”

 

Sevda söylenen, sevda ezberlenen, sevda tecrübeyle öğrenilen bir şey değil ki!

 

“Kitaplara göre insan

Karanlıkta yüzüne bin mumluk lâmba tutulmuş

Gözleri, yüreği kamaşmış insandır

 

Aptaldır, hastadır, kahramandır

Bütün kitapları yakmalı

Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır.”

 

Sadece yaşayarak öğrenesi şeyleri var insanın:

Bir gece vakti güvercinlerin tünerken çıkardıkları melodiyi hangi  kitap öğretebilir?

İki ruhun el ele tutuşup, loş ışıklar altındaki yürüyüşünü hangi kitap yazabilir?

Hangi bilge tarif edebilir sevda üzerine söylenen şarkıların uçsuz bucaksızlığını?

 

“İçinde bir tek suret yaşayan yüreğe yürek mi derler

Bir tek yaprak veren dalın boynun burarlar

Bir tek meyve veren dalı keserler

İnsan dediğin bir buğday tarlası gibi olmalı

Esti mi rüzgâr bir değil milyonlar için esmeli

Bir tek meyve veren dalı kesmeli

İnsan dediğin derya misali

Üstünde milyonlarca dalga

İçinde kıyametler kopmalı

İnsan dediğin derya misali

Uçsuz bucaksız olmalı.”

 

Kim öğretebilir bize derya misali uçsuz bucaksız olmayı?

Bu dünyanın bize yetmediğini, ebedi sevdalar da olmasa her şeyin hiçliğini?

Kim öğretebilir bize çok yetim, ama hep yetim olduğumuzu?

Ancak acımış bir yürek başkasının yüreğini tam olarak anlayabilir.

Ancak ruh, her şeyin kirlendiği bu dünyada bu kadar asil, bu kadar soylu durabilir.

 

“Bütün kitapları yakmalı

Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır”

 

Bu dünya hayatında tamamlanamayan bir varlık değil midir insan?

Hep yol, hep yol, hep yol!

Hep ayrılık, hep ayrılık, hep özlem!

 

Güzelliğin anasıdır belki aşk. Belki bir kanat dokunuşu.

 

Belki insanı sıradan olanın ötesine taşıyan sır, belki de son çığlık, son kutsal.

Belki bir padişah şarkısı, belki küçük bir kuş şakıması,

Köklerini toprağa yaymış bir ağaç, bizi ağlatan bir ezgi,

İçimizi coşkuyla dolduran bir yüz, kalbimizi titreten bir şiir.

 

“Bütün kitapları yakmalı

Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır”

 

Her sevda bir sanat, her güzellik bir yaratılış, her hakikat bir yolculuk,

Her aşk sonsuzluğa açılan bir kapı.

 

Yüzünü ışığa döndürüyorsa anlamlı aşk, güzelliği hissetmeyi mümkün kılıyorsa anlamlı.

 

İki kişi aynı nesneye bakar ama farklı şeyler görür,

İki kişinin farklı nesnelere baktığı halde  aynı şeyleri görmesidir aşk.

 

Herkes kendi gerçeğini inşa ediyorsa eğer, gerçeği yele vermektir.

İnsanın daha büyük, daha derin, daha hayret olduğunun farkına varmaktır aşk.

 

Bir kez aşka varmaya gör: Dünyanın daha engin, daha parlak, daha anlamlı, daha gizemli olduğunu kavrarsın.

Hayretler içinde ufka bakar ve dersin: Hiç bir şey için mutlak cevaplarımız yok!

Arayıp duruyoruz şu yeryüzünde: Bütünle bir olmayı, bütüne varmayı, bütüne aşık olmayı.

 

Gurbetteyiz, yurt arıyoruz, yer arıyoruz, hayret arıyoruz, ebedi bir aşk arıyoruz…

Evden hâlâ çok uzağız.

 

Kulaklarımız ötelerden gelen sese odaklanmış.

Kalbin gözyaşlarıyladır ki, ötelerin sesinin sevmek olduğunu biliyoruz.

 

“Bütün kitapları yakmalı

Sevda üstüne ne söylemişlerse yalandır”

 

(Tırnak içine alınan bölümler Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun Sevda Üstüne adlı şiirinden alıntılardır)

 

(Bitti)

Yazar hakkında

Levent Bilgi

Levent Bilgi

Yorum yaz