Deneme Editörün Seçtikleri

Bir Gül: Birgül

Onun adı var; Birgül. Anne ve babası da var fakat şefkat ve merhametten yoksun. İçki müptelası baba kirli bir şekilde satmak isteyince daha on altısında evi terkeder. Koskocaman İstanbul’da yalnız ve kimsesiz, dalından kopmuş gül yaprağı gibi sert rüzgarlarda savrulmaya başlar. Halbuki gül dalında canlı ve güzeldir.
Bir buçuk yıl kadar gazete satışı yaparak ekmeğini namusuyla kazanmaya çalışır. Kem gözler onu yalnız bırakmaz, bir müddet sonra ayrılmak zorunda kalır. Gül, gülmek için başka bir kavşağa yönelir.Yeni bir yol yeni bir umut, namusa mutluluğa doğru… Bir şirkette çay ve temizlik işçisi olarak çalışmağa başlar. Kalacak yeri olmadığından geceleri aynı yerde kalır. Dilinde hep şükür vardır, namazını da bırakmaz. Kıyafeti her ne kadar göstermese de iç görüntüsü böyledir.
Süfli duygularının mahkumu biri onu da esir almak ister. Canıyla birlikte namusunu zor kurtararak kaçar. Yollar yıllardan beri çıkmaz sokaklarla sonlanmaktadır. İki gün sokakta yatar, üç günden beri de açtır. Bir umut yine annesini arar, umutlar bir daha tükenir. Yaşı 22 olmasına rağmen çökmüş bir görüntüsü vardır. Bir kadın ruhu bunlara ne kadar dayanacaktır?
Adı kötüye çıkınca nazarlar daha da değişmiştir. İçini ısıtacak sıcak bir bakış, tatlı bir tebessüm beklerken beklenmedik şeyler onu daha da üzmektedir. Onun emsali sıcak yuvasında eşiyle, çocuklarıyla ünsiyet ederken o ise soğuk sokaklarda aç ve yalnız gezmektedir.
Eksik gördüğümüz daha da fazlasını elde edemediğimiz nimetler için üzülürken üzüntümüzün ne kadar yersiz olduğunu bir düşünebilsek… Farkedilmeyen nimetin şükredilmeyen nimet olduğunu farketsek….Etrafımıza ibret nazarıyla bakabilsek, muhtaçlara
düşkünlere yardımcı olmak kadar onlardan ibret dersleri çıkarabilsek… Hayat daha bir anlam kazanacak, yaşadığımızın farkına varacağız.
Yaşanmış bitmiş bir hikaye veya öykü değildir yukarıda anlatılan, şu an İstanbul sokaklarında halen süren bir hayat serüveninden kısa bir kesittir… İçimizde yaşayan kayıp Fellucelerden sadece biri… Ya lüks otel odalarında dışları lüks ve israf içinde fakat içleri Felluceden beter olanlara ne demeli. Kimisinin içi Birgül kimisinin dışı…
Biz niye varız dünyada dersiniz? Ne işe yararız? Yaratılma sırrımız nedir? Birgüller soğuk sokaklarda savrulurken sıcak mekanlarda vicdanlarımızı üşümekten nasıl kurtarırız? Tanıdığımız ve tanımadığımız güllere bülbül gibi dua besteleri göndererek… Birgül’ler bin gül olmamalı, güller dalında durmalı…Akbabalar gül yapraklarını yememeli bülbüller gül dalında sevgi şarkıları söylemeli, dinleyenler mest olmalı…
Haydin yüreklerimizden sonsuzluğa uzanan bir zincir yapalım, yerde savrulan gülleri sonsuzluğa taşıyalım.

Yazar hakkında

Hüseyin Eren

Yorum yaz