Edebiyat Şiir

Kırılabilen Çiçekler

 

Kibarlık olsun diye esen bir rüzgara dayamıştı sırtını
Artık zihni hayallerden uzak ve ruhu tepeleme anı
Ah bir bitirebilseydi şu zamanı
Kızgınlık biriktirirdi hüznüne karşı, hayattan yorgunlukları ısrarla almalıydı
Bir taşıyamıyordu madem, ikiyi sırtlamalıydı
Zihnindeki, belki de boğazına da taşan o baskı
Korkuları
Onu bir an bile yalnız bırakmıyorlardı.
Yıkılmak tamamdı da böyle canı uzun süre yanmalı mıydı?
Eline değen sıcak su damlası olsun ona nasıl içten içe yandığını hatırlatmasa olmaz mıydı?
Kendi ruhuydu küçük mavi çiçekler, yollara serilmekti nihai amacı
Ama sonra mecbur kaldı
Kendi ruhunu eline aldı
Rüzgara karşı koyabilen, üzerine bassan incinmeyen o naif çiçeğin boynu
Elinde kaldı.
Zihninin bakılmayacak yerlerine baktı.
İçten içe
Aktı, aktı ve aktı.
Kendini ağıt saymıştı dün ve niyeti şiir olmaktı
Bu kadar çanta çanta umutla
O nasıl mazlum kaldı!
Umudu gözyaşlarını akıtacağı omuz bildi
Aldı umudu eline karaladı, sonra gözyaşları sildi
Üstüne kapıyı ısrarla kapattığı acı, yine misafir geldi.
Kelimeler onu terk etmek istedi ki kelimelersiz o harabe bir ildi.
Yalvarsak çıkmaz mı bir kaç gün daha ondan
İttirsek gitmez mi, uçurumdan yukarı
Üflesek ruhuna mutluluk şarkıları
Hüznü o ruhundan öncesine taşıdı ya, ondan!
Veda etmektir belki bazen denemeye
Bazen ısrar etmektir bilinmez
Gönül denen illet bazen inadın peşinden gelmez
Belki ruhun parça parça
Saysak kaç tane bilinmez
Bazen ruhtan kaçmak merhaba
Belki zihne kavuşmak da bir elveda…

Yazar hakkında

Rumeysa Kaya

Yorum yaz