Deneme

Yol

 

 

Hayat her zaman süregelen bir yoldur. Biz de bu yolda yürüyen, zıplayan, tökezleyen, düşen, oturan, uçan, koşan birer figüranız. Her zaman  kendimiz için sandığımız  şeylerin peşinde koşarız. İsteklerimize ulaşabilmek için can atarız. Kendi kendimizi taşıyabilmek için çeşitli yollara baş vururuz. Bizimle özdeşleşip, tamamlansa da tamamlanmasa da ruhumuzu ve bedenimizi sürükleyiveririz. Bir o yana bir bu yana sallanıp dururuz. Tüm çıkar ve çıkmaz yollara yürürüz. Başımızı her taşa vururuz. Kötü sanıp da iyi olduğumuz yollar, iyi sanıp da kötü olduğumuz sonlar…

İyi sayıp sonrasında farkına varıp eksilttiğimiz bir çok figür… Her son yeni bir yol, yeni bir başlangıca kapı aralar. Sudan çıkmış balık gibi o an bir şey yapamayız. Elimiz ve kolumuz bağlı sanırız. Ne yapacağımızı bilmeden öylece duruveririz. Aklımızın ucundan geçmeyen şeylere daha sonra alışamaya başlarız. Bir alıştık mı bu defa da yüreğimizi bırakma korkusu sarmalar. Kaybetmemek için dört elle sarılıveririz. Kimseler elimizden almasın isteriz, uğraşırız, çabalarız.

Tüm korkular arasında hayatta bize verilmiş oyunlar için gerekenleri yapmaya devam ederiz. Korkulara ayıracak ve korkularla yüzleşecek zamanımız yok. Karşılaşacağımız zaman elimizden başka şeyler uçup gidecek. Bir şeyi tadıyorsak başka şeylerden vazgeçmemiz gerek. Her şey bir arada sunulmaz ve bulunmaz galiba.

Tercihler, seçenekler yapmamız gerek. Ne yola başvuracağımızı bilmeliyiz. Hayatımızı ele avuca alınamayacak toz zerresi gibi mi bırakacağız? Görünmez, dokunulmaz, tadılmaz, hissedilmez mi kılacağız? Ya da gönlümüzden geçen şekle mi bürüyeceğiz? Bir gül, bir çiçek, bir kelebek, bir kuş, bir balık, bir güneş, bir ay gibidir hayatlarımız. Ya da sarı, kırmızı, yeşil, mavi, siyah, beyaz… Çeşit çeşit, bin bir türlüdür. Her birimizin hayatı kendi rengini alır. Hayatlarımız birbirinin aynısı değildir. Karşılaştığımız zorluklar, insanlar, giydiklerimiz, zevklerimiz, dillerimiz, kültürlerimiz, düşüncelerimiz…

Bizler bu farklılıklarla beraber hayatımızı en iyi şekilde yaşamalıyız. Bizi biz yapacak değerlere, bilgilere, görüşlere, yollara kucak açmalıyız. Kendimizi hiç bir zaman bize ait olmayacak hayatlarla zincirlere vurmamalıyız. Gökyüzü kadar özgür, hafif, mutlu olabilmeliyiz.

Seçtiklerimizi, varlıklarıyla hissetmeliyiz. Hissedilmeyen, içtenlikten ve doğallıktan uzak, bir duygu uyandırmayan seçimler, ele alınamayan, görülmeyen bir toz zerresi gibidirler. Yaşadıklarımızı yürekten duymalı, dinlemeli, görmeli, hissetmeli ve sevmeli. Her şeyin böylelikle bir anlamı olur.

Her an, her zaman kendimize dönük umutlar yaşatabilmeliyiz.

Yazar hakkında

Seval Altın

Seval Altın

Yorum yaz