Edebiyat Editörün Seçtikleri

Mehmet Akif’te Vefa

Balkan Harbi başlarken Akif Bey yegane geçim yolu olan resmî memuriyetinden istifa etti.Kirada oturduğu evine bir cuma günü gittim.Beş çocuğundan başka dört çocuğu daha vardı.
-Bunlar kim? Dedim.

-Çocuklarım,dedi.

-Bir hafta içinde fazladan dört çocuk sahibi olmakta tuhaflık var,dedim.Sonra anlattı.

Baytar mektebindeyken bir arkadaşıyla anlaşmışlar.Kim önce ölürse,ölenin çocuklarına kalan bakacak.Arkadaşı vefat etmiş.Akif Bey de anlaşmalarının gereğini yerine getirmişti.

Evet,Mehmet Akif’in “arkadaşım” dediği Baytar mektebinden birlikte oldukları İslimyeli Hasan Tahsin Bey’dir.Hasan Bey,Edirne’de Baytar müfettişi olarak bulunduğu bir sırada 1912 yılında vefat edince Akif-her zaman olduğu gibi- sözünde durarak,onca fakir u zaruretine rağmen merhumun çocuklarının bakımını üzerine almıştır.

Yine Mithat Cemal’in başından geçen bir başka hadise sözün hangi şartlarda yerine getirileceğini göstermesi ve günümüz insanına örnek olması açısından oldukça düşündürücüdür:

Meşrutiyet’in ilk seneleri,bir cuma günü adam boyu kar yağmış.Mehmet Akif’in hazzetmediği araçlar işlemedi:araba,tramvay.
Çapa’daki evimize o gün sütçü,ekmekçi gibi satıcılar bile gelemiyor.

Öğle yemeğinden sonra hala ekmekçiyi beklerken kapı çalındı.Akif Bey bıyığının yarısı donmuş bir vaziyette gelmişti.Şaşırdım.Nasıl geldiğini merak ettim.

Beylerbeyi’nden Beşiktaş’a nasılsa bir vapur işlemişti.”Bu kadar mı?” dedim.Tabii ki bu kadardı.Ve tabii ki Beşiktaş’tan Çapa’ya bu havada insanlar yürüyerek de gelirdi.

Bu karda,tipide yürünen mesafeye ben şaştıkça, Akif de benim hayretime şaşıyordu”Gelmemem için kar,tipi kafi değil,vefat etmem lazımdı.Çünkü geleceğim diye söz vermiştim.”

İnsanların birbirlerine verdikleri sözün, bu kadar korkunç bir şey olması ,o gün beni ürküttü diyor arkadaşı.

“Akif” dedim.”Sen eğer verilen sözün manasını bu türlü anlıyorsan, bana izin ver de ben bu türlü anlamayayım.Benim verdiğim sözün şiddetli bir lodosa bile tahammülü yoktur!”

“Ben böyleyim” dedi.Ben de”Ben de böyleyim!” dedim.

Bu vakadan sonra ona söz vermekten korktum.Onun gözünde,ne karayel fırtınası ne diz boyu kar geçerli mazeret değildi,diyor.

Yazar hakkında

duru kurugül

duru kurugül

Yorum yaz