Deneme

Gözbebeğimdeki Hale’m

Lapa lapa yağan kara inat sevda hasretime daha fazla dayanamadığımın farkına vararak çıktım çileli yol belalı sokak gam ve hüzün apartmanından dışarı… Çıktığım binanın dışarısındaki herşey sanki çok mutlu ve mesrur gibi bir hal yoktu elbette ama kimse bana bu uzun hasret yolculuğunun bunca dert ve tasadan ibaret olduğunu söylememişti… Ama kimse bana bu hasrete dert tasa ve gam ve hüzüne bu kadar çabuk alışacağımı ve bunları bana sevgiyi öğretenden ötürü seveceğimi de söylememişlerdi… Anlaşılan bunlar bana bir şey söylemeden beni şizofren kişiliğim ve çelişkili laflarımdan ibaret olan duygu ve düşüncelerimi salıvermişti sevda yollarına….

Çıktım dışarı sevdiğime varabilmek için sevdiceğime son kez sarılabilmek için… Yalandan yaptığım hasta ayakları ile kandırmayı başarmış patronumu iş ile bir başına bırakarak… Beni hastaneye gidecek diye salıveren patronuma minnet borcumu nasıl ödeyeceğimi de düşünerek sevdalıma koşmaya başlamıştım… Gidişim ilk değildi elbet ama ayaklarım yolu bilmezden gelircesine geri giderken kulağımda Cem Karaca nın seslendirdiği İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı şiiri çalmakta…

Gidişim ilk değildi ama belli ki son olacaktı..Ben hayatım boyunca iyi bir adam olmayı başaramamışken nasıl sevebilirdim ki bu kadar fazla… Delibal filmi geliyor aklıma… Delibalın fazlası zarar efsun diyordu orda… Gerçekten bir şizofrenin sevgisi de fazla. Bu sevgi insanı öldürür ama ben kıyamam sevdiğime dokunamam onun mükemmel tenine… Ben yapamam ona bu kadarını… Onu delicesine severken gidişimin tek sebebi ona bir daha beni görmemesi gerektiğini anlatmaktı…Zor bir işim vardı çünkü bu kadar mucizevi seven bir insan anlamaz bırakmazdı beni… Bundan dolayı bir kaç gün önceden beri işlediğim durumlar ile kendimden soğutma yöntemim başarılı bir şekilde işlemekteydi…Böyle bir zamanda bu kadar seven bir kadını bulamayacağım biliyorum ama benim yanımda oldukça daha fazla acı çekecek… Ben ona bal değil deli olurum bal değil zehir olurum….

Evet şarkı değişti… Çağatay Ulusoy mutlu sonsuz çalmaya başladı… İlk dinlediğimiz şarkı….
Sen benim Gözbebeğimdeki Halemsin…. Ama delibalın fazlası zehir ışığım…

Geldim yanına,beni görünce yağan kara inat gitmedin yanımdan… Sahi neden seviyordun beni?

-Hoşgeldin
+ Hoş gördük… Kısık ses tonu ile çekilen nefesler ve soğukluğun verdiği burnun kızarıklığı….
– Fazla vaktim yok…
+ Beş dakika yeterli beni dinler misin?
-Evet ne söyleyeceksin?
+ Sana hediye getirdim… Dedim ve elimi attığım sağ cebimden kare çikolataların yarısını verdim… Diğer yarısı kendime kaldı… İki ekmek yiyeceksek bile yarımşar yarımşar yerdik biz onunla.. Aynı ekmeği yiyebilmek için… Son yediğimiz çikolatanın da ayrı olmasını istemediğim için yaptım böyle bir işi…
Gülümsedi ay parçası yüzü ile…

+ Sana demiştim ya aklıma bir şey geldi artık ikimizde mutlu olacağız diye…
-Evet. Dedi kısılmış ses tonu ile… Devamını beklerken sözlerimin..
+ 20.11 . 2016 dan önce nasılsak öyle olacağız dedim… işe de gelmeyeceğim beni görme diye…
-Sorun sende değil biliyorsun benim dengesizliğimde… Derken kendine bile inanmadığını fark edemeyecek bir ses tonu ile söylemişti bu sözleri… Aslında çok iyi biliyorduk ikimizde sorun benim çelişkilerimdi…
+İkimizinde mutluluğu için bu şart. Dedim sinirli bir şekilde belki de beni bırakması için uğraştığının farkına varmaması için…
-Benim gitmem lazım…
+ senin ile bir alakası yok bundan emin ol…Hoşçakal….

Uğruna ağladığım ilk insan… Yoluna çok iyiler çıksın emi… Beni unutturanlar beni hatırlatmayanlar…

Geri dönmekte eve doğru gitmekteyim… Aklımda ne var bilmiyorum… Belki de bir insanın bana verdiği değeri hak etmediğimden mütevellit duyduğum vicdan azabı… Belki de kendimden soğutma yöntemlerimin çok ileri gitmesi… Gerçekten kalbini kırmak istemedim hiç bir zaman ama bana bağlanman doğru olan değildi…

Yolda iki kişi gördüm. Bu karda elleri kıpkırmızı olmuşken bile hala birbirlerinin ellerini bırakmadan yürüyen iki kişi… Karşıdan gelen bu iki kişiyi görünce durdum… Bana doğru gelişlerini izliyordum.. Karşıdan iki aslan gelmekte… Şu sevda yollarını hak ederek dolaşan iki aslan… Sadık ve fedakar… Kulaklığımı çıkardım durdurdum yolun ortasında…

+ Gençler size bir şey soracam çok kısa pardon dedim ve beklettim yolun ortasında…
-Efendim abi dedi erkek olan aslan parçası… Hayırdır bir sorun mu var ne oldu?
+Siz çok mu seviyor musunuz birbirinizi?
-Evet abi ben bu kız için ölürüm dedi genç adam…
+ Oğlum çok sevin lan birbirinizi. Hemde çok sevin… Derken sarıldım gözlerimden yaşlar akarken genç delikanlı sevdalıya…Hastalık ayırmasın sizleri dedim…

Gözlerimden akan yaşlar şu an bunları yazarken telefonuma damlayan yaşlar boşa gitmedi elbette… Ama herkes sevemez şizofreni… Sever de sevmemeli işin aslında… Keşke sevmeseydin beni bu kadar be Gözbebeğimdeki halem…Sana söyleyemedim ama bir şizofreni sevmemeliydin bu kadar…

Nasip….

Yazar hakkında

Mehmet Solmaz

Mehmet Solmaz

Yorum yaz