Editörün Seçtikleri Hikaye

Çocukluğum Geliyor Benimle Her Yere

31 Ağustos 1970

Ağaç altına gitmeyenler söz veriyor herhalde
Çok çalışıp emek verilecek, emir böyle
Dokuduğu kilimleri satmıyor annem:
Ucuza alıyorsunuz
Emek verdim ben emek
İşledim ilmek ilmek…

11 Kasım

Kitap okutmayın kıza, kör olacak yakında’
Sakladılar kitapları:
Gözlerin kızaracak yine
Okuyup bitirdin, neden hep neden elinde?

Okumam artık bundan böyle, yazarım ben de
Deftere her gün yazılır, sonra silinir de
Silgi mi dayanır yüz sayfayı silmeye
Herkesin silgisi boynundaki iplerde
Benim boynumda hem silgi hem de mendil
Ablam diyor ki:
Sen arada bir burnunu da sil

Müfettişe ‘profesör olacağım’ dedim
-Aferin sana, peki neden?
-Bilmem, öğretmenim öyle istediğinden
Büyüyünce öğrenecekmişim
Ben henüz sedefte bir inciymişim

9 Şubat 1971

Aklıma takılıverir birden
Tam da unuttum derken
Nasıl inci olunur sedeften?

Buralarda profesör yok ki
Nereden bileceğim ne yapıp ettiğini
Kimleri sever, lacivert takım elbise mi giyer?

Herkes işçi, patron, öğretmen, ebe
Saçları savruluyor istediği yöne
Nurten çalışmış, okul kazanmış en önde
Nurten olacağım büyüyünce

O3 Mayıs 1972

Çocukluğum geliyor benimle her yere
Tarlaya, düğüne, bırakmaz elimi düşlerde
Çocukluğum her yerde

Bamyaların yakınına çapa gelse soluyor
Biraz fazla alınganlar, unutulunca kırılıyor

Kanyaşlar hırpalanıyor hep ayakta kalıyor
Başkalarının yaşamasına izin vermiyor
Biz istemesek de onlar çok güçlüler
Sanırım eşekler için oldukça çekiciler
Narin’i de, kanyaşlarını da yediler

31 Ağustos

Güneş doğarken yoldayız
Armut ağacı tarlada, belki yolda
Aslında o yol ile tarla arasında
Dünyanın başından beri o tepede
İyi ama bu ağaç nerede

Yolda, tarlada, tepede
Diyor ki bir teyze
Tarladaki elin malı, haram olur yenirse

Sanki bu ağaç yol üzerinde
En güzel olanı en yüksekte

Amann…
Her seferinde sepet sepet getirirler bize

O kaldı işte
Sepettekiler sarı, en tepedeki kızarmış işte
Yetişip alabilecek iken kuşların nasibinde
Hep beğendiğim, ama asla almak istemediğim
Hak etmediğim
Gözlerimin önünde

Ah benim eksikliğim
Herkesten az saçlarım
Ah o geri duruşlarım
Sevdiğimden ayrılışlarım
Günahı kendimde arayışlarım

26 Eylül 1973

Oruç tutacağım büyükler gibi
İftar yeri bahçede, uzak kalıyor çeşme
Yol yaptım sofraya kavun dilimlerinden
Ancak çeşme kandırır beni
Çeşmeden sofraya susuz mu geçeyim yani

01 Aralık 1974

Okuyacağım kanaviçe işlemek yerine
Gördüm Mevlana’nın Mesnevi’sinde:
İnci denizde olur, toprakta inci arama
Öğretmenimin bildiği inci hangi denizde
Merak ediyorum acaba hangisi en derin
İzmir’i, İstanbul’u, Çanakkale’yi görmeliyim
Hatta İngilizce öğretmenimin memleketini
Hep o getirince mi yiyeceğim Mevlana şekerini

Nasıl öğreneceğim her şeyi
Söylendiği kadarıyla, öyle mi
Sınavı kazanacağım Nurten gibi

4 Temmuz 1975

Yaz ortasında
Herkes büyüdüğümün farkında
Bakmayın bana
Düşüyor elimdeki bardak sonra

Nasıl öğreneceğim gerçekleri
Gidip kendim bulacağım nedenini
Hamd edilen âlemlerin Rabbini
Uzayı, denizineklerini, filleri…
Ayrıca neden uslu olmam gerektiğini

Hep onlar güzel, güçlü, iyi
Biz neden daha azla yetiniyoruz sanki
Bu kadar çok şey paylaşılmalı değil mi

31 Ağustos

Eve geldim, kalabalık buralar
Durmadan konuşuyor kadınlar
‘Beşibirlik olmalı, bindallı bamya çiçeği rengi’
Gelinlik benim olacakmış, giymezmişim kiralığı
En öndeki kadın, bastı yaygarayı:
Alacak olsam bütün sayılanları
Leyla’yı niye isteyeyim, geçin bunları
Sanki kızınız salıncak saçlı…

22 Eylül

Postacı gelmiş, beni aramışlar
Hani nerde kızınız
Son güne kalmış yazınız
Kayıt olacak okula
Eğer imzalarsanız

29 Eylül

-Yıkayamazsın, bakamazsın saçlarına
Bir şey deme, uğraştırma, kısacık olsun
Tarağa gerek kalmasın, oyalanmasın…

Bıraktı gitti
Yalnızım, sıramı bekliyorum
Vazgeçmek…
İtaat etmek…
Söz dinlemek…
Yok, yok, sanırım susmak gerek
En sevdiğin için sevdiğinden vazgeçmek
Ne demişti Jean Paul:
Her seçiş bir vazgeçiş

Berber çırağının elinde makas
Yanımda şimdi
Çamaşır mandalıyla önlüğü sabitledi
Saçlarımı kavrayıverdi
Karıştırdı, dağıttı, topladı geri
Etrafıma bakındım
Gökyüzünü aradım
Ağaçlar tanıdık değil, kaçamadım
Kendime, çaresizliğime acıdım

Dur canım sen
Şimdi hallederim ben

Saçlarımı ıslattı çiçeklere su verir gibi
Düz mü olsun, dalgalı mı
Ne tarafa peki?

Yan koltuktaki kıza seslendi
İki dakikada biter, azıcık bekle

Boynumun hizasından avucuna aldı, bıraktı
Kesip kesip, yerlere attı

Yazar hakkında

ayşe inci

ayşe inci

Yorum yaz