Deneme Hikaye

Bazı Şeylerin Kırılması Makbuldür

Ya birinin yüreğine ulaşamazsak?

Gözyaşları çok iyi çare diyorlar. Sen ağlarsın o da ağlar, sonra bir bakarsın yüreğini bir tabağa koymuş sunmuş ve sana naifçe ulaştırmış. Peki bu yetmezse… İnsanların klişesi, sesinin duyuramadıkça birinin yüreğine, o ses karşındakinin yüreğine gidebilsin diye o yıllarca karşısındakilerin kurduğu duvarın ardına bağırmaktır. Ben daha çok gözyaşları insanıyım sanırım. Eğer sen kalbini saklayacaksan empati yeteneğinin de var olduğunu varsayarak ben de kalbimi sonuna kadar açarım ki sana, kendini fark etmeden duvar kırmak için hazır bir inşaat işçisi olarak bulasın. Lakin bu tehlikelidir. Kendini basit bir konuşmanın içinde savunmasız bırakabilirsin ve herkes de iyi insan olacak diye bir şart yoktur. Senin kalbini açmak için etrafında kırdığın duvarlardan bir duygu ordusu geçip yüreğini işgal edebilir, umudunu esir alabilir.

Diyelim ki bir yaranız var ve anlaşılabilmek adına o delik deşik yaranızı birine açtınız. Yapabilirsiniz denk gelebilir, insanlık hali. İnsan neleri yapmak zorunda kalıyor! Sonra o pamuk ipliğine bağlı yüreğinizi, o üflesek dağılacak yapboz parçalarını beni ne olur anla diye birinin önüne sundunuz. Hayır, üfleseydi de yıkılırdınız ne gerek vardı ki dağlamasına, sizi yıkmak için bu denli emek sarf etmesine ne gerek vardı ki? Peki şimdi ne yapacaksınız? Eğer bu metodu daha önce insanlarla iletişim kurabilmek adına kullandıysanız ve iyi sonuçlar aldıysanız, daha önce işe yaramış bir şeyin şimdi işe yaramaması ile daha çok da üzüleceksiniz. Şimdi göz ardı edemeyeceğiniz kadar yanan canınızı ne yapacaksınız?! Kimseye güvenmeyesi nasıl da gelir insanın o an. Alıp kalbinin etrafına toplu konut dikesi… Nasıl da haklı hisseder insanın yanan yüreği…

Ama…

Kalbini bir daha kimseye açmamaya değmez insanoğlunun tamamı. Bir nevi insanın bu niyetlendiği intiharı, dünyanın kendinden gayrı kalanına hiç tesiri yoktur. Sadece seni etkiler. İsmet Özel’in dediği gibi intihar insanlığın geri kalanına yönelik ağır bir suçlamadır. Bu mesajı verebileceğin tıynette insan olmadığından da dolayı kalbini kapatmanın zerre lüzumu veyahut anlamı yoktur. İnsanın kendi kalbini birilerine açıp kapatma meselesi, ailesiyle arkadaşlarıyla paylaştığı kalbi yine insanın kendiyle ilgilidir. Bu süreçte insan kırılmaz mı? Kırılır.

Bazı şeylerin kırılması makbuldür.

İnsanın canı dağıla dağıla devam eder, e malumumuz ecel gelmeden şu dünya denen illetten çıkış yoktur. Nasıl oynarsan oyna, bu oyunun nasıl bittiği oyunu oynadığın sürece muammadır. Kırılmayı bırakacak kadar yandığına inansan da bir duvar yapsa da dünyadaki bütün müteahhitlere nispet, kazanabildiğin tek şey duvarların üzerine üzerine geldiği hissidir. E o denli duvar dikersen, bu mübarekler gelmelik üzerinden gayrı ne bulabilirler?

Hem eğer birine açtığın kalp canını yaktı diye vazgeçecek olursan, senin yaşadıklarını başkalarına yaşatmaz mısın ileride? Sen çektin diye onlar da mı çeksin? Gerçekten yandıysa canın, bütün kalbinin yarası adı altında topladığın bütün acıların diğer insanlar tarafından çekilmiş olanlarını da talep edersin ki bir daha kimse şu canımın yanmasına benzer bir şeyi içinde biriktirmesin. İnan gücüm yetse bu kalbimi dağlayan şeyi bütün yüreklerden toplarım da bu acıdan dünyada bir Allah’ın kuluna bile kalmaz. Lütfen ne olur, sen canın yanınca aynı şiddette başkasının da canı yansın isteyenlerden birisi olma!

O halde asıl konuya dönecek olursak, kalbini birine açtığında canın yanınca, karşındakinin duvarlarından ötürü, tası tarağı toplayıp inşaat sektörüne girişemezsin, yoksa sana olan senin vesilenle diğer insanlara da olmaya devam edecek.

Bize, yüreği olan bize, yandığımız yerden yakmak yakışır mı?

Canın yandığında kaçmamak zorundasındır ya, defalarca söyledim, yapması zor söylemesi biraz daha kolay şu şeyin kaynağını anlatmadan edemeyeceğim. Israrla sana acı veren kalbini ısrarla kullanmayı ben göz göre göre öğrendim. Hayat tecrübesi diyelim. Canın yandıysa bugün, yarın neden bu canının yandığı yeri ciddiye alasın ki? “İnsanlara inanmak” denen o laneti denen bırakasın? Değil mi? Bugün aha da şu gördüğünüz garip tip yüzünden yanmış canın var diye yarın hak ettiklerini bilsen bile bütün insanlığa ulaşamasınlar diye toslamalık beton kitlemek nasıl da insanın aklına gelir ki? Değil mi? Nasıl güzel bir öğretmenim olmuşsa benim neredeyse yirmi dört boyunca, bana yüreklere ulaşmanın ısrarını öğretmiş. Tabi ben dersleri çok ciddiye mi almadım, yoksa bu okul ben yirmi dördüme varmadan bitebilir’i mi anlamadım bilinmez, söylenenleri, hissedilenleri biriktirmekten gayrısından kaldım. Nasıl başarılır bu, anlatmaya inan hissim yok da sonuçlarına dair bilgim var. Bak demişti bir keresinde mesela canımın içi:

“Biri seni kırdı mı, üzdü mü,

Israrla ona gidecek, yüreğini bir daha ısrarla açacak sensin,

Mesela beni bu hep üzerdi,

Sonra da şu kişi bana küserdi

Hep ona giden bendim,

Giderdim üzerdi beni,

Ben yine de giderdim.”

Sanırım tam içimde öfke varmış, içim hep şunları söylermiş:

Biri kırdı mı beni, daha da insan görürse yüreğimi iki olsun.

 

Ama içimin mezarlığında bir türlü gömemediğim, içimin biraz üzerine nasıl da güzel işlemiş sükuneti. Tam içimden çıkan, canım yanınca dünyanın tamamına haykırmaya niyetlenecek, haykırırken de duygularına esir düşüp kırabildiği kadar kalbi yanında götürecek o söz öbeği, çeyizim için işlenmiş güzel şeylere çarpıyor, mecbur çarpacak bu, kalbim gibi.

Bana da kalacak, öğrendiğim kişinin hürmetine, şu kalbin her kırılmasına kabulümdür demesi…

 

 

Yazar hakkında

Rumeysa Kaya

Yorum yaz