Deneme

Bir arkasıyarın olarak İslamoğlu ile Yalan Rüzgarı

1__yo14Jui6XvxWg5Fhn7lqAFitneler cahilliğimizden besleniyor. Bediüzzaman’ın hayrı ‘vücudî’ şerri ise ‘ademî’ olarak tarif etmesinde böyle bir anlam derinliği de var. Ne ki ilmimizle dolmuyor, o cehlî boşluktan birisi bir fitne çıkarıyor, sınanıyoruz. Bilmediğimiz yerden gelen sualler en çok kalbimizi karıştıranlar oluyor. Mustafa İslamoğlu’nun da hadislere dair attığı iftiralar, tutar tarafları olduğu için değil, mevzua dair bilgimiz taklit seviyesinden tahkike yükselmediği için kafa karıştırıcı.

Misal: Bediüzzaman’ın da zikrettiği, ‘İmam Ahmed b. Hanbel rahmetullahi aleyhin bir milyon hadisi ezbere bilmesi’ meselesinden İslamoğlu şöyle bir fitne çıkarıyor: “Ahmed b. Hanbel eğer bir milyon hadis biliyorsa ve Müsned’ine de yalnızca otuzbin tanesini almışsa, belli ki dokuzyüzyetmişbinini atmıştır.”

Bunu söylerken de demek istediği şu aslında: “Ahmed b. Hanbel bile hafızasındaki dokuzyüzyetmişbin hadisi uydurma bulmuş, güvenmemiş, eserine koymamıştır.” Derslerini takip edenler bilirler: İslamoğlu’nun hadislerin sıhhatine yönelik şüphe üretmekte en çok kullandığı argümanlardan birisidir bu. Bir cerbezedir. Nasıl? Onun gözünde ‘eserine koymamak’ sağlıksız bulmakla eşdeğerdir. Demagoji de tam olarak burada başlar.

Bu yazıları karalarken bir yandan da İslamoğlu hakkında kim/ne söylemiş onları araştırıyorum. Onun fitne ürettiği konular hakkında sıhhatli bilgilere ulaşmaya gayret ediyorum. Maalesef dinî konularda avamdan ziyade bilgili değilim. Benzer şüpheler kalbine gelebilecek kardeşlerime mukni malzeme üretmeye çalışıyorum. Gerçi, Allah razı olsun, Ebubekir Sifil Hoca’nın bu tehlikeyi daha evvelden öngörmüş cevapları var. Ben de yeni yeni izliyorum. Ama bir tek Ebubekir Hoca’nın mı üzerine vazife bu iş? Daha fazlası olmalıydı ve olmalı. Ehl-i sünnete itikadına yönelik böylesi bir saldırıya daha fazla cevap üretilmeli/yayılmalı. Bu Nurcuların da bir vazifesi. Omuzlarımıza almalıyız.

Geçenlerde nette böyle arama yaparken Müsned üzerine de çalışması olan Muhaddis Şuayb el-Arnavut Hoca merhumun İslamoğlu’na verdiği cevapları gördüm.[1] Yukarıdaki iddiayı kendisine soruyorlar. Diyor ki:

“Yalancı bu adam! Hazret-i Peygamberin hadisleri Ahmed b. Hanbel, Buharî, hepsininki beraber tekrarlarla kırkbine ulaşmaz. Bu söz, hadislerin rivayet edildiği yolların sayısı olarak anlaşılır ancak, hadislerin sayısı olarak değil. Yani mesela şu hadis on yoldan rivayet edilmiş. Âlimler bunu on hadis olarak saydılar. Oysa aslında birtek hadistir. Şayet bu adamda ilim olsaydı, böyle şeyler söylemezdi. Hadislerin birçok rivayet yolları vardır. Bazen bir hadisin on tariki olur. Bazen yirmi olur, bazen otuz olur. Fakat buna otuz hadis denmez ki! Buna birtek hadis denir. Allah Resulü aleyhissalatuvesselamdan rivayet edilen hadis en fazla yirmibeş veya otuzbindir. Bu adam yalancıdır.

Başka bir videosunda ise Mustafa İslamoğlu’nun kendisine yaptığı iftiraya daha sert bir cevap veriyor: “Birtek hadis bile atmadım. Eğer Türkiye’ye gitme imkanım olsa, bu adamla görüşür ve derdim ki: ‘Gel dua edelim beraber. Allah’ın laneti yalancının üzerine olsun. Kim yalan söylüyorsa, Allah’ın laneti üzerine olsun.'”

Fitneciyi görüyor musunuz? Şapkadan ne tavşanlar çıkarıyor. Sen, avamın bilgisizliğinden faydalan, önce bir milyon hadis ezberini herbiri farklı hadismiş gibi bize yedir, sonra onları koymayışını da koymadıklarını ‘uydurma bulmak’ diye bize yedir, sonra bu ellerden bize ulaşan dinî ‘uydurulmuş din’ diye bize yedir. Allah fitnecinin matruşka tabiatlısından korusun. Açtıkça içinden başka bir şeytan çıkıyor. Cerbeze budur işte. Elinde hakikat olmayanın kırık ayaklı sandalyeleri birbirine yaslayarak yalanını ayakta tutma çabasıdır.

Demek ki ‘demediğini dedirdiği’ ilk kişi Bediüzzaman değilmiş. Adamın ahlakı böyle imiş. Mesleğini birilerinin ağzından yalan söylemeye, bilgileri çarpıtmaya, olmayan şeyleri oldurmaya vakfetmiş. Tıpkı Mustafa Özcan Hoca’nın İslamoğlu’nun Şatahatları yazısında dediği gibi: “Tutarsızlıklar bir meşrep veya mezhep olursa bu ‘İslamoğlu mezhebi veya meşrebi’ olabilir.” Öyleyse, bu adam olsun, bir başkası olsun, İslamî konularda daha fazla bilgi sahibi olmak ve ortaya çıkan sorulara dair hakikatin aslını araştırmak hepimizin vazifesi ve ödevi olmalı. Mihenge vurmadan kalpte sokmamalı. Şer ademden bahsediyor. Eğer boşluklarınız varsa fitnenin oralardan nemalanması doğal.

Hayret kere hayret. Adam gözümüzün önünde Yalan Rüzgarı dizisine İslamî uyarlama yapıyor. Doğruyu bilip yüzüne tükürür gibi söyleyenlerden de çekinmiyor. Nisan yağmuruymuş gibi şükrediyor. Eh. Susarak da fitne söndürülmez ki. Sükûtu, merhametten değil, ikrardan sayıyor bu insafsızlar. O halde elbette dilimiz/kalemimiz döndüğünce cevaplar vereceğiz. Verecek cevabımız yoksa arayacağız. Allah bu ümmeti âlimsiz bırakmaz. İzlerini bulacağız. Tevfiki Erhamürrahimin’den isteyelim arkadaşım.

[1] İzlemek isteyenler için: https://www.youtube.com/watch?v=4hGNuxT4_es#t=213

Yazar hakkında

Ahmet Ay

Ahmet Ay

Yorum yaz