Deneme

SÖZÜN KADARSIN

Dil Allah’ ın insana lütfettiği nimetlerin başında gelmektedir. “O’ nun ayetlerinden biri de gökleri ve yeri halk etmesi, dillerinizin ve renklerinizin farklı olmasıdır.” (Rûm, 30/22); “Biz ona iki göz, bir dil ve iki dudak vermedik mi?” (Beled, 90/8-9) ayetlerde açıkça belirtilmiştir.

İnsan ihtiyaçlarını karşılamak için hemcinsiyle ilişki kurmak zorunda olan sosyal bir varlıktır. İnsanların diğer insanlar ile iletişimini sağlayan, duygu ve düşüncelerini karşı tarafa sesli ve sözlü olarak aktaran bir araç olarak dil, değerleri belirleyen ve bu değerleri muhafaza eden bir işleve sahiptir. Yoksa insanların renk, ırk, nesep ve dil farklılığına sahip olmaları bir ihtilaf sebebi olmadığı gibi bizatihi bir üstünlük aracı da değildir. Bunu bu şekilde yaratan, var eden bizzat Allah’ tır. Nitekim, Cenab-ı Allah bu hususu “Ey insanlar, muhakkak ki biz, sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanıyasınız diye sizi şubelere ve kabilelere ayırdık…” (Hucurât, 49/13) buyurmuştur.

İnsan zihninin arka planını çözümleyebilmek dilin işleyişini anlamak ile doğru orantılıdır. Dil yetisi ise düşünmek ve gülmek gibi insanı insan yapan özelliklerinden biridir. İnsanlar bu dil ile birbiriyle iletişim kurarlar ve birbirlerini tanırlar. Binaenaleyh, insanların kullandıkları dillerin birbirinden farklı olması birinin diğerinden daha faziletli olduğu anlamına gelmez. Bunu test edecek bir ölçütte ölçüde yoktur. Mesela Arapça’nın zengin bir dil oluşu bütün dillerden daha üstün olduğu anlamına gelmez. Çünkü Kur’ân başka ayetlerde herhangi bir dil belirtmeksizin bütün dillerin Allah’ın birer ayeti olduğunu belirtir.

Peki ama insan denen varlığa niçin konuşma özelliği verilmiştir? Ya da insanda neden bir konuşma istidadı var da mesela hayvanlarda neden yoktur? Hayvanlar yuvalarını, yavrularını, düşmanlarını, rızıklarını bilebilirler, hatta bazı hayvanlar bazı kelimeleri ezberleye bilirler, en vahşi hayvan bile kısmen eğitilebilir vs. vs. Mamafih hiçbir hayvan insan gibi konuşamaz neden?

Bu hayvanlar hiçbir zaman ezbere söylediklerini bu kelimelerin ne anlama geldiğini, manalarını bilemezler. Mesela kitap kelimesini ezberleyen bir hayvana eğer bu kitaptır diye başka bir nesne öğretilmemişse bu takdirde hiçbir zaman kitabın ne olduğunu kavrayamayacak ve size bu kitaptır diye bir şey gösteremeyecektir. Ve kitabın anlamı üzerinde söz söyleyemeyecektir. vs.

Hayvanlar refleksif düşünemezler. Yani bildiğini bilmezler. Mesela, acıktığı zaman yemek yerler ancak yemek üzerine geri dönüş yapıp mesela bu yemeği ne zaman, ne şekilde, nerede yemeliyim? Gibi düşünemezler. Ya da mesela kırmızı et mi yesem beyaz et mi? Balık ızgaramı, ya da nohut mu? vs. gibi düşünemezler. Yani kısaca hayvanlar hiçbir zaman refleksiyon yapamazlar. Annesi veya yavrusu ölen hayvanlar bile en kısa sürede bu acılarını unuturlar.

Hatta bu özellik –Refleksif- Meleklerde de yoktur. Onlarda emrolunduklarının dışına çıkamazlar. Verilen emredilen tesbihatlarını yaparlar. İşte insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli özelliği yalnızca iradesi olması ya da şuuru olması veya aklı olması değil tüm bu özelliklerinin yanında refleksiyon yapabilmesidir. Yani insan bilir bildiğini de bilir. Zaten ilimde bildiğini bilmektir.

Binaenaleyh, mantık, konuşma, söz söyleme sanatı demektir. Nutuk’ta, söz, söyleyiş, söz söyleme yeteneği demektir. İşte varlıklar içinde konuşma yeteneği –mantığa- yani düşünme yeteneği ve düşündüğünü telaffuz etme ve bu düşündüğünün üzerine geri dönüş yapıp tekrar düşünme yeteneği yalnızca insanda vardır.

Onun için “insan konuşan hayvandır.” denir. Ancak buradaki konuşma meleklerdeki ya da hayvanların bazı kelimeleri ezberleyip telaffuz etmesi gibi değildir. Akla uygun, düşünerek, bilerek konuşmak bildiğini bilerek konuşmasıdır. Burası çok önemlidir. Yani refleksiyon yapabilmesidir. Kısaca bunun adına mantık denir. Bu mantığın kelimelere dönüşmesine de nutuk denir. Yani hayvanın nutku yoktur. Ama insan nutuk sahibi bir varlıktır.

Fihi ma fih, “a kardeş, sen o düşüncesin ancak;

Ondan başka neyin varsa kemiktir, kıldır.”

Bu meseleyi çok güzel ifade eder. Bizi hayvanlardan ayıran en önemli özelliğimizdir, nutuk.

Ya da Pascal. “İnsan, düşünen tek hayvan değildir, ama bir hayvan olmadığını düşünen tek hayvandır.” der.

İlk olarak insanlar konuştuklarına göre değerlendirilir. Buna göre kıymet alırlar. Eğer düşünceleri iyi ise mutlaka hakkında müsbet düşüncelere, görüşlere sahip oluruz. Ancak iyi değilse düşüncelerimizde o oranda değişiklik arz eder. Kişinin kıymeti de o nispette olur. Kişinin düşüncesi eninde sonunda ya kelimelerine yansır bu şekilde konuşur ya da fillerine yansır ve filleriyle konuşur. Onun için kişi kıymetini, değerini merak ediyorsa mutlaka düşüncelerine bakması yeterlidir.

Aristoteles, insanda üç temel faaliyet bulunur der, bunlardan birincisi “bilme”, ikincisi, “eylemde bulunma”, üçüncüsü, “yaratma” etkinliğidir. der. İnsan öncelikle akla sahip bir varlıktır.

İşte insan her şeyin hakikatine ulaşmak istiyor mesela “ölüm” öldükten sonra ne olduğunun hakikatine, Tanrı’nın hakikatine, hak, doğru, güzel, etkileyici, nezih konuşmanın hakikatine kısacası insan bu dünyada her şey hakikatini arıyor. Mesela, Ben Kimim? Nereye Gidiyorum? Sonum Ne Olacak? Bu Dünyada İşim Ne? Bu sorulara makul mantıklı, ikna edici cevaplar bulmadığı sürece hakikate ulaşamıyor.

Ancak bu hakikate ulaşmak her insan için mümkün, çünkü insanlarda istidad, yetenek, kabiliyet var. Ve insan bütün kemalâta müstaiddir. Mamafih iktidarı cüzi, ihtiyarı sınırlı, istidadı yetenekleri muhtelif ve çeşitlidir. Arzuları mütefavit, derece derece, birbirinden farklı olduğunun yanında bir diğer cihet insanın bu yaşamında önüne başta heva, nefis, arzular, hastalıklar, ihtilaller, infialler, kendi çıkarını düşünme, menfaat, makam, aşk, deprem, ölüm vs. vs. gibi perdeler ve berzahlar, geçitler, tüneller, dereler, köprüler, derin kuyular, cazibedâr işler vb. önüne çıkıyor. Ve tüm bunların içinde insan hakikati taharri ediyor, araştırıyor, arıyor. İşte insanlar bazen aynayı hakikat zannedip ona yapışıyor, bazen eline çamur bulaşıyor onu hakikat zannedip, miskü anber zannedip eline yüzüne bulaştırıyor, berzahlarda kaldığı zaman hakikate ulaşamıyor.

Mesela, insan nedir? Sualinin cevabı adeta insanlar kadar olması bunu göstermektedir.

Mesela, eğer bir kişi insanı sıradan basit bir varlık olarak tanımlarsa, O insanlara bağırır, tehdit eder, döver, söver, kaba davranır, insanları korkutur ve insanların hak ve hukukunu ziruzeber eder. İşte bu filleri insan düşünmeden yapmaz, bilakis bilerek yapar.

Onun için arif olanlar “İnsan Sözü Kadardır.” Ne güzel söylemişlerdir. İnsan sözü nispetinde insandır.

Kişinin insan olup olmadığını ağzından çıkan kelimeleri ele verir. Medeni bir insan olup olmadığını ilk olarak kelimelerinden anlaşılır. Nutuk onun için insanı ya insan eder ya da hayvan eder.

وَقُلْ لِعِبَاد۪ي يَقُولُوا الَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ يَنْزَغُ بَيْنَهُمْۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ كَانَ لِلْاِنْسَانِ عَدُواًّ مُب۪يناً٥٣                            Kullarıma söyle, (inanmayanlara karşı) sözün en güzelini söylesinler; çünkü şeytan aralarına girer. Kuşkusuz şeytan insanların apaçık düşmanıdır. ﴾İsrâ Suresi,53﴿     Vesselâm.

Mahlas: RUMUZİ

 

Yazar hakkında

remzi asılsoy

remzi asılsoy

Yorum yaz