Deneme

Bir Delinin Asırlık Notları

Olan bizim güvene oldu diye geçiriyorum içimden . Bukalemunun bulunduğu ortama göre renk değiştirmesinin yanı sıra  bilinmeyen bir özelliği düşüyor aklıma :Gözlerinin birbirinden bağımsız hareket etmesi. Bir gözü sağda bir gözü solda iken karar veriyor avına . Endişeleniyorum , doğrusu bu . Birbirine bağımlı bir çift gözümüz var ama ava karar vermek imkansız. İnanç yok ya da eksik. Bir huninin içine sıkışmış hissi veren bu acayip güvensiz yer fazlasıyla sıkıcı artık. Her şeyin bir sonu var diye yeniden aklıma türlü düşünde üşüşüyor. Vakti kıyamet midir son mudur belli , besbelli ..

Biraz evvel sıkıcı mı demiştim ben? Çark etsem nolur ki (!) Çark edilen bi çok şey gibi araya sıkışır gider , yadırganmaz  zannımca . Ne sıkıcısı ne hali . Dünya o kadar küçüldü o kadar küçüldü ki herkeslerin ne yaptığından neredeyse aynı anda haberdar oluruyoruz . Ne kadar eğlenceli düşününce . Hoş biraz da tehlikeli . Hasetten çatlama tehlikesi var zira . Her evlilik haberinde, bir zengin aday daha gitti diye geçiriyorum içimden . Öyle ya yaşamanın anlamıdır bu . Başı göğe erdirmenin biricik yolu… Kalbe değen sevdayı çokça zamanımız olmadığından ivedilikle değerlendirmektir ki önemli .

Akıl sadece bu kısma kadar düşünmeyi tercih ediyor , akıllıca. Kadim bir sevgiye bağlama , daha da sonsuz olmaya varamadan düşünmeyi kesiyor .

Uzandığım yerden doğrulup bahçeye doğru küçük adımlarla ilerliyorum . Kızaran bir kaç domates ilişiveriyor gözüme . Almaya yeltenip eğildiğimde tadından evvel kokusu dokunuyor duyularıma . Bugünlerde böylesi bir gerçekliğe nasıl da  ihtiyaç var  diye iç geçirmeden edemiyorum . Elleri masaya vurarak yapılan konuşmaların bir çoğuna “hadi ordan” dedirten hissin peşisıra kalkıyorum eğildiğim yerden .

Hisli bir kaç adım atıyorum yeşillikler içinde . Hırkamın yere değmek üzere olan ucu takılıyor gözüme . Neyin şalaşlığı bu deyip gülüyorum kendi kendime . Etrafımı kontrol etmeyi ihmal etmeden . Deli demesinler diye

Kim?

Onlar

Onlar kim ?

Hani şu mahalle?

Hangi mahalle ?

Yüzyıllardır üzerimizde bıkmadan usanmadan baskı kuran şu mahalle yok mu canım ! Nasıl tanımazsın(!) Hani her şeyini büyük bir özenle ona göre ayarladığın, içinde Oneder Bune der’ in yaşadığı mahalle.

İçine gömüldüğüm  bu derin düşüncelerden  hırkamın ucu kurtarıyor yine, düşüncelere daldırdığı gibi . Bir dolabın içinde teşhir edileceği günü bekleyen birbirinin neredeyse aynı onlarca hırkayı düşünüyorum  . Hani  Oneder Buneder’in olmadığı bi mahalle olsa bitanesinin dışında almayacağım hırkalar , elbiseler, elbiseler … Abdullah zülbicadeyn (ra) düşüyor aklıma . Hani amcası müsaade etmemişti  Hz peygamberi görmeye gitmesini de üzerindeki elbisesine kadar almıştı mübareğin .Annesinin verdiği akıl üzerine salondaki kilimi ikiye bölmüş ve bu kıyafetle efendimizin sohbetine katılma bahtiyarlığına erişmişti.Bütün sosyal medya hesaplarından çok daha güzel bir yerde paylaşılıyordu kıyafeti . Ve beğenisi bütün beğenilerin üzerinde önem arz eden efendimiz tarafından beğeniliyor ,hem çift kilimli Abdullah hem de dua ile şehadet makamının sahibi oluyordu bu paylaşımla.

 

Dünyayı kurtaran(!)  bütün paylaşımlar , medya hesapları , kullanılmayan ama  ısrarla hava basacağı günü bekleyen ayakkabılar , zengin kocalar ( …)geliyor aklıma .Geliyor işte akılsız aklıma .

Gülüyorum

Deliyim ya

Gülüyorum kendi kendime

Yazar hakkında

Nihayet Deniz

Yorum yaz

1 yorum