Deneme Editörün Seçtikleri

Poetika 2

Çeşitli patikalarda yüksek ahşap evler arasında renklerinin gölgelerinde silindiği insanları ve yağ kandilleriyle karanlığı ağartmağa adanmış “şua”cıları tanır mısınız?

İnsan, ”sessiz düşler” yaşamaktansa ”şiir ”in müdahil olduğunu söyleyip yüzünü kelimelerin arkasındaki “kendisi olmak”a çevirmelidir. Kelimelerle insanda uyananın ne nispette iç odağına yaklaşabilir ve kendini kendinden azat ederse bazı ideolojilere göre o nispette akılsız davranmış sayılır. “İç odak” Eflatunun ve Sokrat’ın ve bütün peygamberlerin temel vurgusuydu. Çünkü toplumsal kişiliği yansıtmanın yüce yanı, yazarın toplumun derunî yanını algılamış olmasıdır. Yüzeysel aşkın oluş, içyapısal (bünye-i dâhiliye) haz vermez. Fakat yazı, insanı içyapısallık vurgusuyla avlar ve yakalar. İnsanın tarih ve kültürler boyu yakalandığı eksik yanı, yazının transandantal (insan aklını aşan) içsel boyutudur.
Yazarın kendine güveni, kendi başınalık psikozu, toplumsal sorumsuzluğa dayanır. Yazının bir dönemin dışında bir disipline dayanması güçleşir. Mensur yazıda yapılan bu dayanılmazlığa şiirde de düşülür. Tecrübesizlik, yazıyı algılamadaki tekdüzelik eski ve yeniden oluşması zarurî edebî içsel kişilik yapılanmasını engeller ve böylece bir ketumluk sebebi olur çıkar.
Yani yazıyı üstlenmeyen yazının üstüne çıkar. Mecaz ve teşbih arka planı çağrıştırır, gözün merceğini büyütmeğe yaramaz.
Şimdi konuştuğum alandan kendimi çekiyorum. Yeni karşılaşacağımız yerde her taraf ve herkes kendi içinde bir deniz. Adasız, sahilsiz, süresiz uzun bir sessizliği tercih edeceğim ve oyunu bozmaksızın yazdıklarımdan beni eksilteceksiniz.

Yazar hakkında

Suad Alkan

Suad Alkan

Yorum yaz