Deneme

Son Seyirler

Kitaplığın üst ve tozlu rafından aldı  herhangi bir şiir kitabını.
Kalbinden bol aşk acılı olsun diye geçirdi.
Hani satırlarının göz yaşartıcılı olanından!
Okurken aklı kapana kısılsın, gönlü haşere çocuklar gibi bir o yana bir bu yana zıplasın dursun istedi. Çantasına  attığı vakit,  sonbahara yakın olsun istedi .
İçinde vadesini doldurmak üzere olan bir Japon gülü kurumaya yüz tutsun.
Öyle ki okuma vakti gelince hazanın sarı yapraklarına yaraşır olsun.

Üzerinden denizin mavisi , yaprağın yeşili , sıcak akşamların koyu siyahı , aşkın kırmızısı  bütün aidiyetleriyle geçti .
Yaz bitti , son oldu , son bahar oldu .
Bir de aşkın larciveti geçsin istemişti; yarısı  oldu yarısı olmadı .
Aşk yarım kaldı .
Sonu oldu aşk baharı bulamadı.
Sonbahar oldu .
Hangi aşk ilk aştı ve baharı bulmuştu?
Çiçek açan sahici aşk mı vardı? İlkbaharı görmüş  geçirmiş olması istenilen  kaçıncı aşk umuduydu?

Sonbahar geldi , çattı .
Çattı kaşlarını bütün canlı renklere .
Kızdı , esti gürledi!
Avazı çıktığınca bağırdı!
Küstü güneşe , bir kaç aylığına . Sanki küsmelerin vadesi varmış gibi küstahça.
Güneş bahara küsken yaklaşabilirdi guruba.
Tulu ettiğinde  hazan bitse ebedi bir küslük olmayacak  mıydı ?
Asık suratlı bütün günlerini toplayıp geldi sonbahar.
Huzuru yerinden kaldırıp gönderecek yağmurları vardı elbette.
Hırçın kızın saçlarını, ondan daha hırçın savuracak rüzgarlarını  aldı bir de .
Ay’ın yüzüne birkaç kara fırça darbesi vurmayı da unutmadı .

Ara sokaklardan caddeye uzanan bir ses geliyor .
Ne çok benziyor sonbaharın sesine. Kızgın ama çok kırılgan.
Milyon parçaya bölünmüş cam parçalarının her biri gibi keskin. Çaresiz.
“Ben seni sevdim, sevdim sadece sevdim !” diyor bir kadın .
İçinin  dağınıklığı saçlarına vurmuş bir adam son çare “hislerinize güvenir misiniz?” deyip uzun bir muhabbeti açmanın peşinde .
Genç ve güzel bir kız , paçaları ıslak halde farkedilme çabasıyla boynundaki şalını düzeltiyor .
Cami avlusunda bir ihtiyarın gözleri  bastonunu koyacak yer  ile birlikte eskiyi arıyor .
Simit kuyruğunda bir çocuk güzden  anladığı tek şeyden kaçıyor ;yağmur ıslatıyor omuzlarını .

Çantasına uzandı , vakti gelen şiirleri kucakladı .
Gözünün önünden bir kaç dakika önce geçtiği yol manzaraları geçti. Okuduğu Tanpınar  dizeleri  müziği  olsun istedi  gördüklerinin:
“Durgun havuzları işlesin bırak
Yaprakların güneş ve ölüm rengi
Sen kalbini dinle ufkuna bak
Düşünme mevsimi inleten rengi
Elemdir mest etsin ruhunu
Esen rüzgarların durgun ahengi
Yan yana sessizce mevsimle keder
Hicrana aldanmış kalbimle gezin
Esen rüzgarlara sen kendini ver “

Yazar hakkında

Nihayet Deniz

Yorum yaz