Deneme Editörün Seçtikleri

Dört Köşe Hayatlar

Köşe dönme üzerine muhabbetlerimiz olur… Köşeyi döndün mü, nasıl döndün veya köşe nasıl dönülür? Köşelerde böyle köşe kapmaca oynarız adeta. Sonu gelmez muhabbetler bir dahakine bırakılır fakat köşe bir türlü dönülmez. Fakat ben geçen gün köşeyi döndüm hem de birden.
İşimin bittiği bir işyerinden çıkar çıkmaz köşe geldiğinden yol itibariyle köşeyi dönerek geçmem gerekiyordu.
Dönme esnasında saniyeler süren bir karşılaşma yaşadım. Anlık buluşmalar… Elinde kağıt mendil bir işyerinden kabul edilmeme umutsuzluğu ile çıkan orta yaşın üzerinde tesettürlü, zayıf, yorgun, hasta gibi duran ve duraklayarak dinlenmek isteyen bir kadın… Birkaç nefes alarak hafif şekilde yürüdü ,ayaklar güya yürüyordu fakat kendisi kendinin nerede olduğunu bilmiyor gibiydi. Bilse nerede olduğunu belki de nereye gideceği de bilecekti.
Zayıf yüzü çile haritasının resmi gibi yüzlere vuruyordu. Aç mı, susuz mu, hasta mı? Sevenleri sevdikleri nerede? Yanlızlığın derin kuyusunda susuz , ekmeksiz ve hasta yaşanır mı? Mutluluk arayanlar, sevgi arayanlar köşe arayanlar bu kuyudan aşağıya bakın, su görürseniz kuyuda kendi resminizi de gülerken görebilirsiniz.
Bir “an”da derin ızdırapla döndüğüm köşeden başımı önüme eğerek hafif yürüdüm. Sahip olduğumuz nimetleri aklım almada yetersiz kaldı, hayallerime taşıdı hayallerim bile taştı. Aman Ya Rabbi… Aman Ya Rabbi…Aman Ya Rabbi… Bizi şükredenler arasında olmayı rahmet, kerem ve ihsanınla lütfeyle. Amin.
Az gittim uz gitmeden birkaç on metre aşağıda başka bir tablo ile karşılaştırıldım. Bu daha da farklı bir nimet farkındalığı dersi veriyordu. Size cenneti vereceğiz aklınızı verir misin derlerse cevabınız ne olur? Cenneti düşünür müsünüz? Karşılaştığım şahıs böyle cennet üstü bir nimet yitiği idi. O da kendince yürüyor bir şeyler peşinde koşuyordu, belki de bir köşe arıyordu.
Biri -dermanına bilmem- ama dertlerinin farkındaydı diğeri ise ne dert biliyordu ne de derman… Derdi fark etmek dermanı bulmanın ilk adımı. Asıl dert ise derdi vereni bilmemek. Derdi verenin kapısına yönelinse derman kapıları açıldığında belki de ilk fark edilecek verilen nimetleri “fark etme” ve “şükretme” nimeti olduğu görülecek. Galiba köşeyi dönmezden önce bakışlarımızla birlikte dualarımızı gözden geçirmeliyiz.
Çözümsüz gibi görünen dertler zamanın diliminde dilim dilim olmakta aslında. Bizim istediğimiz ise bir an önce kesin çözüme kavuşup rahatlamak, dualarımız düşlerimiz hep bu yönde. Kolay bir hayat seyriyle zevklenmek, gam değil kam alarak günlerimize günler katmak istiyoruz. Kolaylığın ve zorluğun Rahmet Sahibinden önce güzel bir sabırla dayanma gücü istesek hayat daha bir güzel ve dolu olacak sanki.
Dolu ve olgun geçen hayat saatleri bir sonraki basamaklarda daha çok işimize yarayacak, bize enerji ve güç verecek.
Elbette ki zorluk istenmez kolaylık istenir, gelince de önce dayanma gücü sonra kolaylık istenir. Alınması gereken ders tam alındıktan sonra gelen kolaylıklar baş göz üstüne, nur üstüne nur. Allah dayanamayacağımız çözümsüz dert vermesin, gerisinin hepsinin bir kolay tarafı var inşaallah.
Dönmek istediğimiz köşelerden önce sahip olduğumuz “köşe”leri farketsek hızımız biraz azalacak galiba. Çünkü her nimet beraberinde bir külfet getirir. Külfete ülfet de eklenince dertler yumak yumak sarar. Bir sonraki bir sonraki derken ömrün sonuna gelinir ki ne çare… Asıl nimet sorgusu şimdi başlar. Sade ve safi bir hayat geçirebilmek için çok şükürlü kafi nimet istemesini bilmeliyiz. Az veya çok onu bilmeyiz ama bereketli, temiz ve bizi dünyada ve ahirette aziz kılanı istesek güzel bir istek olur. Çokluk asrına inat az olanı değil de bereketli ve hayırlı olanı istemeliyiz.
Küçüçük bir cadde kocaman gerçek iki hayat tablosu… İstediğiniz gibi okuyabilirsiniz veya bakmadan çekip gidebilirsiniz. İnsaniyetli insan olabilmek için akıl ile akletmeli, kalp ile şükretmeli, vicdan ile tartmalı, gönül cüzdanlarını hikmet ile doldurduktan sonra köşeleri dönme düşüncesi hayatımızın “en köşe”sinde olmalı.
Efendim, köşesiz kalmayın hayatınız dört köşe geçsin.

Yazar hakkında

Hüseyin Eren

Yorum yaz