Editörün Seçtikleri Hikaye

Başkalarıyla Mutsuz Olmaktansa Yalnızlıkla Mutsuz Olmak Daha İyidir

başkalarıyla mutsuz olmaktansa

yalnızlıkla mutsuz olmak daha iyidir

morilyn monroe

İkinci Bölüm

 *   *   *

Son cümleyi bir daha okudu. Bir daha, bir daha. Gözleri dolmuştu. Çoktandır ağlamamıştı. Ağlamayı unutalı hayli olmuştu. Hele başka biri için en son ne zaman ağladığını hiç hatırlamıyordu.

– Yalnız adam, diye fısıldadı. Çocuk adam. Seni o çocukluktan çıkarmaya hakkımız yoktu. O dağın başındaki inzivanda bile yalnız bırakmadık seni. Yalnızlığı, çocukluğu, hayatı doya doya yaşamana izin vermedik. Şehre çöken yalnızlığımızdan uzaklaşmana müsaade etmedik. Seni de kendimize benzetebilmek için bileklerinden tutup kaldırımlara attık. Sen de hani az suç işlemedin. Hayata ve insana karşı tehlikeli güvensizliğimizi, kaypak duruşumuzu ifşa etme cesaretini gösterdin. Bizi bizle karşılaştırdın. Oysa biz, bizim gibi olmayanı sevmeyiz. Bize soru soranı, bakışlarında şüphe olanı sevmeyiz. Biz alışmadığımız bir hayatı yaşayana vahşi deriz. Ve biz vahşileri ehilleştirmeyi kendisine görev bilen insanlarız. Sen bir vahşiydin, yalnızdın, çocuktun. Şimdi seni ehilleştirecek, seni kalabalıklaştıracak ve büyüteceğiz. Artık dağlarında çığlıklar atmayacak, kendi yalnızlığında yürüyemeyecek ve saatler boyu büyüklere rastlamadan kendi çocukluğunda dolaşamayacaksın.

Yalnız adam. Çocuk adam. Seni psikolojinin ve sosyolojinin yöntemleriyle topluma kazandıracak, modern bilimin harikalarıyla büyüteceğiz.

Genç kız, önündeki dağınık fotokopilere bakarak koltuğa yaslandı. Gözlerinde anlamsız, boş ifadeler dolaşıyordu. Saat onikiye beş var. Eli ağır bir eda ile telefona gitti. Karşısındaki erkek, kızın sesini tanımıştı.

– Nasılsın kızım?

– İyiyim baba.

– Daha uyumadın mı?

– Hayır. Günlüğü okuyordum.

– Beni affedebilecek misin?

– Bir şey istiyorum baba.

– Söyle kızım. Senin için herşeyi yaparım.

– Beni onunla görüştürebilir misin?

– Şimdi mi?

-Evet. Hemen, şimdi. Mutlaka duruşmadan önce.

– Uğraşacağım. Emin ol çalışacağım. Sen şimdi kapat. Ben gerekli yerleri arayayım. Sana bir saate kadar dönerim.

– Tamam baba. Şimdilik hoşçakal.

 

PANORAMA

 

3

 

 

Ve telefon kapanır. Herkes hayret içinde donakalmıştır. Cemile Hanım şaşkınlık içindedir. Bu uçaktakiler memleketin güzide işadamlarıdır. Birçoğu başbakanı şahsen tanır. Birçoğu defalarca görüşmüştür. Ama şimdi… Devletin küçük bir menfaati, bir hesap sorması için hepsi bir kalemde silinip atılıyorlardı.

-Olamaz, dedi Cemile Hanım. Kırk yıldır inandığım, peşinde koştuğum değerler böylesine mi boştu? İnsan bu kadar mı kıymetsiz sistemin gözünde?

-Bu uçağı niye kaçırdığımı şimdi anladınız mı? diye sordu genç adam.

-Anladık, dedi kadın. Bize biraz pahalıya maloldu ama anlayacağımızı anladık. Şimdi bu işten nasıl kurtulacağımıza bakalım.

Ve telefonu çıkararak avukatını aradı.

-Televizyonlar hâlâ bizi veriyorlar mı Hüseyin Bey?

-Evet efendim.

-Beni naklen yayın yapan bir televizyona bağlayabilir misin? Televizyondan insanlara seslenmek istiyorum.

-Tamam efendim. Ben konuşayım, sizi canlı yayına bağlarız.

-Gökyüzü ağarmaya başladı, dedi pilot. Bir karar vermemiz lazım.

-Teslim olsun, dedi bir yolcu. Teslim olduğunu söyleyip dışarı çıkarsa bir mesele kalmaz.

-Sen ne diyorsun?, diye  sordu kadın genç adama.

-Ben amacıma ulaştım, dedi şair. Artık sonucun pek o kadar ehemmiyeti yok. Zaten planımı da buraya kadar yapmıştım. Sizin başınıza bir sürü iş açtım. Vereceğiniz her karara uyarım.

-Hayır, dedi yaşı ilerlemiş pilot. İlk defa uçağım kaçırılıyor ve ben uçağımı kaçıran adamı seviyorum.

Sonra yolculara dönerek seslendi:

-İsteyen varsa kapıyı açayım çekip gitsin. Ben sonuna kadar bu delikanlının yanındayım. Bu genç bize ideallerin kutsiyetini öğretti. Bir fikir uğruna nasıl mücadele edilirmiş, onu öğretti. Şimdi ben, bütün ömrünü maddi kazançlara, hazlara adayan bir pilotun, bu yaşındaki pişmanlığının bir göstergesi olarak ideal sahibi bir genç için nasıl ölünürmüş herkese ispat edeceğim.

-Hayır dedi kadın. Kimse ölmeyecek ve kimse onlara teslim olmayacak. Hiç kimsenin oyuncağı olmayacağız. Hiç bir kurum veya kişinin yüksek menfaatları için maşa olmayacağız. Bu defa ne yaparsak gönlümüzden  geçtiği için, gönlümüzden geçtiği gibi yapacağız. Hiç bir şeyin bekası için, hiçbir şeyin güç gösterisi için, ne kendimizi ne de başkasını feda etmiyeceğiz. Bugün sadece hakkın ve özgürlüğün çağrısı söylenecek.

Telefon çalmasaydı daha çok konuşacaktı. Telefonu açtı, arayan Hüseyin Bey idi.

*Levent Bilgi Nereye Baksam Yalnızlık Romanından alıntılanmıştır.

Ask ve Mavi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazar hakkında

Levent Bilgi

Levent Bilgi

Yorum yaz