Deneme

Sadece kendisi Gibi: Adalet Ağaoğlu

ÖSYM sınavında Mabel Matiz ile ilgili soru çıkınca bazları şarkıcıya hücum etmek için bunu fırsat bildi. Ben Matiz’in şarkılarını keyifle dinliyorum. Adalet Ağaoğlu’nun yaşayışı, TİP’li oluşu da bazılarını çok ilgilendirir. Ben ise bu yarı Boşnak kızının eserleri, fikirleri, yazıp söyledikleri ile ilgilenirim.

Ağaoğlu 91 yıllık hayat yolculuğunda sadece inandığı gibi, sadece kendisi gibi yaşadı. 13 Ekim 1929 tarihinde Ankara’nın Nallıhan ilçesinde doğdu. 1950 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu.

İlk defa 1946 yılında Ulus gazetesinde tiyatro eleştirileri yayımlayarak yazarlığa başladı. 1948-50 arasında Kaynak dergisinde şiirleri yayımlandı.

İlginçtir ki oyun yazarı, öykücü ve romancı Ağaoğlu yazarlığa tiyatro eleştirileri ve şiirleriyle başlamıştır.

1954 yılında arkadaşı, sevgilisi mühendis Halim Ağaoğlu kendisine evlenme teklif edince, “Ya boşver böyle resmi işleri, bizim birlikteliğimizden devlete ne, bir imza ve defter mi bizi birbirimize bağlayacak?” diyerek, resmi bir görevli karşısında yapılacak resmi bir töreni reddetmişti.

Halim onu babasının hafızlığı ile avlamış, “Babanın kalbine iner, adamın ölümüne sebep olursun” diyerek onu nikâh memurunun karşısına oturtabilmişti.

Eşi Halim ile 64 yıllık bir beraberlikleri oldu. Evlenirken Halim’e çocuk istemediğini söylemişti. Halim de sevdiği kadın için buna razı oldu. (Bugün erkek çocuk doğurmadı diye karısını aşağılayan, gözü başkalarında olan adamların kulakları çınlasın)

64 yıllık Ağaoğlu beraberliğine bakınca gördüğüm en temel noktalar; beraber okumayı, beraber gezmeyi, beraber çılgınlıkları hiç bırakmamaları ve Halim’in Adalet’in özgürlüğüne ömür boyu saygı duymasıdır.

Adalet Ağaoğlu zor bir kadındır. Özgürlüğüne, bağımsızlığına düşkündür, okumayı, yazmayı ve seyahat etmeyi hayatının merkezine almıştır. Bir röportajında “Günde bir paket içtiğim sigarayı bile bıraktım, ama okumayı ve yazmayı hiç bırakamadım.” demişti.

Ağaoğlu yapılan bir sınavla Ankara Radyosu’na girdi. Burada 1951-1970 yılları arasında çalıştı. Kuruluşundan sonra TRT’de program uzmanı ve daire başkanlığı gibi görevlerde bulundu. Pek çok kimsenin özendiği TRT Radyo Dairesi Başkanlığından, kurumun özerkliğine, bağımsızlığına el konulması, özgürce program yapabilmeleri engellendiği gerekçesiyle istifa etti.  (Bugünün TRT’sini bu tavır ile hiç düşünemiyoruz) Oysa o TRT’ye hayatının en güzel yıllarını vermişti. TRT Ağaoğlu’nun hayatta olmak istediği tek yerdi. Bu istifadan ve 1970′den bu yana da yazarlıktan başka hiç bir işle uğraşmadı.

Yine ülkemizin bir uğursuz darbeye maruz kaldığı günlerde Ağaoğlu’nun karşı komşusu Ziraat Fakültesi profesörü bir hanım kapısını çalar. Elinde harika bir Tolstoy fotoğrafı vardır:

“Adalet Hanım, böyle şeylerden sizde çok vardır nasıl olsa. Bunu da alır mısınız? Bir konferans için gittiğimde işte orda armağan etmişlerdi de…”

Orası dediği SSCB’dir. Ve Profesör bayan evine yapılacak bir baskında suç aleti olan Tolstoy’un fotoğrafı ile yakalanmaktan korkmaktadır. Ağaoğlu bu harika fotoğrafı memnuniyetle ama buruklukla kabul eder.

Stefan Zweig yazma sebebini şöyle açıklar:

“Benim bir şeyi yeniden yaşamak için duyduğum bu hırsın nedeni, belki de geçmişteki şeylere sahip olamamanın, her şeyin bir ölçüde akıp gitmesi ve hayatımın, herhangi bir şeyle beslenmezse, kuruyup gidecek olmasıdır.”

Tanpınar Nurullah Ataç için, “Edebiyat yaşanacak tek şeydi. Şiirden, edebiyattan başka şey tanımazdı.” der.

Adalet Ağaoğlu için de edebiyat, okumak, yazmak; hayatının, evliliğinden bile önce gelen tek hedefi, ruhunun tek beslenme aracıdır.

Güle güle Boşnak kızı!

Bu dünyada doğru bildiğin gibi, sadece kendin olarak var oldun, baskılara boyun eğmedin, kendi istediğin gibi yaşadın.

Ağaoğlu’nun tabiriyle:

“Karar zamanın bu Adalet. Dalganın kırıldığı zaman… Şimdi müthiş bir özgürlük duygusu içindeyim. Ama özgürlük bedava değil. Hayatın en pahalı şeyi. Pahası oranında da değerli.

 

Yazar hakkında

Levent Bilgi

Levent Bilgi

Yorum yaz