Deneme Editörün Seçtikleri

Kabul Olmuş Dualar Kadar Güzelsin

Herkes sevdiğine “Sen kabul edilmiş duamsın” demek ister. Ama her zaman öyle olmuyor işte. İnsan aceleci. Her şeyin zamanı olduğunu kabul etmiyor. Hemen olsun istiyor. Hâlbuki mevsimsiz çiçek açmıyor. Bebek rahimde dokuz ay kalmadığında eksik doğuyor. Hayatı boyunca eksikliğini hissediyor. Biz onu çok sevdiğimizden sezaryenle aldırmaya kalkıyoruz. Anneyi de, bebeği de kaybedebiliyoruz.
Duaların istenilen şekilde kabul olmaması büyük bir imtihandır. İnsanın Rabbine olan muhabbeti ve inancı sarsılabilir. Kalbi ürpermez, dili duaya gitmez. Öyle ki Habibimiz (asv) bile ürpermeyen kalpten, kabul edilmeyen duada Allah’a sığınır. Rabbim, dualarımın kabul edilmesinden beni mahrum etme, diye yalvarır.
Namaz kılan o an kiminle konuştuğunu bilmiş olsaydı yüzünü kıbleden çevirmezdi. (HŞ) Duadan maksat miraca yükselmek, Rabbimizle görüşmektir. Miraç sıkıntılı günlerde gerçekleşmişti. Boykot yıllarının ardından Ebu Talip gibi koruyucu ve Hz. Hatice (ra) gibi sevgili dünyasını değiştirdikten sonra yapayalnız kalan Habibini (asv) teselli etmek için Rabbi huzuruna almıştı. Arkasından hicret gelmiş, Medine’de yeni bir dünya kurulmuştu. O sıkıntılar yaşanmasaydı miraç gerçekleşmez, hicret uzadıkça uzar, Medine ufuklarda kaybolurdu. Sabret. Dualarım kabul olmadı, diye umutsuzluğa kapılma. Miraç yakında. Dünyada görmediğin güzellikler göreceksin.
Atlar ve ağaçlar her daim ayakta, kıyamda, namazdadır. Efendimizi (avs) miraca çıkaran bir attı. Kul namazda sabırla kıyamda durur. Sabrı at olur, miraca yükseltir. Ağaç başını eğmediği için meyvelidir. Başını eğme. Duaların kabul edilecek, sıkıntılı günler meyvesini verecek.

Sevenler birbirinin habibi ve tabibidir

Çocuk doktordan ilaç ister. Uygunsa verilir, değilse daha iyisi verilir. Sen çocukça şeyler istiyorsun Rabbinden. Vermeyince de küsüyorsun. Dilini duadan, kalbini habibinden (sevgili), ruhunu tabibinden (doktor) çekiyorsun. Rabbin seni senden daha iyi tanıyor. Neye, ne kadar ve ne zaman ihtiyacın olduğunu daha iyi biliyor. Gerekeni gerektiği zaman ve zeminde verecek, endişelenme.
Bediüzzaman ve talebeleri 1943’te Denizli Hapsine girer. Üstad, doğum vakti kadar kalacağız, der, bileti keser. Dediği çıkar. Dokuz ay on gün sonra tahliye olurlar. Hapis ‘Meyve Risalesi’ni meyve verir. İlk kez hapse Medrese-i Yusufiye adını verilir. Böylece Yusuf (as) bir daha dünyaya gelir. Bazen insan kendini hapiste gibi hisseder. Rabbini habib bilene tabib olarak Rabbi yeter. Dertlerden Yusuf (as) gibi bir deva doğar. Sevenler birbirinin habibi ve tabibidir. Birbirini Habib ve Habibe bilince Yusuf’lar dünyaya gelir. Her dert hafif gelir.
Yusuf (asm) dünyalar yakışıklısıydı. Rabbi, onu kendisi için yaratmıştı. Ne var ki Yusuf’un kalbi Züleyha’ya kaymıştı. Züleyha, Yusuf’un imtihanı olur. Sevenler kıskançtır. Rabbimiz ise en kıskançıdır. Yusuf’un kalbine bir kadının girmesini kabullenememiş, Züleyha’nın iftiraları eşliğinde saraydan zindana atıvermiştir. Yusuf zindanda Züleyha’dan Mevla’ya, Züleyha sarayda Yusuf’tan peygamber Yusuf’a erer. Yusuf peygambere yakışır izzete, Züleyha peygamber eşine yakışır iffete kavuşunca Rableri sarayda yollarını buluşturur. Her şey yoluna girmişken, Züleyha ile sarayda cennette gibi yaşarken Yusuf, Rabbinden Rabbini ister. Sana gelmek istiyorum, der. Duası kabul edilir. Rabbi Yusuf’unu yanına alır. Evet, asıl olan Züleyha ve saray değildir. İsteklerin gerçekleşmesi değildir. Asıl olan dünyadan geçip Rabbe erebilmektir. Değil mi ki dünya mümine rahat yeri değildir. Zindan dediğin nedir ki. Züleyha’sını yitirene zindan neylesin. Yusuf olana zindan neylesin.
Yusuf, Züleyha’nın isteğine karşı “Rabbim zindan bunların beni kendine çağırdıkları şeyden daha sevimlidir. Kurdukları düzeni benden uzaklaştırmazsan onlara eğilim gösterir, böylece cahillerden olurum” demişti. Dünya türlü zevkleriyle kendine çağırırken Rabbimiz duaya çağırıyor. Bana gel, diyor. Ne duruyorsun…

Habib ile Habibe!İşte duanın gücü!

Tarih Züleyha-Yusuf, Leyla-Mecnun aşkları ile doludur. Aşk dediğin beladır, kalu bela’dandır, en büyük imtihandır. Bazen dualar kabul olur, yollar buluşur, cennet köşkleri kurulur. Bazen de çıkmaz yollara varılır. Dünya kocaman taş olur olur üstüne üstüne gelir. Dayanacak duvar ararsın. Dua duvardır. Duvar tek başına örülmez. Dua tek taraflı edilmez. Habib ile Habibe birlikte dua edecek ki duvar örülsün, ev kurulsun, evlilik olsun. Dünya zindanından cennet bahçelerinden bir bahçeye girilsin. Yusuflar, Züleyhalar bahçelerde gezsin. Sabret duvar bitti. İş çatıya, yani Rabbine kaldı. İş Rabbe kalmışsa o işi olmuş bil.

Hz. Zeynep (ra) ve Hz. Zeyd’in (ra) evliliği

Efendimiz (asv), Ebu Talip’in kızıyla evlenmek istemişti. Fakat murad-ı ilahi başkaydı. Âlemleri kendisi için yarattığı biricik Hz. Muhammed’ine (asv) Fatıma’yı nasip etmemişti. Etseydi belki de Hz. Hatice (ra) gibi cennet hanımlarının efendisini vermeyecekti. Efendimizin (asv) fıtrat diliyle yaptığı duaya en layık Hatice’ydi. Fatıma bir peygambere eş olacak fıtratta değildi. Demek bazen peygamberler bile dualarının karşılığını burada alamıyor. Kim sevdiğinin arzusunu geri çevirir ki Allah Habibinin (asv) duasını geri çevirsin. Bu dünyada vermediyse ahirette muhakkak verecek.
Hz. Zeynep’in (ra) kalbi Efendimizdeydi (asv). Otuzbeş yaşına kadar içten içe, sabırla, sessizce beklemişti. Kim bilir ne dualar, ne adaklar etmişti. Bir gün Sevgili (asv) kapıda göründü. Gün bu gündü. Dualar kabul edilmişti. Bütün ailede bayram sevinci vardı. Hz. Zeynep’in kalbi yerinden çıkacak gibiydi. Ne var ki Efendimizin (asv) niyeti başkaydı. Hz. Zeynep’i Hz. Zeyd’e istemeye gelmişti. Hz. Zeyd azatlı köleydi. Hz. Zeynep soylu bir hanımdı. Peygambere eş olacak fıtrattaydı. Fakat murad-ı resulallah başkaydı. Hz. Zeynep ve ailesi büyük hayal kırıklığı yaşar. Aile usulünce bu işin olamayacağını hissettirir. Hz. Zeynep ise peygamber hanımına yakışacak şekilde davranır. “Allah ve Resülünün hüküm verdiği konuda siz bir söz söyleyemezsiniz. Ben Zeyd ile evlenirim.” Aşk budur. “Yeter ki O (asv) mutlu olsun. Ben her sıkıntıya razıyım” diyebilmektir.
Evlilik bir yıl sürer. İhtimal ki Hz. Zeynep dualarına devam etmiştir. Bir kadın için en zor şeyde kendini Sevdiceği (asv) için feda ettiğinden Rabbi ondan razı olmuş, dualarını kabul etmiş, sabrının neticesinde onu peygamberimize eş kılmış, nikâhını da göklerde kıydırmıştır. Nikâh haberi geldiğinde Hz. Zeynep elinde avucunda ne varsa üstündeki takılarla birlikte müjdeciye verir. Bilirim içinde bir Hz. Zeynep hüznü vardır. ‘Dualarım kabul olmadı. İşler her geçen gün sarpa sarpıyor’ diyorsun. Yusuf’u Züleyha’sına götüren yol zindandan, Hz. Zeynep’i Hz. Mustafa’sına (asv) götüren yol Hz. Zeyd ile evlilikten geçmişti. Müjde! Göklerden haber var. Çeyizi, takıları, hediyeleri hazırla. Duaların kabul edildi. Nikâhınız kıyıldı. Geriye düğün kaldı.

Yazar hakkında

Mustafa Oral

Mustafa Oral

Yorum yaz