Editörün Seçtikleri Genel

Darbeler, Fareler Ve Geleceğimizi Tekrar Kurmak

 

 

 

  1. Cumhuriyet halkın kendi varlığına, kendi geleceğine, çocuklarına sahip çıkmasıdır. O belli bir zümre, grup ve topluluğun malı değildir. Cumhuriyet bu topraklar üzerinde yaşayan herkesindir. Cumhuriyete sahip çıkmak hepimizin en önemli görevlerindendir.
  2. 150 yıllık demokrasi, milliyetçilik, ulusdevlet, darbeler, din ve siyaset, cemaat sorunlarıyla yüzleşmemizin vakti geldi de geçiyor bile. Bu 150 yıllık sorunları aşmak için cesur ve samimi aydınlar, siyasetçiler, akıllar, özgür sorgulamalar gerekir.
  3. Bu darbe girişiminin başarısız olması “ Allah’ın bir lütfudur. Allah darbecilerin oyunlarını, tuzaklarını bozmuştur.” Bu vesile ile aslında yeni bir Türkiye’nin hazırlıkları yapılmalı, mevcut tüm problemler açıklıkla ve samimiyetle masaya yatırılabilmelidir. Bu felaket demokratikleşme, birlikte yaşama, yeni bir anayasa, modern bir Türkiye için fırsata dönüştürülmelidir.
  4. Bu vatanda yaşayan insanlar Türk’ü, Kürt’ü, Çerkez’i, Arap’ıyla 15 Temmuz gecesi tek yürek, tek millet olmuş, silahlara, tanklara, uçaklara, zorbalara, diktatörlere karşı muhteşem bir zafer kazanmışlardır. Bu birlik ve beraberliğimizin devamı demokratik adımlarla sağlanmalıdır.
  5. Bir uçurumun kenarından döndük. Darbeciler kazansaydı, bombaladıkları Meclis’i kapatacaklardı. Sıkıyönetim ilan edip ellerindeki listelere göre kendilerine yakın darbecileri atayacak, hukuku ayaklar altına alacaklardı. Bir cadı avı ile darbeye direnen herkesi hapse atacaklardı. Kendilerinden olmayan yayınları yasaklayacak, gazetecileri susturacaklardı. Avrupa’yla ilişkileri askıya alacak, idam sehpaları kuracak, kötü muamele ve işkenceye yeniden başlayacak, ülkeyi tekrar karanlık çağlara döndüreceklerdi. Yurtta Sulh Konseyi ağır yumruğunu tüm halkımızın başına indirecekti. Allaha çok şükretmeli, hamd etmeliyiz ki oyun bozuldu, ülkemiz ve insanlarımız bir uçurumun eşiğinden döndü.
  6. Halkımızın ölüm pahasına tankların üstüne çıkışı, muhalefetteki partilerin iktidarla beraber darbeye karşı çıkışları, siyasetçilerimizin dik duruşları darbecilerin ne kadar öngörüden uzak olduklarını açıkça göstermiştir. Artık Türkiye’mizde darbe defteri bir daha açılmamak üzere kapanmış, hayatını kaybeden şehitlerimizin kanları boşuna akmamıştır. Artık bu ülkede darbeciler toplumsal ve siyasal karşılığını bulamayacaklardır.
  7. Tarikatlerin, cemaatlerin bu ülkenin bir gerçeği olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu topluluklar kültür, sanat, dini vs. hizmetlerde bulunan birer STK’lara dönüştürülmeli, legalleştirilmeli, özellikle siyasetten, din adına idareye karışmaktan uzak durmalıdırlar.
  8. Bu ülke maddi manevi köleliğe hayır diyen, özgürlük için, bağımsızlık için, haysiyetiyle, adaletle, eşitlik içinde yaşamak için hayatını vermekten çekinmeyen insanların ülkesidir. 15 Temmuz gecesi bu bir defa daha ispatlanmıştır.
  9. Bizler Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bombalanmasını hiçbir zaman unutmamalı ve unutturmamalıyız. Her türlü diktatörlüğün bizzat bu topraklar üzerinde yaşayan bütün insanların, halkımızın hürriyetine, varlığına gasp etmeye çalıştıklarını bilmeli, nereden ve kimden gelirse gelsin bütün oligarşilere karşı tek bir vücut olmalıyız.
  10. Her suç şahsidir. Birinin hatasıyla başkası, ailesi, akrabaları, aşireti vs. mesul olmaz. Suçlu kimse, o bulunup cezalandırılmalıdır. Masumların hakkı, hayatı korunmalı, en küçük bir zarara uğramaları önlenmelidir. Bu olaylardan masumların da zarar görmesi ülkedeki kini, nefreti, kamplaşmaları körükleyecektir. Suçluyu cezalandırmak kadar suçsuzu korumak da devletin görevidir.
  11. Darbeciler, bu işi planlayıp uygulayanlar ülkeyi kanlı ve yıllarca olumsuz sonuçları olacak bir duruma sokmuşlar, yüzlerce insanımızın ölümüne sebep olmuşlardır. Onların bu dünyada da, ahirette de yatacak yerleri yoktur. Her iki dünyada da ellerimiz yakalarındadır. Bu caniler hiçbir şeyden habersiz yirmi yaşındaki gencecik erlerimizi de kullanarak hayatlarını karartmışlardır.
  12. Hakka hep beraber hak demeyi, suça suç, diktatörlüğe diktatörlük, insan öldürmeye cinayet, adaletsizliğe adaletsizlik, eşitsizliğe hep beraber eşitsizlik demeyi öğrenmeliyiz. Hakkın küçüğü büyüğü olmaz. Hak, adalet herkes için ve her şartta haktır ve sahibine verilmelidir.
  13. Hepimiz toplumsal uzlaşının ne kadar değerli olduğunu bir defa daha düşünmeliyiz. Başka Türkiye yok. Kültür, siyaset, düşünce, yaşayış farklılıklarımız olsa da bu ülke hepimizin. Bu ülkede beraber, huzur, hukuk içinde hak ve adaletle, yaşayış şekillerimize, kimliklerimize saygı duyarak yaşamanın yollarını aramalıyız.
  14. Bundan sonra bütün partiler bu ülke insanları için ellerini taşın altına koymalılardır. Bu ülkeyi karıştırmak, savaş, çatışma isteyenlere karşı söyleyecek sözümüz olmalıdır. Savaşı silahlar yapar. Barışı siviller. Artık her türlü çatışmacı tavra dur diyebilmeli, barış, kardeşlik, beraber yaşamak için devlete bir koridor açılmalıdır. Barış teşebbüs ister. Kuru barış isteriz söylemleriyle barış gelmez.
  15. Düşman ve nefret üreten ideolojilerden kurtulmalı, birbirimizle konuşmanın, birbirimizi anlamanın, anlaşmanın yollarını aramalıyız.
  16. Hepimiz bizi, içinde bulunduğumuz grubu sürekli aklayan, yücelten, mükemmelleştiren, sorgusuz sualsiz teslim olan narsist tavrımızla, “küçük diktatör” ümüzle yüzleşmeliyiz.
  17. Yeni anayasa ile beraber Türkiye’de herkesin beraberliği, barış, saygı, sevgi, eşitlik adına tüm bölgelerimizi ve tüm insanları kapsayacak sosyal projeler yapılmalı; gençler, aileler farklı kültürlerle tanıştırılarak birlikte yaşam her haliyle desteklenmelidir.
  18. Bu ülkede düşünce, fikir, söz söyleme, kendi dilini, dinini, kültürünü, kimliğini yaşama, yaşatma, çocuklarımızı istediğimiz gibi eğitme özgürlükleri yeniden tanımlanmalı, yeniden tesis edilmelidir. En büyüğünden en küçüğüne kadar her türlü kültür, değer devlet tarafından desteklenmelidir.
  19. Madem ki bu ülkede yaşayan Türk, Kürt, Arap, Nusayri, Hıristiyan, Ermeni, Alevi, Rum, Gürcü, Çerkes, Laz vs’ye kadar herkes bu ülke vatandaşıdır. Devlet tüm ırk, din, mezhep ve kültürlere sormalı: “Daha iyi yaşamanız, daha mutlu olmanız, kültürlerinizi, inançlarınızı yaşamak, yaşatmak için benden ne istersiniz?” Devlet tüm vatandaşlarına eşitlik ve adalet ilkesiyle yaklaşarak, yaşam kalitelerinin artması için hizmetkârları olmalıdır. Soğuk çehreli, halkına tepeden bakan, baskıcı, zorlayıcı, ideolojik devlet anlayışı, yerini hizmetkâr, halklarının mutluluğu için çalışan devlet anlayışına terk etmelidir.
  20. Guardian ve Washington Post gibi iki önemli gazetede çıkan haberlere göre Müslüman mülteciler kitleler halinde Hıristiyanlığı kabul etmektedirler. Bu, belirli ölçüde propaganda, ya da can pazarından çıkarak vardığı Avrupa ülkesinde “mülteci” statüsünü elde etmek isteyenlerin tercihi olabilir. Ama bir gerçek var: Ne pahasına olursa olsun dinini hiçbir şeye değişmeyen insanların coğrafyasıydı burası. Belki de ilk kez böyle bir şey oluyor. Ve biz tüm Müslümanlar olarak geldiğimiz noktayı tekrar düşünmeliyiz.
  21. Bir yerde durmak ve bir düşünceye, ideolojiye, bir topluluğa taraf olmak başkalarını ötekileştirmeyi, başkalarının hayatlarına karışmayı, bizden olmayana zulmetmeyi netice vermemeli. Ben dindar bir hayat yaşamak istiyorum, diğeri ateist, bir başkası laik, başkası seküler, başkası milliyetçi, Kemalist, başkası sosyalist veya kapitalist. Devletin ideolojisi olmaz. Devlet bütün ideolojilere, fikirlere, yaşama şekillerine eşit yaklaşmalıdır. Devlet vatandaşları olan en küçük azınlığa kadar herkesin, her yaşama şeklinin, her türlü haklarını korumalı, istedikleri, inandıkları gibi yaşama imkânı sunmalıdır.
  22. Bugün artık Türkiye için radikal bir empati zamanıdır. Cumhuriyet, demokrasi, ahlak, adalet, hak, hukuk, beraber yaşamak için yeni Türkiye’yi yeniden inşa zamanıdır.
  23. 15. Temmuz zaferi hakikatte Allah’ın ve tüm halkımızın, şehitlerimizin, gazilerimizindir. Sebepler dünyasında da, kalbi darbe olmasın hissiyle dolu, kavli ve fiili dua eden herkesin, her ırktan, her din ve dilden bütün milletimizindir.
  24. Allah bundan sonra devletimizi ve milletimizi darbeler ve farelerin şerrinden ebediyen korusun.

Yazar hakkında

Levent Bilgi

Levent Bilgi

Yorum yaz