Editörün Seçtikleri Kitaplık

Aşk İçre Rüyalar

Aşk İçre Rüyalar Leyla-i Kadir’den Leyle-i Kadir’e ulaşan insanoğlunun hikâyesini anlatıyor. Muhabbeti kalbinden taşmış, “Fani olanı istemem” diyen, imtihan sırrıyla sırlanmış, zorluklar karşısında tevekkülle Rabb’ ine sığınmış Mustafalar… İçindeki camı kırıp güneşe bir adım daha yaklaşan Sidreler… Her şeyi Allah hesabına sevmek nedir anlamış, güzeli yalnız O’ ndan bilmiş, sağ eline “hikmeti” almış, sonunda hakikate kucak açmış nice gönül fedaisinin yolculuğu…

Yazara göre, bir gönül varki muhabbetini insana, tabiata, kâinatın bütün katrelerine yansıtmış, geldiği asrın karanlığına ışık tutmuş, o ışık ne kadar nurluysa yeryüzünde aynaları hâlâ görülüyor. “Bir güzel insan Bediüzzaman”.

Mustafa Oral Aşk İçre Rüyalar’da Barla’yı  “Aşka Ömrünü Adayan Adam” kimliğinde oluşturuyor. Barla, pencerelerini sonuna kadar muhabbete açmış, fedakar gönül dostlarını içinde barındıran, ulaşımı zor ücra bir dağ köyüydü. Üstat oraya unutturulmak için sürüldü fakat Çam Dağının onun için tefekkür mekânı olacağını bilmiyorlardı. Küçük yaşta kalbinde tohum veren meyvelerin ileride kocaman bir ağaç olacağını da bilmiyorlardı.Aşk İçre Rüyalar’da yazar, o tohumun zamanla yeşerdiğinde yaptığı hizmetin ne kadar samimi olduğunu, “ karşılığında hiçbir şey talep etmeme” düsturunu ele alıyor. Üstat zekât ve hediye kabul etmezdi. “Halkın Sevgili Hoca Efendisi” nurlarını tüm Barla’ ya açmıştı. Rabb’in muhabbeti Üstadın her yanını sarmıştı, “Aşk İçre Rüyalar” onda vukuu bulmuştu.

“Yananları serinleten, sıcakları soğutan, katıları yumuşatan ‘su’,kâinatı dengede tutar.” Tıpkı aşk gibi. Aşk İçre Rüyalar bu anlamda, şiirsel bir dille yer yer teşbih sanatını kullanarak keyifli betimlemeler sunuyor okuyucuya. Kitabı okudukça “Aşk ve Su” denklemiyle karşılaşıyorsunuz. Aşkın ve suyun girdiği her işlemin sonucu “orantılı bir kâinat “ eşitliğine denk. Yazar bunu şöyle ifade ediyor: “ Aşk gözyaşı semeresi bol bir hayat suyudur. Üçte ikisi su ile örülü insan bedeni ile kainat aşk-su denklemine göre düşünüldüğünde hayatın her yanına sızan bir sudan yani aşktan bahsedilebilir. Yazar benzetmeyle devam ediyor: “ Su ne kadar tatsızsa, ne acı ne tatlı, aşk da içilmeyen su kadar acı, zemzem kadar tatlı olabilir. Aşk arı gibidir, ağzında bal taşır, kuyruğunda acı. Sen suyu nerden içeceğine karar ver şimdiden. Su ne kadar renksizse, sahip olduğun aşk, elem ve sıkıntı dolu olabilir. Sen yinede renk vermeyeceksin”, kalbine nakış nakış işleyeceksin sevgini. “Su sert olmamalı, damağa yapışmamalıdır. Sevdiğine yumuşak bir dil ile muamele et. Su sert de olabilir fakat sen kalbinde bir değirmen kur ve suyu öğüt. Su akışkan bir nesnedir. Aşk da öyle. Kalbin suyu hangi tekkenin havuzuna akar bilinmez. Su sürekli menzil değiştirir. Aşk kalbi sebeplerinin ölçüsüne uymadığını sandığı yeri kolay terk etmekte mahirdir. Sağlam kaynaktan beslenen bir aşk kendine doğru çıkar. Bu, suyun kendine akması, kendi kendini yıkamasıdır.”

Suyun tatsızlığı, ne acı ne tatlı oluşu, akışkanlığı yani iradesiz oluşu, sürekli menzil değiştirmesi, yumuşaklığı adeta aşka ayna tutuyor. “Kalbi olan insan aşkı ‘su gibi’ ezbere bilir dedirttiriyor.” Kitapta bahsedildiği üzere “aşk ve su” denkleminin özü “aşkın ve kâinatın saatinin bir” olması. Yazar aşk ve kâinat saatinin uyumunu: “Yusuf’un saatinin Züleyha’ya uymasına benzetiyor. Denklemin üslubuna bakıldığında ağızlara ‘kahve köpüğü’ misali ‘deneme köpüğü’ tadı geliyor.

Hikâyelerde farklı dünyalardan insanlar özlerini aşıp Hakk’ı bulma çabası içerisinde. “Hızır’la Kırk Rüya” hikâyesi bunun en açık temsili. “Minber ve Gelinlik”te “ölüm” teması işleniyor. Dil oldukça sade ve anlatım açık, “ölüm” ise hak. Bunun destekleyicisi “Aşk Risalesi”. “Allah’a adanışı, ümmet peygamberini, Barla’yı, “Bu Rüya Benimdir Efendim” içinde harmanlıyor. Mesnevi-i Nuriye’ye atıfta bulunan “Afyon Tarlası” “arayışı” konu ediniyor.

Aşk İçre Rüyalar, muhabbete dair pek çok şeyi ele alıyor, içerik muhabbet bağlamında oldukça güçlüdür. İnsanın yaratılış gayesi, her insana verilen aşk duygusunun nasıl kullanılması gerektiği, dünyanın fani, ölümün baki oluşu zihinlere kazınıyor böylece.Karakterlerin hikâyeler içinde daha aktif rol alması,hikâyelerin olay örgüsünün güçlendirilmesi, okuyucu açısından daha renkli bir tablo ortaya çıkarabilir. Kitap, hayata birde “muhabbet penceresinden” bakın der gibi göz kırpıyor okuyucuya.

Yer yer şiirlerle bezenmiş, benzetmelerle vermek istediği mesajı süslemiş ve okuyucuya yeni ufuklar gösteren “aşk” hikâyeleri…Aşk İçre Rüyalar’da okuyucuya düşen O’nun aşkını bulabilmek olsa gerek.

Yazar hakkında

Berfin Sena Yıldız

Yorum yaz