Deneme Editörün Seçtikleri

İmanı Taklit, İbadeti Tahkik Problemlidir

Kendi görüşlerimize, iddialarımıza, tabularımıza dini, Kur’an’ı alet yapmak zamanımızın en büyük hastalığı. Pek çok kimse din, Allah böyle diyor diye çıkıyor ortaya. Oysa ayet sonsuz bir ilmin yansımasıdır. İnsan ise yaratılmıştır ve sınırlıdır. Yaratılmış olan yaratıcının sözlerini ihata edemez. Yaratıcı ile yaratık arasında bir orta yol yoktur.

Ya yaratıcısınızdır, ya da yaratık. Yaratılmış olan yaratıcının sözlerini tam anlamıyla anlayamaz, sınırlandıramaz. Yaratıcının sözlerini, kelamını sadece anlamaya çalışır. Bir gayret sonucunda anlamaya uğraşır. Ama bu anladığımız şey sadece dinden, Kur’andan bizim anladığımızdır. Vahyin kendisi değildir.

Vahiy sonsuzdur, yaratıcıdan gelendir. Biz onu sadece kendi kapasitemize göre nispeten anlayabiliriz. Ayet böyle diyor demek, kendi kanaatlerimizi başkalarına empoze etmek için ayeti kullanmak demektir.  Ayet öyle demiyor, biz ayetten onu anlıyoruz. Başkası o ayetten başka şeyler anlayabilir.

Haricilerin Kur’an hakem olsun, anlayışına karşılık Hz. Ali kendi görüşlerinizi Kur’an’a kalkan yapmayın dedi. O söyledikleriniz sizin görüşlerinizdir. Kur’an değildir.

Bizim dinimiz, Allah, Kur’an böyle diyor ifadeleri dini sınırlamak, kendi görüşlerimiz altına almaktır. Bu da dine yapılabilecek en büyük darbedir. İnsanları dinden uzaklaştırmanın en pratik yoludur.

Tolstoy yıllar önce, “Dine saldıranlardan, Allah’ı inkar edenlerden korkmayalım. Dini, Allah’ı muhakemesizce savunanlardan, Allah adına kendi fikirlerini empoze edenlerden korkalım.” diyordu.

Aslında din adına konuşmak, kendi temelsiz fikirlerimizi bir otoriteye dayanarak kabul ettirme fiilidir. Din adına konuşanlar delilsiz, iknasız konuştukları, dini, Allah’ı kendi kafa yapılarına, kültürlerine alet ettikleri için insanların dinden soğumalarına sebep oluyorlar.

Oysa iman âlem-i gayba ikna olmak, tasdik etmektir. Yoksa Kur’an böyle diyor, sadece bir bilgi aktarımıdır. İman ve tasdik ile ilgisi yoktur. Ancak vahiy üzerinde düşünerek, delillendirerek, anlamaya çalışarak iman çalışması yapılabilir.

Kur’an’ı ezberlemenin, ayetleri, hadisleri aktarmanın iman çalışması ile ilgisi yoktur. Sadece bilgi aktarım olayıdır. Ki o bilgiyi en güzel bir şekilde bilgisayardan da bulabiliriz.

Allah ve O’nun kelamı Kur’an mutlaktır. Sınırsızdır ve ihata edilemez. Allah’ı ve Kur’an’ı böyle diyor diyerek kendi düşüncelerimize alet etmek, anladıklarımızı kesin hükümler zannetmek Allah’a yapılabilecek en büyük ihanettir.

Bunun içindir ki, “din adamı” tanımlaması da gayet din dışı bir ifadedir. Dinin adamı, yani din adına konuşan adam olmaz. Peygamber dahil hiç kimse bildirilmedikçe Allah adına konuşamaz. Allah’ın kelamını çalışıp, düşünerek, tahkik ederek kendi anladığımızı ortaya koyabilir, ulaştığımız düşünceleri geliştirebiliriz.

Namaz, oruç vs gibi ibadet, fıkıh konularında Peygamber otoritedir. O’na da bunları mutlak otorite olan Allah bildirmiştir. Bu konularda Peygamber’in otoritesi taklit edilir. Ama iman, düşünce, varlık, felsefe konularında otoriteyi taklit etmek yanlıştır. Bu konularda otorite olan vahiy ancak tahkik edilebilir. Anlamaya çalışmak, ikna olmak, tasdik etmek esastır. Birinde taklit asıldır, diğerinde tahkik. Namazda, zekatta, mirasta vs de neden böyle diye sorulmaz. Çünkü Allah öyle emretmiş, Peygamber öyle uygulamıştır. Namaz beş vakittir. Burada Peygamber taklit edilir. Sorgulamaya çalışmak Allah’a karşı ukalalık yapmaktır. Ama iman, haşir, resul vs. konularında taklit etmek Allah’ın kelamını anlamsızlaştırmaktır. Burada asıl olan tahkiktir.

Yani dini konularda yatay düzlemde taklit, dikey düzlemde ise tahkik yapılmalıdır. Günümüz dini algılama anlayışı yatay düzlemdeki taklidi, dikey düzlemde de uyguladığı için problemlidir.

İmanı taklit, ibadeti tahkik problemlidir.

Yazar hakkında

Levent Bilgi

Levent Bilgi

Yorum yaz