Editörün Seçtikleri Hikaye

Deniz Gözümde Hapsoldu

Hakikî akse erişinceye kadar dostlardan ayrılma. Sedefi terk etme, o katra daha inci olmadı ki.
Gözün, aklın ve kulağın sâf olmasını istiyorsan o tamah perdelerini yırt.*

Sözünü bitirince döndü
Deniz gözümde hapsoldu
Leyl!
Ayın on dördü olunca
Denizi seyredelim, Rumi’den bahsedelim
Ay şahidimiz, birinciyi bilelim…

Kendime sözüm geçer mi
Kalbim beni dinler mi
Ayın on dördünü bekliyorum
O gün gelir mi

Hilal, dolunay, meddücezir hesap etmeli
En iyisi denize gitmeli
Saçlara papatya
Gözlere sürme
Leyl’e leke sürme
Bir inci beyaz giymeli
Bir inci ben olurum belki

Ayın on dördünü beklemek ömrümün kaç katı
Sedefte inci, çocukluk rüyaları
Gözyaşlarım sürükleniyor denize doğru

Beklerken ölmezsem
Gayrı gam yemem
Fark ediyorum leyli
Neharı beklemeyi
Leylden nehara erilir mi
Seher böyle uzun sürer mi
Müjdesi olmasa
Kuşlar sabahı bekler mi

27 Ağustos

Neyi aradığımı bilmeden
İnci için yollara düştüm ben
Bu mola niye
İyiden iyiye
Uzandım leylden nerelere

Vazgeçtim ben denize gitmekten
Ayın on dördünü beklemekten
Denizin gözlerinde boğulmamalı
Dibe dalmalı, derinliğine bakmalı
Ölçmeli, biçmeli
Yüklerden arınmalı
Öyle ki
Taşıyabileceğim kadar olmalı
Kendimden vazgeçmişken
Nelerden vazgeçebileceğimi sınamalı
Vazgeçtiklerimi fırlatmışsam denize
Şimdi fazla gelenlerden kurtulmalı
Azlık ile özgürlük tartılmalı
Beklerken, ayak bağlarından kurtulmalı
Hiç olmak için her şeyi ateşe vermeli
Hayalleri yakmalı

Ey Deniz!
Nasıl da saklandın kalabalıklarıma böyle
Arıyorum, bulamıyorum, her şey iç içe
Deniz yakılır mı, kendimle kalayım diye
Yakmazsam
Nasıl kurtulurum senden, hatta kendimden

Evim, yangın yeri
Seyrediyorum şimdi
Leyl yangın yeri
Alevlerde yitip gitti
Hepsi kül olur mu
Leyl kul olur mu

29 Ağustos

Acıtmadı canımı
Bağdaş kurdum, seyrettim geçmişi
Yananlar bitti, ben kaldım geri
Hayıflandım, nasıl arınırım
Ah saçlarım!
Küller karışır içine
Salıncak olur hayallere
Kesmek gerek yine yine
Hiç olurum belki

Ah bu makas sesleri!
Nasıl da alaşağı ediyor Leyl’i
Hiç olmanın yokluğunda gördüm kendimi

31 Ağustos

Siyah tişört, yeşil pantolon
Ağaç renkli pabuçlar
Elimde sedef sepeti
Vazgeçtim
Geri istiyorum yanaklarımın pembeliğini
Dilimde Rumi’nin sözleri:

Denizin dibinde inciler, taşlarla karışık olarak
bulunur. Öğülecek şeyler, ayıplar, kusurlar
arasında olur.*

Leyla iken Leyl olmuşken
Leyl’den La’ya bakarken
Kendi kendimle gezerken
Vakit ilerlemiş hayli
Akşam vakti
Deniz, Rumi’yi okuyor kumlarda
Usulca sokuldum yanına
Kıyıya vurmuş balıkken
Dalıvermiş deryaya
Yine o mah yüzlü başladı inci dağıtmaya:

Gözünü doğrult da aya öyle bak ki tek göresin.
İşte cevabı da bu! Düşünceni doğrult, iyi bak. Çünkü düşünce de o incinin pırıltılarındandır. Kulaktan gönle doğan her cevaba göz; onu bırak, cevabı benden duy der. Kulak vasıtadır, vuslata erense göz; göz hâl sahibidir, kulaksa dedikoduda!
Kulağın duygusu sıfatları tebdil eder, hâlbuki gözlerin apaçık görgüsü, mahiyetleri bile değiştirir. *

Yazar hakkında

ayşe inci

ayşe inci

Yorum yaz