Edebiyat Editörün Seçtikleri

Namık Kemal Zindandan Üst Kata

Namık Kemal’in Magosa’da kalenin bodrumuna kapatıldığının ertesi günü Kıbrıs Mutasarrıfı Veysi Paşa’ya da bildirdiler. Paşa,Kemal’i yazılarından tanıyordu. Durumunu öğrenince çok üzüldü.İlk işi kale kumandanına talimat vererek kendisinin bir odaya yerleştirilmesini istemek oldu. Kumandan telaşa kapıldı.Hemen kalenin üst katında Kemal’e bir oda ayırdı,altına da bir şilte verdiler.İki gün sonra,Bodrum’daki eşyalarını toplayarak kendisine ayrılan odaya taşındı.Bu odanın Paris otellerinden farkı yoktu!

Kemal’in Magosa’da imdadına koşanlardan biri de Mutasarrrıf Veysi Paşa’nın oğlu Zeynel Abidin Reşit Bey oldu.Bu genç Namık Kemal’i çok severdi ve bir süre onunla yazışmıştı.Kemal,onun Lefkoşa’da olduğunu öğrenince çok sevinmişti.Ona her derdini anlatabilirdi.Aralarında hemen yazışmalar başladı.Zeynel Abidin Bey ona her türlü yardıma hazırdı.Kemal,dostlarına yazdığı mektupları ona iletiyor o da bunları İstanbul’a yolluyordu.

Kemal aklına gelen her şeyi çekinmeden Zeynel Abidin Bey’le paylaşıyordu.Bir süre sonra Magosa’da kapkarit denen ve mantara benzeyen bir bitki keşfetti.Bundan iyi meze oluyordu.İstanbul’dan gelenler bunu nereden bileceklerdi.Mutasarrıfın oğluna bir sepet kapkarit yolladı.Kemal,Kıbrıs şaraplarının da tadını çıkartıyor ve Limasol’den şarap getirtiyordu.

Magosa’da yaşam elbette kolay değildi.Ama Kemal kaledeki odasında yazlığa gitmiş gibi kendini eğlendirmeye çalışıyordu.Valinin oğluna o günlerde yazdığı bir mektupta şöyle diyordu:

“ Birader,burada hava ayazladı.Keyifsizlik geçti.Fakat bilmem tesadüf ettiniz mi, burada ot sineği denilen bir çeşit sinek var.Bu mevsimde ortaya çıkıyormuş.Sivrisineğe ,tatarcığa rahmet okutuyor.Prusya Orduları gibi birkaç milyonu bir arada uçuşuyor.Yazı yazmak şöyle dursun,lakırdı söylemeye bile meydan vermiyorlar.Bereket versin ki,dün şiddetli bir rüzgar çıktı.Mübarekler kayboldu da postamı yazabiliyorum.”

Kemal,hiç yüzünü kızartmadan her aklına geleni Zeynel Abidin Reşit Bey’den isteyebiliyordu.İşte onun birkaç örneği:

“ Birader,burada benim on iki yaşında bir ahret kızım var(yani koruduğum,baktığım bir kız) ona birkaç esvaplık istiyorum.Bizim aklımıza yünlü ya da basma geldi.Ama senin canın isterse tüysüz kadife de gönderebilirsin. Orasını da ben mi düşüneyim?”

“ Birader,… cigaralara büyük büyük teşekkürler.Ben size geçen hafta para için mektup yazmıştım.Siz de son mektubunuzda paradan bahsediyorsunuz.İsak’ı (Namık Kemal’in uşağı) çağırın,eline sekiz-on lira verin,ilk vapurla buraya gönderin.”

“Pek parasız kaldım.Akçe bu postayla elime geçerse çok makbul olur.Gelmediyse önümüzdeki postayla beklerim.”
“Kitaplar için azim ( büyük) teşekkürler.”
“Suriye’de kolera varmış.Allah esirgesin buraya da gelebilir.İki şeye şiddetle ihtiyacım var.Birincisi buz makinesi,ikincisi de birkaç binlik büyük şişe kızılcık şurubu.”

Yazar hakkında

duru kurugül

duru kurugül

Yorum yaz