Deneme Editörün Seçtikleri

Rayda Seyir

Bursaray ile eve dönerken Üniversite öğrenci grubu arasında kaldım. Karşılıklı koltuklarda oturuyorduk fakat birbirimizden kopuktuk; Nesil farkı, kültür farkı, bakış farkı, anlayış farkı, yaşayış farkı!
Acımak istedim. O yıllarda kendimi düşündüm acıyamadım, acı bir tebessüm çektim içimden. Adı üstünde delikanlı yaşlarda idiler. Ne söylenir, ne hatırlatılırdı; onlar ne anlar, nasıl yorumlar, nasıl yaşarlardı? Kuru nasihat neyi halleder, neye çözerdi?
Hem çevrelerinden farklı bir şey görmüyorlardı; gördüklerini, yaşanmışlıkları sergiliyorlardı tavırları, konuşmaları, hareketleriyle. Çok kimselerce de masumdu yaptıkları! Susmaktan başka yapacak bir şey yoktu; elimdeki kitabı okumayı döndüm, gömüldüm demek daha doğru.
Bir şeyler iyi gitmiyor, eğitim en başta. Biz öyle eğilmişiz ki bilmem eğitimimiz nasıl olur? Kim suçlu; kim suçsuz ki? Dedelerimiz mi, babalarımız mı, bizi idare edenler, bizden önce idare edenler mi? Bu çoraklık, bu erozyon; ne kadarını ne kadar farkındayız ve o farkındalıkla bir şeyler yapmaya çalışıyoruz; kaç kişi ile kaç kurumla?
Birilerini ihale edilmekle çözülecek bir problemle karşı karşıya değiliz. Sayılara sığınmak, görüntüye kanmak; kendimizi kandırmaktan başka bir şey değil!
Doldur boşalt anlayış, deneme yanılma arayış, miş gibi icraatlar; yetiştirdiğimiz gençler yollarda, sokaklarda, otobüslerde, raylarda. Estetik katili binaları kim yaptı, yapıyor?
Şehirde yaşayan olanları zaten görüyor, onu birisinin anlatmasına gerek yok. Aynı maçı aynı ekranlardan seyrediyoruz; bildiğimiz takım, bildiğimiz oyuncular, sonuç da ortada!
Ülke de öyle değil mi? Güzel olan güzeldir, güzel olmayan güzel olmayandır.
En büyük mesele insan olmak, insan yetiştirmek; en kalıcı ve devamlı başarı bu. Böyle öncelikli bir hedefimiz, projemiz, başlamış devam eden çabamız var mı?
Raydan dışarı mı seyredeceğiz veya kitaba mı döneceğiz olanları görmemek, duymamak, bilmemek için. Kimse sorumsuz değil ki bir yerlere kaçsın, bir yerlere sığınsın. Bahane üretmek, topu taca atmak; skoru değiştirmiyor, değiştirmeyecek de.
Bu coğrafyada, bu tarihi mirasla doğan hepimizin, her birimizin sorumluluğu ve o sorumlulukla yapacağı eylemler var. İster kanında delilik aksın, ister duruluk, ister o ırkın kanını taşı, ister bu ırkın kanını; nihayetinde etten kemikten insanlar değil miyiz?
Aklımız var kullanacak, kalbimiz var boşa doldurmayacak; ömrümüzü, hayatımızı boşa sarf et meyeceğiz. İnsan olma bilinci ile önce kendimizi yöneteceğiz; şehir, ülke, dünya sonraki şeyler.

Yazar hakkında

Hüseyin Eren

Yorum yaz