Editörün Seçtikleri Hikaye

Duvar Doğumlar

Sevgi Hanım hastaneye telefon açtığında ağabeyi Ali beyin bir oğlu olduğunu öğrenir. Sevinmek ne kelime uçar adeta… Tez elden haber uçurulur ağabeye…
Çiçekler, hediyeler… Hastanenin yolu tutulur hemen, ne de uzunmuş yol… Trafiğin sıkışacağı zaman mı? Çekilsene kardeşim… Baba geliyor ne de olsa…
Kısa yol uzayarak biter, heyecan bitmez yine de… İki kızdan sonra erkek babası olmak tarifsiz, ayrı bir heyecan… Heyecanın hızı artacak mı, hüzne mi dönüşecek?
Hastaneye vardıklarında Aynur hanımın henüz doğum yapmadığını gördüklerinde kendileri dokuz doğurur… Nasıl olurdu? İsim aynı isim, soyadı aynı… Yanlışlık nerde?
Her şey doğru, bakışlar ve duyuşlar yanlış… Aynur hanımla aynı günde aynı hastanenin yan odasında biri daha vardır; Aynur Yıldırım… Birbirlerinden habersiz aynı isim ve soyadı taşıyan iki kişi… Aralarında ince bir duvar vardır sadece… Tesadüfe tesadüf edilemeyecek sürprizli bir tevafuk…
Ali bey ve Sevgi Hanımın elindeki çiçekler solar doğum olmadı diye… Yüzlerde gergin yollar açılır, gözler uzak ufuklara bakar… Hele sonrasında kız doğum olduğunu öğrenince soğuk rüzgârla eser hastanede, üç gün yalnızlıkta üşür Aynur anne ve küçük Nuriye… Hüzün örtüsüyle örter geceleri Nuriye’yi… Kaderin kararına kabullenmiş bir kul tevekkülüyle doğarlar her sabah ve öyle yaşarlar gün boyu…
Diğer doğum yapan Aynur hanımın iki oğlu vardır, üçüncüsünün kız olmasını istemektedir baba. O yıllarda Ültrason denen alet doğmamıştır henüz. Babanın tepkilerinden çekinen Aynur anne çocuğa karşı soğuk durur biraz, olan olmuş erkek doğmuştur artık.
Erkek annesi Aynur Hanım kız annesi Aynur Hanıma gizlice ziyaret eder; çocukları değiştirmeyi önerir. Kaderine kabullenen kız annesi Aynur Hanım adaşının teklifine kabul etmez.
Biri erkek, biri kız isteyen iki evlat babası iki baba… İkisi de arzu ettiklerine çok yakın ve uzaktırlar, kalın bakışlarından bir duvar örmüşlerdir odanın ortasına… Bu duvarsa annelerin yüreğini yarmıştır, yalnızlıkta yürümüşlerdir çocuklarıyla…
Hayatın geniş odalarına ördüğümüz kalın duvarlarla sıkıntıdan dokuz doğuruyoruz çoğu zaman… Hayatın hayrından uzak uğursuzluklarda boğuyoruz kendimizi… Aynaların gösterdiğini sevgiyle bakmayı beceremediğimizde yanlışlıklara yuvarlanıyoruz…
Hüzün ve sevinç, mutluluk ve mutsuzluk, safa ve keder, gece ve gündüz, hayat ve ölümün ikizliğini içimizde hep yeni doğum gibi taze tutabilsek ümit çiçeklerimiz hiç solmayacak, umut dağlarımız aşılabilir olacak her zaman.
Duvarı delip öteyi görmeyi bilsek genişlikte beraber yürüyeceğiz sevdiklerimizle… Masum çocuk yüzüyle yüzleşebileceğiz yol boyunca… Sevgisizliğin derin yalnızlığında yarım olmayacak yüreklerimiz… Hüzün örtümüz olmayacak, sevinç yıkayacak içimizi…
Her gün bir doğum… Sancıların sonunu kabulleniyorsak kaderin kararını kabullenen bir kul olarak kalabiliriz, değilse de hayat bize kalın duvarlar örer, yalnızlık ve yanlışlıklara yaslanırız.
Aynur Hanım şimdilerde kızı Nuriye’nin oğlu Yaşar’ı yetiştirmekle meşgul… Ninniler, ilahiler fısıldarken kulağına, yüreğine de sevgiler salmaktadır… Diğer Aynur Hanımdan ise haber yoktur.
Hayat sürprizlerden ayrı değil, hakikatlerle hep bitişik gidiyor. Bakışlarını bütünleştiren sonunda hayatın hayrını

Yazar hakkında

Hüseyin Eren

Yorum yaz