Deneme Editörün Seçtikleri

Bu Hayatta İstediğini Aldın mı?

“Bu hayatta istediğini aldın mı?” Böyle başlıyordu filmin ilk sahnesi. İlk repliği, ilk sözleri…Düşündüm…Bu cümle beynimde döndü durdu. Adeta bir mıh gibi saplandı.Tekrarladım kendi kendime: “Bu hayatta istediğini aldın mı?” Çok mu düşünmek gerekiyordu bu sorunun cevabını verebilmek için. Yoksa gülüp geçmek mi lazımdı her zamanki gibi.

Bir oyundan,eğlenceden, oyalanmadan ibaret olan bir hayatta isteklerimiz çok mu ağır olurdu? Çok mu ciddi gelirdi bu soru bana.Bu bir oyunsa, bu bir rüyaysa çok da önemi yoktu bizim isteklerimizin.Nasılsa yok olup,yıkılıp gidecekti.Sonsuz olan bir şey yoktu.Sonu olan, bir yerde durulan,bir çizgide karar kılınan bir durum yoktu.

Hayatın, yaşamın bizden istediklerini verebilmiş miydik? Soruyu bu şekilde tersinden sordum kendime.Durdum,düşündüm…Benim isteklerim, arzularım mı yoksa hayatın benden istedikleri miydi?Hangisi ağır basıyordu? Doğuyoruz, büyüyoruz,gelişiyoruz.Bir olgunluğa erişiyoruz. Duruluyoruz orada. Acılarıyla, sevinçleriyle, hüzünleriyle yaşadığımız bir hayat! Hayallerimizi bazen gerçekleştiriyoruz bazen de sona eremeden bu kısa hayatı noktalıyoruz. Kim bilir neler yarım kalmıştı! Bir çocuğun gülüşü müydü yarım kalan, bir annenin hayalleri mi, bir gencin ilk gençlik sevdası mı.

Yaşın başında, ortasında, sonunda yarım bırakıp gidiyoruz.Bir gün gideceğiz de bilinmez.Toparlanıp giderken elde, avuçta kalanlara bakıyoruz.Yaptıklarımıza, başarılarımıza…Bazen de çok isteyip ulaşamadıklarımıza, olamadıklarımıza!Olmuyorsa kader diyoruz.Avunuyoruz, bizde kalanlarla yetiniyoruz.Sonu yok istemelerin, durmaların, duraksamaların.

Zamanın çarkında hep bir hırsla bileyleniyoruz. Bu hayattan istediğimizi almak için.Hastalığın pençesinde kıvranan bir hasta için sağlığıdır bu hayattan almak istediği.Demir parmaklıklar ardındaki insanların özgürlüğüdür, kuşlar gibi hür olmayı istemesidir bu hayattan almak istediği.Aşkın pençesine düşenler için bir yudum sevgidir, gönül sarhoşluğudur.Kış günü dışarıda kalmış evsizler için ocağı tüten, çorbası kaynayan bir sıcak yuvadır.Bir dost bakışıdır, bir yardım elidir uzattığında tutmak istediği.Hasret çekenler için kavuşmaktır. Özlemektir, beklemektir…Takvim yaprağından günleri kopartarak saymaktır.Yol bekleyen yolcu gibidir, gündüzleri gecelere eklediğinde.

Yaşlanmaktır aynı zamanda bu bekleyişte! Yüreğine akıttığı gözyaşlarıdır, gözlerinden düşen damlaları silemese de yüreğindeki gözyaşlarının kavurucu,yakıcı sızısını duymaktır.Kimseler bilmese de kimseler görmese de…Kalabalıkların içinde dolaşırken kendini tenhalardaymış gibi yalnız hissetmektir.

Yazar hakkında

duru kurugül

duru kurugül

Yorum yaz