Editörün Seçtikleri Günlük

ŞI(MART)ILMIŞ RUHLAR

 

01.03.2016 (Salı): Bir mezarlık kenarından geçerken, insanların alelacele sağ ellerini avuç ayaları gökyüzüne dönük pıtır pıtır Fatiha’nın ayetlerini okumalarını hep: “İleride ben de burada yatanlardan olacağım. Okuyayım da bana da okusunlar.” Saf çıkarcılığı ile adlandırırım oldum olası.

02.03.2016 (Çarşamba) : Gecenin on birinde peynir, ekmek, çay üçlüsünü yiyip hemen uyursanız, gece boyu tıka basa bir mide ile kâbusa yakalanmanız kaçınılmaz olur. Ah hep o peynirin suçu. Peyniri fazla kaçırmışım.

03.03.2016 (Perşembe) : İran sınırında bir ilçeye, gri bir kaçak takside, boynuna kırmızı bir röpteşambır eteğinden yırtılmış gibi duran sıkı sıkıya bağladığı fuları ile altmış beş yaşında olduğunu üstüne basa basa söyleyen amca ile yol alıyoruz. Sigaradan sararmış bıyıkları, kırışık bir yüzü, hüzünlü bakan gözleri var. Sohbet etmeye başlıyoruz.  “Hepimiz öleceğiz. Hani anam hani babam? Bir tek Allah ölmez.” diyor usulca. En doğal felsefesi ile bozkırın çocukları her şeyden haberdar işte diye geçiyor içimden. Köyünün yol ayrımında iniyor yavaş yavaş yürüyor. Ve ben onu bir daha belki hiç görmeyeceğim. Ve şoför kırmızı fularlı amcamın akıl hastası olduğunu fısıldıyor üzüntüyle…

04.03.2016(Cuma) : Havuçları uzun ince dilimliyor, üzerine bol limon sıkıyorsunuz. Biraz da tuz. Afiyetle yiyorsunuz. Deneyin pişman olmayacaksınız.

05.03.2016 (Cumartesi) : Okul servisi güncesi: Senar Abi’nin servisinden bildiriyorum. Ayaklarımın arasına sıkıştırdığım mavi bir poşet, tekli koltuk, cam kenarı, bugünkü yerim pek manzaralı. Fonda kürtçe bir ağıt. Ruhumu tırmalıyor. Sağ tarafımda karlarını eriterek coşkuyla akan bir dere…

06.03.2016 (Pazar) :      Bizim topraklara bahar tüm Anadolu’dan geç gelir

Yolda çok oyalanır, en geç bize uğrar bahar…12742305_841432912648827_7141657039056824797_n

Lakin biz onu beklemekten hiç usanmayız.

Doğu’ya bahar lazım

Doğu’ya yalancı değil;

Sahici bir bahar lazım

Doğu’ya bitmeyen bir bahar lazım!

Velhasıl söyleyeceğim

Bizler Doğudayız ve baharı bekliyoruz.

07.03.2016 (Pazartesi) : Mart ayı ve çılgın kediler itemi. İnsanımızın doyurulmamış vahşi cinsel arzularının dışa vurum şekli.

08.03.2016 (Salı) : Bir kadının hikâyesi: Ellerinde doğradığı soğanın kokusu, kolunda derisi aşınmış kopmaya yüz tutmuş bir çanta, ayağında burnu yıpranmış siyah ayakkabısı ile bir kadın…  Parmak uçları soğuktan yarılmış, başında turuncu boncuktan oyalı beyaz yaşmağıyla bir kadın… Öyle bir kadın ki yok gibi. Bedeni var; yaşanmışlıkları mevcut lakin yok gibi kadın! Yaşayacak, ölecek, gömülecek… Bir kadın…

09.03.2016(Çarşamba): Fark ettim ki beni en çok yazmak mutlu ediyor. Otuz yaşımı aldım ve bundan başka mutlu edecek şey bilmiyorum henüz. Huzursuz bir ruh olduğum doğrudur.

10.03.2016(Perşembe): Sonsuza kadar sürmeyecek evlat, metin ol evlat. Geldik gidiyoruzun hüznü bu.

11.03.2016(Cuma): “Üç vakte kadar büyük bir şehirde yaşayacak ama küçük bir adam olarak kalacaksın onun gözünde” dese keşke falcı.

12.03.2016(Cumartesi): İki malt, bir extra… O son extra içilmeyecekti.  O şarkılar söyledi. Benim yüreğim ağladı ve derken gözlerime vurdu, döküldü gözlerimden…

13.03.2016(Pazar): Ervahta duyduğumuz sesi her birimiz yana yakıla ararken onun sesi bana bu dünyadaki ağrı kesiciydi. İlacın etkisi geçiyordu ve arama –bulamayacağını bile bile- arama acısı tekrar başlıyordu. Olsundu. Beklemek güzeldi.

14.03.2016(Pazartesi):Neşeli günlükler mi yazacakmışız? Gerçek anlamda mutlu olduğumda söz yazacağım.

15.03.2016(Salı): Her bir kelimenin sırtını okşayarak, sakinleşmesini sağlayarak, öfkesini yatıştırarak yolladım. “Şanzelize Düğün Salonu/Tarık TUFAN” okuyorum.

Yazar hakkında

Tülay Karatekin

Tülay Karatekin

Yorum yaz